Hafta sonunda Muğla’da önemli bir şampiyona yaşandı:
Türkiye Oryantiring Şampiyonası.
Muğla'da düzenlenen Türkiye Oryantiring Şampiyonası Şehitleri Anma 2. Kademe Yarışları hafta sonunda 23 Aralık’ta Ula’da, 24 Aralık’ta Menteşe’de gerçekleştirildi.
Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından şampiyonaya katılan 50 kulüp ve 1200 sporcu Muğla’da 2 gün kıyasıya yarıştılar.
Bir gazeteci olarak bu çok önemli yarıştan tesadüfen haberim oldu. Her hafta sonunda olduğu gibi Cumhuriyet ve Recai Güreli Caddeleri ile Kentsel SİT Alanında (Eski Muğla) Cumartesi-Pazar günlerinin motorlu araç trafiği azlığından istifade yürüyüşe çıkmamış olsam haberim olmayacaktı...
Hocaları ve yakınları ile yaklaşık bin 500 kişiyi ağırlayabildik mi?
xx xx xx
Soruma yanıt veremiyorum.
Bu sorunun yanıtını ancak hafta sonunda iki-üç günlerini Muğla’da geçiren oryantirik sporcuları ve beraberlerindeki insanlar verebilirler.
Ancak sükutu hayale uğradıklarını düşünüyorum.
Çünkü yürüyüşe çıktığım o Pazar günü karşılaştığım birkaç manzara beni utandırdı...
Utandım...
Keşke yerel gazetelerimizden genç kalemlerimizden takipçi, sorgulayıcı olanlar olsaydı bundan sonraki benzer etkinlikler için yerel yöneticilerimize yol gösterici olabilirlerdi...
xx xx xx
Şampiyona öncesi açıklamada bulunan Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürü Musa Kazım Açıkbaş şu açıklamayı yapmış:
“Muğla ve ilçelerinde yıl boyunca çok sayıda ulusal ve uluslararası etkinliğe ev sahipliği yapıyoruz. İki gün sürecek Türkiye Şampiyonası'na ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyuyorum. Bugün ilk etap Ula Göleti etrafında, yarınki etap ise tarihi Muğla evlerinin bulunduğu dar sokaklarda yapılacak. Şampiyonada 1200 sporcunun yanı sıra idareci, antrenör ve ailelerle yaklaşık 1500'e yakın misafiri ağırlıyoruz.”
Ağırlayabildik mi?
Bilmiyoruz... Mesela Sayın Açıkbaş gibi Bahattin Gümüş, Özay Türkler ve Osman Gürün de onlara ev sahipliği yapmaktan mutlu oldular mı?
xx xx xx
Türkiye Oryantiring Federasyonu Başkanı Tekin Çolakoğlu ise organizasyonda sporcuların kıyasıya mücadele vereceğini kaydederken, şu ifadeleri kullanmış:
“Muğla iklimi, coğrafyası ve doğal güzellikleriyle ülkemizin önde gelen şehirlerinden. Ülkenin değerlerine ve çocuklarına bu ortamı hazırlayan yöneticilerimize çok teşekkür ediyorum. Oryantiring, genç bir branş olmakla birlikte son yıllarda biraz daha yükselen bir trende geçti. Tam bir aile sporu. Eğlenceli, heyecanlı ve zeka gerektiren bir spor. Akademik başarıya da etkisi olan muhteşem bir doğa sporu.”
Yöneticilerimiz ülkemizin sporcu çocuklarına, değerlerine ne gibi bir ortam hazırladılar acaba?
xx xx xx
Evet, yukarıdan beri okuduğunuz satırlardan anlaşılacağı gibi şampiyonanın ilk günü Ula’da gölet çevresinde doğada yaşanırken, ikinci günü il merkezinde bacaları ile ünlü eski kent dokusunda gerçekleşti.
Çocuklarımız kesinlikle keyif almışlardır. Tabii gölet çevresindeki orman yerine Akyaka’da Maden İskelesi-Çınar arası da tercih edilebilirdi.
Muğla’da benzer en az 50 parkur daha ortaya konabilir.
Kürek Milli Takımımız da evvelki hafta Köyceğiz Gölü’nde antrenmandaydı... Aynı anda belki başka yerlerimizde de başka spor etkinlikleri varmıştır...
Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürü Musa Kazım Açıkbaş’ın“Muğla ve ilçelerinde yıl boyunca çok sayıda ulusal ve uluslararası etkinliğe ev sahipliği yapıyoruz.” ifadesi de çok önemli...
Yani hafta sonunda Muğla’da sadece bir spor şampiyonası değil, aynı zamanda “spor turizmi” yaşanıyordu. Kim ne kadar farkındaydı bilmiyorum...
xx xx xx
Aslında ben uzun yürüyüşlerimi Cumartesi günleri yaparım. Bazen Bafa Gölü yanında Heraklia’da, bazen Milas/Ören yalısında, bazen eski Datça’da, bazen Fethiye/Kayaköy’de, bazen Dalaman/Kayacık sahilinde, bazen (aslında en çok) Yatağan/Stratonikeia da, bazen Köyceğiz Kordonu’nda, bazen de Gadın Moolam’ın eski ama yaşayan dar sokaklarında yaparım.
Tesadüfleri hep sevmişimdir...
