"Kalbinniyetiyle dilin niyeti arasındaki köprü KISMET idi elbette: İnsan bir şeyeniyet edebilir, bir başka şeyi dile getirebilir, kısmeti bu ikisinibirleştirebilirdi." Orhan Pamuk *

Yepyenibaşlangıçlara merhaba! Yenilenmek, tazelenmek, dirilmek, aydınlanmak. Yunus'unyolunca: "Her dem yeni doğarız bizden kim usanası" İsterse kışın gördüğü ilkgüneş ışığına kanıp çiçeklenen bademler gibi. Umut kapısını hep açık bırakmak.Benliğimizin "Öz"e ait pencerelerini de açmak. İnsan olmanın derdine düşmek,insan olmanın hayaline ermek, insanlık sevdasına yelken açmak, insana bakıpinsanda insanı aramak.

Gamdağlarını aşmak, gamı mazeret edip karanlıklara sığınmak. Her şey "biz"debaşlıyor, "biz"de bitiyor aslında. Ah, bir görebilsek! Her hücremizlekuşatılmış olsak da dünyalık varlığımızla, Yaradan'ın bahşettiği ışıkla kendiadımıza değiştiremeyeceğimiz hiçbir şey yok aslında. Asırlardır yazılmışinsanlığın hikâyatında neler yaşanmış neler!.. Ama, insan insanlık davasındanasla vazgeçmemiş. Çilelerle yoğrulmuş, yanmış; yandıkça olgunlaşmış.Olgunlaştıkça kendine gelmiş, kendini bulmuş.

Herşey atılan küçük küçük adımlarda. Sabırda, çekilecek yükü sırtlamanınkararlılığında. İlk adım kendin olmak. Kendini bilmek, kendine ait özeli hiçkaybetmeden, bazen kendine saklayarak yürümek kendi yolunda. Türkçede "kendi"sözcüğüne biz dilciler "dönüşlülük zamiri" diyoruz. Terim olarak bu sözcüğeatfedilmiş muhteşem bir isim. Her şey dönmekte, kendine dönmekte, kendi içindedönmekte. Bu da umutta, sevgide, emekte saklı aslında.

Soralımişimize, eşimize, çocuklarımıza ayırdığımız zamanın ne kadarını nitelikliolarak kendimize ayırıyoruz. Bunu iki boyutlu düşünelim. Önce beden açısından.Giyimimiz, kuşamımıza verdiğimiz makyajlanmış itinanın ne kadarını bedensağlığına ayırıyoruz. Yediklerimiz, içtiklerimiz, hareketliliğimizin dönütleribeden sağlığımızı ne kadar etkiliyor? Sadece hasta olduğumuz anlarda mısağlığımız önem arz ediyor? İç hapı, iç şurubu, yaptır iğneni iyileştiğin anher şeyi geride bırak. Vücudumuzun sağlığının, esenliğinin, mutluluğunun ruhdünyamıza neler kattığını düşünürsek cevabını buluruz.

Yaruh dünyamız, psikolojimiz? Kendi içimizde ne kadar güçlü olursak kişiliğimizdünyanın önümüze koyduğu engellere aşacak güce o kadar sahip olur. Nedir bizigüçlü kılacak olanlar. Kendi içimizde yapmak istediklerimizle yapmak zorundaolduklarımız arasında kurduğumuz denge!. Günümüz dünyasında bu dengeyi kurmamıziçin çok daha büyük bir güce ihtiyacımız var. İnancımız, düşüncelerimiz,duygularımız, hayâllerimiz, zevkimiz, eğlencelerimiz her birinin doyurulmasıgerekiyor. Ne ile? Umutla, sevgiyle, sabırla, emekle.

Yinebir eğitimci olarak yaşam merkezim olan öğrencilerime bakıyorum. Çocuklarımıza,gençlerimize ne kadar önem veriyoruz? Bunun cevabını verebilmek kendimizi nekadar doyurduğumuzla bağlantılı. Açlıklarımız ne kadar çoksa benliğimizde onudoyurma telaşında o kadar az vakit ayırırız yavrularımıza. Kendimiz için nekadar sağlıklı düşünebiliyorsak çocuklarımız içinde o kadar sağlıklı kararlaralabiliriz. Verdikçe alırız ama; almadan vermemiz daha zor olur.

Çocuklarımız,gençlerimiz yaşamımızda etkin olarak ne kadar varlar? Karınlarını doyurmakla,oyuncakla markaya boğmakla, ceplerini ve gözlerini doldurmakla iş bitmiyor."Hayata hazırlamak" derlerdi büyüklerimiz. Çocuklarımızı ne kadar hayata hazırduruma getirebiliyoruz? Hayatı ne kadar tanıyorlar? Biz ebeveynleri olmadan buhayat yükünü taşıyacak güce ne kadar sahipler? Sosyal hayatta, kültürel hayattahatta siyasi hayatta ne kadar yer alabiliyorlar. Kendi kararlarını ne kadarverebiliyorlar?

Görünenhiç de umutsuzluk verici değil. Zaten kaybettiğimiz umudumuzu yepyenibaşlangıçlara merhaba diyen genç sürgünlerimizde buluyoruz. Gençlerimiz biziaydınlatıyor, geleceğimizi aydınlatıyor. Onlar üzerinden kendiyapamadıklarımızı yapma hayâllerimizden vazgeçip onların istedikleri şeylerdoğrultusunda gelişmelerine olanak verelim ki "kendileri olsunlar, kendiayakları üzerinde sağlam durabilsinler."

Dedik her şey besmelede, hayırda, güzellikte, umutta,sevgide.. Yani yepyeni başlangıçlara taze sürgünler verebilmekte. Kendimizolabilmekte, bir mum olup hem yanıp hem ışıkvermekte..

" Bu âlemin içine gizlenmiş bir başka âlem olduğu ve ancakkendi içine gizlenmiş ikinci kişiyi dışarı çıkarabilirse hayâlindeki âlemeyürüye yürüye ve düşüne düşüne ulaşacağı da doğru olabilirdi." Orhan PAMUK*

*KafamdaBir Tuhaflık- Orhan PAMUK- Yapı Kredi Yayınları- İstanbul/ 2014