Değerli Dostlarım; gerek ülkemiz genelinde, gerekse Muğla İlimizde yapılacak olan yatırım faaliyetlerine karşı bir takım olumsuz ya da karşı hareket dediğimiz eğilimler olduğunu görüyor, müşahade ediyoruz. Sebebi bilinmez ama yapılacak yatırım faaliyetlerine bu denli karşı durma eğilimlerine doğrusu anlam veremiyorum. Bu manada bazı unutamadığım bazı çalışmaları sizlere aktararak yatırım faaliyetine neden karşı durulur sorusuna cevap arayacağım. Siz değerli okurlarımın da elbette aklına geliyor ve neden bu yatırıma karşı durulur sorusuna cevap arıyor ve düşünüyorsunuzdur umarım. Aktif siyaset alanında bulunduğum yıllarda Orman Yangınlarına daha etkin ve daha süratli müdahale edilmesi anlamında Ula-Muğla yolu (eski yol) üzerinde Gülağzı Ormanlık alanı vardır. Birkaç kez yandı mı yakıldı mı bilemem ama bu günlerde gayet verimli duruyor o mevkii. İşte o mevkiye helikopter pisti yapılması için planlama yapılarak Muğla Orman İdaresi (Orman Bölge Müdürlüğü) çalışmalara başladı. Bu esnada da kamuoyunu bilgilendirme ve yapılacak bu işlemi birinci ağızdan duyurulması amaçlı yatırımın yerinde bir basın açıklaması yapmak istemiştim. O yıllarda Orman İşletme Müdürü olan İdarecimize giderek bilgi verdim ve dedim ki, müdürüm orada bir basın açıklaması yapmak istiyorum. İzin anlamında değil yanlış anlaşılmasın, bilgi paylaşımı olarak düşününüz. Bahse konu oldukça isabetli olacak yatırımın duyurulması amaçlı basın açıklamasını yapamadım. Sebebi ise çok manidar. Helikopter pisti yapılacak, pilotların konuşlanacağı mahaller yapılacak, idarenin kontrol mekanizmasını yürüteceği binalar yapılacak. İşletme Müdürüm dediler ki, yapılacak yatırımın mahallinde birkaç ağaç kesilecek / keseceğiz mecburen, aman aman duyurmayalım, şimdi ortalığı karıştırarak yapılmasını geciktirebilirler diyerek bizden sessiz kalmamızı talep ettiler. Biz de bu masum teklife olumlu baktık. Ama yapılması için kendimize göre tüm tedbirleri de aldık. Yatırım başladı ve tamamlandı. Helikopterler geldi. Kulakları çınlasın o zamanki Orman Genel Müdürü Osman Kahveci Beyefendi’nin de teşrifiyle oldukça isabetli olduğu sonradan anlaşılan Ula Göleti çevresindeki Helikopter Pisti hizmete açıldı.

İkinci yaşanmışlık da eski adı Çaydere, yeni adı Yeşilova olan, o zamanlar köy, şimdilerde mahalle olan yaklaşık olarak 9 km’lik bir yol açılacak idi Ula’dan Çaydere mevkiine. Öncelikle o yolu Orman İdaresi açması gerekiyordu. Biz de yine teşkilat mensuplarımızla Ula-Çaydere (Yeşilova) yolunun açılacağı mahalle giderek bir basın açıklaması yaptık. Açıklamamızın içinde Denizli / Tavas’tan gelen ve Akyaka / Eski iskeleye kadar giden “Tarihi İpekyolu” kelimelerini kullanmıştık. Önce Orman İdaresi yolu açtı, sonradan eski unvanıyla Köy Hizmetleri İl Müdürlüğü yatırımı devralıp yol stabilze olarak tamamlandı. Sonradan da asfalt dökülerek yol işlerlik kazandı. Şimdi yaklaşık dokuz köyümüz bu yolu kullanıyor. Çok sonra yıllar sonra, Köy Hizmetlerinde yol biriminde çalışan bir bürokratımız bana dedi ki, hani o zamanlar Çaydere yolu açılacağı zaman bir basın açıklaması yaparak kamuya, yöre halkına duyurdunuz. Bu açıklama esnasında “Tarihi İpekyolu” cümleciğini kullandınız. İşte o cümleden hareketle yolun derhal durdurulması gerektiği yolunda o kadar dilekçeler aldık ki, anlatamam. Tabii yol açıldı. Şu an kullanılıyor ve yapanlara herkes dualar ediyor. Eğer o bürokratımız sağduyulu, vatanperver, millî ve manevî değerlere saygılı olmasaydı, eğer o yolun açılması hiçbir canlı ya da cansız varlıklara zararının olmayacağını bilen bir kişi olmasaydı, o yolun durdurulması içten bile değildi. Amma çok şükür o makamlarda vatanperver, milliyetçi/muhafazakâr, liyakatli idareciler vardı da yatırımlar yapıldı ve kamu yararına hizmete açıldı, Elhamdülillah.