23 Aralık Cumartesi günü Muğla Kentsel SİT Alanı’nda yürümüş, Üniversitemizin tarihi (Sekibaşı Caddesi) Hamamönü’ndeki “Kültür Merkezi” olarak Muğla yaşamına kazandırdıkları “Bağlamacılar Evi”nin kapalı olduğunu görmüş, Bankalar (İsmet İnönü) Caddesi ile Saatli Kule (Mustafa Muğlalı) Caddesi ile Şeyh Camii karşısındaki yerel yönetimlerimizin restorasyon sonucu “Kültür Evi” olarak adlandırıp hizmete açtığı tarihi yapıları sayıp, “Ne kadar kültürlü olmuşuz” derken, Helvacı Tahsin’in bulunduğu caddede yürürken de kenara durup yol verdiğim otomobillerin tekerleklerinden çıkan sesi dinledim...
Bölgedeki parkeler pek belli değil, ama sonunda yenilendi... Üzerinden otomobiller geçerken “kilit taş” parkeler (kilitlenmemiş olmalı) tekerleklerden “tıkır tıkır” müzikal ses çıkıyordu... Sanki yanınızdan yaylı fayton veya at arabası geçiyordu...
xx xx xx
Tesadüf bunun neresinde?
Cumartesi yürüyüşü kesmediğinden değil, Pazar günü de Perşembe Pazarı’ndaki marketlerden bir şeyler alıp elbette yürüyüş de olsun diye evden çıkınca pazar girişindeki Muğla Sulu Kebabçısı önünde görülmemiş kalabalık ile karşılaştık. Bir olay var sandık... Yakına varınca gördük, ek masalar konmuş ve hepsi kebap yiyen çocuklarla doluydu...
Anlayamadık, yürümeye devam ettik. Köylü Pazarı’na vardığımızda, Perşembe günleri dışında otoparka dönen alanda Ankara plakalı bir otobüs duruyordu ve bir gurup çocuk pazar tezgahlarının konduğu beton yükseltiye oturmuşlar yanlarında getirdikleri veya oradaki marketlerden aldıkları nevalelerini yiyorlardı...
Anladık ki bunlar Oryantiring sporcusu çocuklardı... Hallerine üzüldüm... Belki de onlar yaşadıkları maceranın keyfini de yaşıyorlardı bir başka türlü... bilmiyorum...
Pazar günü de market yürüyüşüne çıkmamış olsam, o çocukları görmeyecektim, bu yazı da olmayacaktı...
xx xx xx
Kaç haftadır AK Parti ve özellikle CHP’nin aday adaylarının performanslarını izliyor, “hayalleri olmasa da” vaatlerini dinliyor, okuyoruz... Hemen hepsi “Kültür Turizmi”nden, “Ekoturizm”den söz ediyor... Bu turizm teranelerini aday adaylarından önce Osman Gürün’den, sonra Bahattin Gümüş’ten dinledik, dinliyoruz...
Allah aşkına Büyükşehir Başkanlığı’nda Osman Gürün’den “Muğla ile ilgili” bir turizm aksiyonu gören, söylemi duyan var mı?
Bu gün aday adayları turizme dair vaatlerde bulunduklarına göre, demekki, mevcut başkanlar bu alanda hiçbir şey yapmamışlar... Tarihi yapıları restore edip, kapısına “Kültür Evi” yazmakla “Kültür Turizmi” olmuyor... Hafta sonları kapalı Muğla Sulu Kebapçıları ile de “Gastronomi turizmi” yapılamıyor.
Evet bir de “Spor Turizmi” diye bir şey var... Aday adaylarından duymadık...
Şehre otobüslerle bin 500 sporcu çocuğumuz geliyor, otobüs park yeriniz yok, hepsini bir yerde ağırlayabileceğiniz konaklama tesisiniz olmadığı gibi, 100 kişiyi değil, 50 kişiyi bir arada yemek yedirebilecek lokantanız yok...
- “Eee açan yok”
- Yerel yönetim olarak sen aç...
Bu mekanlara sahip değilsen konaklamalı tur geldiğinde nasıl ağırlayacaksın? Bu çocuklar memleketlerine döndüklerinde Muğla’yı nasıl anlatmışlardır?
xx xx xx
Peynirci kadar vizyonunuz yok...
Marketten dönerken Perşembe Pazarı’nda peynirciye uğradım. Ayak üstü sohbet ettik. Aday adaylarından şikayet etti. “Ellerindeki broşürleri verip, ‘Hayırlı işler’ deyip geçiyorlar. Bir tane şikayetin var mı, isteğin var mı?’ diye soranı görmedim. Mevcudunu hiç sorma” dedi.
Oryantiringcilerin halini de konuştuk. “Bugün sen başkan olsan ne yapardın?” diye sordum. “ Belediye Aş Evini açardım. Önceden esnafa bu çocukların geleceğini duyururdum.” diye karşılık verdi...
xx xx xx
Oryantiringçiler ilimizden ayrıldıktan sonra hafta başında yerel gazetelerimize baktım. Kim, kimler şampiyon olmuş. Konuklarımız memnun kalmış mı kalmamışlar mı diye...
Habertük’ün “Türkiye Oryantiring Şampiyonası Şehitleri Anma 2. Kademe Yarışları sona erdi” başlıklı şu haberi ile karşılaştım. Orada da yarışların sona erdiği yazılıydı. Başarılar, dereceler, değerlendirmeler yoktu... Belki bu konuda Muğla Gençlik ve Spor İl Müdürü Musa Kazım Açıkbaş bir açıklama yapar da herkes bilgilenir...
------------------
GÜNÜN SÖZÜ: Karamsarlığa kapılan kalpler, çözümleri düşünmeye fırsat bulamazlar. --Tevfik Fikret