Muğla siyasetinde bir seçim daha geride kaldı. Bu kez sandıktan çıkan sonuç, yalnızca yeni il başkanının kim olduğunu değil, aynı zamanda YENİ Parti içindeki güç dengelerine, örgüt üzerindeki etki mücadelelerine ve üyelerin iradesine ilişkin önemli mesajlar verdi. Yakında CHP’de de kongreler başlıyor, bakalım orada neler olacak?

YENİ Parti Muğla İl Başkanlığı ön seçimi, yalnızca iki adayın yarıştığı bir seçim değil, örgüt iradesi, belediye gücü, bürokratik müdahaleler ve eski siyaset alışkanlıklar ile parti üyelerinin özgür iradesi arasında bir yarış oldu.

YENİ Parti Muğla İl Başkanlığı ön seçiminin kazananı, kurucu il başkanı Nail Kızıl oldu. Rakibi, 27. Dönem Muğla Milletvekili Süleyman Girgin ise sanırım hüsrana uğradı… Üstelik Onunla birlikte belediye bürokratlarından belediye başkanlarına, onlardan Ahmet Aras’a ve Osman Gürün’e kadar pek çok kişi hüsrana uğramış olmalı…

*

“Muğla’da Örgüt İradesi Kazandı”

Seçimin ardından farklı kaynaklarda farklı oy toplamları paylaşıldı. Kesinleşmemiş sonuçlara ilişkin açıklamalarda da farklılıklar görüldü. Ancak ortaya çıkan genel tablo, Nail Kızıl'ın yarışı önde tamamladığını gösteriyor.

Kimin ne kadar oy aldığı elbette önemli, ama bu sonucun Muğla siyaseti açısından ne anlama geldiği de önemli. Çünkü “otoritenin” Süleyman Girgin’in şahsında ilk kez dikkate alınmadığı da görüldü.

YENİ Parti üyeleri, kendilerine çizilen yolu değil, kendi tercihlerini seçti!

Muğla'da uzun yıllardır siyaset denildiğinde akla neler geliyor?

Bu sorunun yanıtını Nejat Altınsoy arkadaşımızın hafta sonunda seçimin hemen ardından “Muğla’da Örgüt İradesi Kazandı” başlıklı yazısında verdi.

Düğünler, cenazeler, nişanlar, nikâhlar, sünnet törenleri… Bitmeyen ziyaretler, bitmeyen fotoğraflar, bitmeyen protokol gösterileri… Elbette siyaset insanla temas etmektir. Vatandaşın sevincinde de acısında da yanında olmaktır. Ancak siyaseti yalnızca görünürlükten, kişisel ilişkilerden ve güç gösterilerinden ibaret sanmak büyük bir yanılgıdır. Siyasetin asıl sınavı, sandık önüne geldiğinde verilir. Bir siyasetçinin gerçek gücü, kaç belediye başkanının yanında durduğuyla, kaç bürokratın kendisini desteklediğiyle veya kaç kişinin kendisine bağlı hareket ettiğiyle ölçülmez. Asıl ölçü, üyelerin özgür iradesidir.

Hafta sonunda yapılan ön seçim de bu açıdan önemli bir sınav oldu.

İlçe örgütlerinde yaşanan adaylık tartışmaları, bazı isimlerin belirli adaylar lehine yürüttüğü çalışmalar ve belediye çevrelerinin seçim sürecindeki pozisyonları, yarışın doğal olarak ötesine geçen bir siyasi tartışma yarattı. Sandıktan çıkan sonuç ise şu soruyu gündeme getirdi:

Üyelerin yerine karar vermeye çalışanlar, üyelerin kendi kararlarını verebileceğini unuttu mu?

*

Nail Kızıl'a “çekil” diyenler ne diyecek?

Nail Kızıl'ın adaylıktan çekilmesi yönündeki beklentiler ve parti içindeki güç mücadeleleri, seçimin en çok konuşulanı oldu. Son anda Süleyman Girgin'in adaylığı etrafında şekillenen destek arayışları da yarışın yalnızca iki isim arasında geçmediği yönündeki değerlendirmeleri beraberinde getirdi. Ancak siyasette hiçbir zaman iki artı iki dört etmez!