Daha çok da bu kadar yeter. Anlayamadığım hususlar var bu çalışmalarımda. Yapılacak yatırıma neden, niçin karşı durulur? Kimler hangi mihraklar harekete geçiyor ve bağlantıları da hemen organize olarak yatırımı engelleme (en hafif tabiriyle bu) çalışmaları yapılır? Efendim, orman ağaçları kesiliyor, ağaç katliamı. Efendim, orman içi endemik bitkiler yok ediliyor, efendim, Arnavut kaldırımları yok ediliyor, derhal çalışmalar durdurulmalı.

Duyduğuma göre, İlçem Ula’ya bağlı Armutcuk Köyü (şimdilerde mahalle) sınırları içinde yarı orman vasfı içinde taş ocağı açılması için bir yatırımcı şirket gerekli prosedürü yerine getirerek yaklaşık 250 dönümlük bir arazi içinde “Taş Ocağı” faaliyetinde bulunulacağını öğrendik. İlçem Ula’nın sınırları içinde olması bakımından Ula’lı olanların ya da Ula’da yaşayanların dikkatini çekiyor. Web sitesi var, Ulalılar, Ula aşıkları ya da Ula topluluğu diye. Aman aman, o kadar paylaşımlar, o kadar beğeniler gördüm ki. Efendim, o taş ocağı açılır ve çalışmaya başlarsa Akyaka Azmak Suyu başka bir adıyla Kadın Azmağı etkilenecekmiş. Aman aman, yarabbim. Armutcuk Akbelen olmayacak deniyor. Bağlantılı mı? Akbelen neresi, Armutcuk neresi? Ya Allah aşkına, yapılacak yatırımlara karşı durduğunuzu biliyor ve anlıyoruz. Ancak yatırımları polemik konularına vardırıncaya kadar kamu vicdanını, kamu halklarını incittiğinizin de farkında olmalısınız. Bu taş ocağı yatırımı için ilk müracaat esnasında kimi ne yapacağı ya da ne yapmayacağı zaten kayıt altına alınır. Bu işi yetkililerine bıraksak, liyakat ehli olan idarecilerimize bıraksak daha iyi olmaz mı?

İlçem Ula’nın etrafında dağlar vardır. Dağların adları da vardır. Ula’nın güneybatı tarafında taş ocağı ve taş/mıcır ve kum imalatı ile birlikte beton santralı kurulması çalışmaları devam ediyor. Bu yatırımla ilgili olarak çok karşı hareket ve karşı çalışmalar yapıldı. Halen de olumsuz propagandalar devam ediyor. Aklıma yıllar evvel seyrettiğim Propaganda filmi aklıma geliyor. Bir köye su getirilecek, Ağa istemiyor suyun gelmesini. Propaganda yapılıyor, ama sonradan o köye su geliyor.

Dünyanın ortaya çıkmasından yaratılmasından itibaren iki türlü insan olmuş: İnananlar/inanmayanlar. Olumlu düşünenler. Olumsuz düşünenler. Müspet düşünenler, müspet düşünmeyenler. Sürekli muhalefet edenler.. Sürekli üretenler.

Üretenler safında olmak daha iyi değil mi? İnananlar safında yer almak daha iyi değil mi?

(*)= Hâlık= Allah

Hoşçakalınız. Sağlıcakla kalınız.