Muğla’nın ana sektörlerinden biri mermer - doğal taş sektörü.

Hamle grubu olarak son yıllarda sektöre tanıtım ve pazarlama alternatifleri sunarak çok mesai harcama ve bilgi alma fırsatımız oldu. Muğla’mıza kazandırdıklarının yanı sıra yaşadığı sorunları da tecrübe ettik. Milyon dolarlık yatırımların uluslararası bir pürüzden nasıl darbe aldığını, altyapı sorunlarını, işçi teminindeki aksamaları hep beraber yaşadık.

Ne yalan söyleyeyim mevcut şartlarda böyle yatırımları Muğla’ya yapmak yürek ister. Bir kere lojistik çok zor. Güzel memleketimiz her yere uzak. Israrla söylediğimiz altyapı yetersiz. Organize sanayi bölgeleriyle ilgili çalışmalar olsa da hala yok. İş gücü arzı yetersiz.

Pandemiden ekonomik çıkmazlara ve hatta savaşlara kadar bin bir kaosun hüküm sürdüğü şu yıllarda gözünü karartıp Coante firmasıyla kuvars yüzeyler üreten ve Muğla’ya büyük değer katan Ermaş Ailesini ve bu gibi müteşebbis kişileri ayrıca tebrik ederim. Bu çılgınlık sadece Muğla sevdasıyla açıklanabilir.

Arazi maliyetlerinin yüksekliğinden tutun da bazen haklı bazen abartı ‘çevreci’ eleştirilere kadar hatta dönem dönem yerel yönetimlerin hatalarına bile göğüs geren Anadolu Aslanları şükürler olsun ki pes etmiyor.

Gelelim yuvamıza yani hepimizin ortak değeri olan çevre bilincine.

Geçenlerde Göktepe civarında başlayan uzun süredir aksamış olan yol çalışmasını memnuniyetle öğrendim. Yolu o bölgeye düşmemiş olanlar bilmezler uzun ve virajlı bir yoldur. Ulaşım sebebiyle civar köyler gençsiz kalmış ve merkez mahallelere göç vermiştir.

‘Çevrecilerin’ iddia ettiği gibi Muğla’nın muazzam güzellikte bir alanıdır Göktepe. Ormanları, vahşi yaşamı, havası ve suyuyla korunmalı. Korunmalı da nasıl korunmalı?

Daha dün gibi yaşadığımız o büyük orman yangınları. Havadan karadan müdahaleler, yer ekibinin ve gönüllülerin muazzam çalışmaları. Hatırlar mısınız maden ocaklarının ve fabrikaların iş makinalarını? Şirketlerin tankerlerini, tırlarını? Bu coğrafyada yaşamını sürdüren işletmeler üzerine düşeni yapmıştı. Belki bir iki firma sağır dilsiz olmuştur bilmiyorum. Ama sahada yüzlerce makine madencilerindi. Her bir ocak yangına müdahale noktası gibi çalıştı. Vatan ve orman sevgisi deyin ya da işyerini muhafaza eden sermaye gayreti olsun fark etmez. Sonuçta tesisler yangın savaşında fark yaratmıştı.

Bu demek değil ki her yere maden ruhsatı verilsin, bütün işletmelere ve fabrikalara izin verilsin. Ama tartıyı iyi ayarlamak lazım.

Biraz önce verdiğim yangın örneğinde olduğu gibi alevlere sadece yollarda etkili mücadele verilebildi. Marmaris Milli Park alanlarındaki yol eksikliğinden dolayı müdahaleler yetersiz kaldı. Ben bu durumu şuna benzetiyorum, yangın şeritlerini açarken kesilen ağacın suçu ne? Şeritler olmasaydı orman kalır mıydı?

Yol medeniyettir. Hastaneye birkaç dakika erken varabilmek, iş yerine, hele soğuk sabahın ilk saatlerinde küçücük yaşında okula yola çıkmak ne zor. Yüksek rakımlı köylerde yaşamak inanın sanki Muğla değilmiş gibi. Sular donar, kapıdan çıkarsınız hava insanı keser, basit ihtiyaçları bile temin etmek buzlamış yollarda onlarca km demek. En masum sebep ise 15 dakika daha uyuyabilmek bazen bir çocuk için ne büyük lüks oluyor? Bu yapılan yol 54 km mesafeyi 34 km’ye düşürüyor. Gidiş dönüş 40 km. Yolun virajlı yapısı ve iklim şartları değerlendirildiğinde yaklaşık 45 dakika yapar. Haftanın 6 günü git-gel desek yıllık 243 saat yani 1 yıllık ömrün 10 günü tasarruf oluyor. Bu beşeri durum.

Allah korusun başka bir yangından ama ya olursa? Yapılan yolun zararı olmaz arkadaşlar.

Yolun maden ocakları için açıldığı iddiası var ben bunu cevaplayacak siyasi makam değilim ama şu var, bölgenin maden-mermer ocaklarının moloz diye nitelendirdiği ve lojistik şartların zorluğundan dolayı ekonomiye kazandırılamayan bir malzeme var. Yoldan sonra zannediyorum katma değer yaratacaktır. Buna da neden karşı çıkalım?