Bazen en güçlü görünen hesapların sandıkta karşılığı yoktur…

Bir adayın arkasında belediye başkanlarının, belediye bürokratlarının veya belirli siyasi çevrelerin bulunması önemli bir avantajdır, ama araya “başka hesaplaşmalar” girince avantaj dezavantaja dönüşüveriyor…

Nail Kızıl'ın kazanması, en azından bu yarış bakımından, örgüt iradesinin hesaba katılması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.

İlçe kongrelerinden başlayarak adaylık süreçlerine müdahale edildiğini düşünenler, bu sonucun ardından kendi siyasi yöntemlerini yeniden değerlendirmek zorunda.

Çünkü sandık, kimsenin kişisel nüfuzunun tapulu malı değildir. Hele bürokratların hiç değildir…

*

Fethiye'den Menteşe'ye uzanan mesaj…

İlçelerden aktarılan sonuçlar, yarışın coğrafi dağılımı bakımından da dikkat çekici oldu. Özellikle Fethiye'de Nail Kızıl'ın belirgin üstünlük sağladığı yönündeki sonuçlar öne çıktı. Menteşe'de de Kızıl lehine önemli bir fark oluştuğu görüldü.

Bodrum ise farklı bir tartışmanın merkezine oturdu. “Nail Kızıl Bodrum'dan oy alamaz” değerlendirmesi yapanların beklentilerinin aksine, Kızıl, burada da kayda değer oy aldı… Doğrusu Bodrum'daki tercihler ve ilçe örgütünün tutumunun seçim sonucuna etkisi ayrıca tartışılmayı hak ediyor.

Öte yandan bazı ilçelerde, özellikle Kavaklıdere, Yatağan, Dalaman ve Köyceğiz de Süleyman Girgin'in önde olduğuna ilişkin veriler de paylaşıldı. Genel sonuç açık: İlçelerdeki güç dengeleri, yerel siyasi ilişkiler ve üyelerin tercihleri her zaman aynı yönde hareket etmiyor. Ki CHP’de kalanların bile dışarıdan Nail Kızıl’a destek verdikleri gözleniyor. Bu durumunda mercek altına alınması gerektirebilir.

Bir ilçede güçlü olmak, bütün Muğla'da kazanmanın garantisini vermiyor. Bir belediye başkanının desteğini almak da üyelerin tamamının aynı adaya oy vereceği anlamına gelmiyor…

*

Belediye gücü sandıkta ne kadar etkili? Kaybeden kim oldu?

Seçim sürecinde ve özellikle önceki gün Yatağan Belediye Başkanı Mesut Günay ve Dalaman Belediye Başkanı Sezer Durmuş'un seçim merkezlerindeki varlıkları ve üyelerle temasları tartışma konusu oldu.

Belediye başkanlarının ve belediye çevrelerinin Süleyman Girgin lehinde üyeler üzerinde etki yarattıkları öne sürüldü. Başkanların ise kendilerini “Üyelerimize hoş geldiniz diyoruz” diye kendilerini savundukları görülürken, Nail Kızıl taraftarlarının buna “O işi belediye başkanları değil, ilçe başkanları yapar.” diye tepki gösterdikleri görüldü. Ki Marmaris Belediye Başkanı Acar Ünlü’nün de il başkanı oylamasını yaptıktan sonra seçim merkezinden ayrılıp Marmaris Ticaret Odası seçimine katılarak doğru olanı sergilediğine dikkat çekildi.

Tabii belediye başkanları da bürokratlar da parti örgütünün doğal paydaşları olabilir. Destek açıklayabilir, görüşlerini paylaşabilir ve siyasi tartışmalara katılabilirler. Fakat bu desteğin üyelerin özgür kararını gölgelediği yönünde bir algı oluşuyorsa, bunun siyasi sorumluluğu olmalıdır.

Çünkü seçilmiş olmak, başkalarının iradesini belirleme hakkı vermez. Burada önemli olan kişileri peşinen mahkûm etmek değil, ortaya çıkan tablodan ders çıkarmaktır…

Bu arada kaybeden yalnızca Süleyman Girgin olmadı. Girgin'in yarışı kaybetmesi, elbette siyasi açıdan değerlendirilmesi gereken bir sonuç. Ancak seçimi yalnızca iki aday arasındaki rekabet olarak görmek, yaşananların bütününü anlamaya engel teşkil edecektir. Bu yarışta, önce Nail Kızıl'ın sonra Nail Kızıl ile birlikte Tanju Satılmış’ın adaylıktan çekilmesini isteyenler olduğu yönünde tartışmalar olurken, ilçe kongreleri sürecinde örgütlere müdahale edildiğini düşünenler de… Elbette belediye çevrelerinin ve bürokratların parti içindeki etkisini eleştirenler de…

İşte bu nedenle sonuç, yalnızca bir adayın kazanması veya diğerinin kaybetmesi olarak okunmamalıdır.

Siyasette bazen en büyük yenilgi, bir seçimi kaybetmek değildir. Yöntemlerin artık eskisi kadar karşılık bulmadığını görememektir. Muğla'da bu seçimin ardından tartışılması gereken de bu olmalıdır…

*

Ankara'dan gelen uyarılar ve örgütün iradesi…

Seçimden önce adaylık sürecine ilişkin Ankara'da görüşmeler yapıldığı ve parti genel merkezinin üyelerin özgür iradesine müdahale edilmemesi yönünde uyarılarda bulunduğu iddiaları da gündeme geldi.

Bu konuda genel ilke açıktır: Bir siyasi partinin demokratik işleyişi, yalnızca genel başkanın veya genel merkezin söylemleriyle değil, bu ilkelerin yerelde ne ölçüde uygulandığıyla belirlenir. Üyelerin iradesine saygı, yalnızca seçim sonuçları beklendiği gibi çıktığında hatırlanacak bir ilke değildir.

Tabii Ankara’ya eski alışkanlıkları ile gidenler Muğla’ya eli boş ve öğretmeninden azar işitmiş ilkokul öğrencileri gibi döndüler.

Peki, kim kazandı?

Ancak bu galibiyeti yalnızca kişisel bir başarı olarak değerlendirmek eksik olacaktır. Kızıl'ın kazanmasıyla birlikte, parti örgütünde üyelerin tercihlerinin belirleyici olması gerektiğini savunanlar da önemli bir mesaj verdi. ‘Mesaj’ verenler bir de “kredi” açtılar…

Elbette bu sonuç, Kızıl'ın bundan sonraki dönemde her konuda haklı olacağı veya yeni yönetimin hiçbir eleştiriyle karşılaşmayacağı anlamına gelmiyor. Asıl sınav şimdi başlıyor.

Kızıl, kendisine oy verenlerin yanı sıra rakibine destek veren üyeleri de kucaklayabilecek mi? Parti içindeki kırgınlıkları giderebilecek mi? İlçe örgütleri arasında eşit mesafeyi koruyabilecek mi? Belediyelerle ilişkileri örgütün bağımsızlığını zedelemeden yürütebilecek mi? Belediye başkanlarının mı örgütün mü emrinde olacak? Ben mi biz mi diyecek? Bilenle mi danışacak, dayatmacı mı olacak?

*

Nail Kızıl'ın kazandığı bu yarış, Muğla siyasetindeki bütün sorunları kendiliğinden çözmeyecektir. Ancak sandıktan partinin ve siyasetin “hiçbir makamın, hiçbir bürokratın ve hiçbir siyasi grubun kontrol edebileceği bir alan olmadığı” gerçeğinin de çıkmış olması alabilenler için ders verici olmuştur.

Bugün Nail Kızıl kazandı. Süleyman Girgin yarışı kaybetti. Ama bu seçimin gerçek kazananı, sonuçtan bağımsız olarak, kendi kararını verebilme hakkını koruyan üyeler olmalıdır.

Önceki gün yapılan seçimde sandıktan bir başkan ile birlikte eski yöntemlerin artık eskisi kadar işe yaramadığını da ilan eden bir isyan oldu…

--------------- ---------------

GÜNÜN SÖZÜ: Başka gezegenlerde hayat var mı diye merak ederiz, sanki bu dünyada yaşamayı becerebilmişiz gibi. --Aldous Huxley