Covid-19salgını, uzaktan öğretim sisteminin kullanım zamanını öne çekti. Yoksa2050'lerde falan olması muhtemeldi ama covid-19, süreci 30 yıl erkene çekti.
Geçenhaftaki yazımda uzaktan öğretimi çok sevdiğimi söylemiş bazı eleştirilerde debulunmuştum. Bütün "yüz yüze eğitim yobazları" saldırdı bana.
Yoköğrenciyle ile etkileşim yok imiş!...
Yoköğrencinin öğrenip öğrenmediği kontrol edilemiyormuş!...
Yoköğrenciyle göz göze gelmeden ders anlatılamıyormuş!..
Yoksınıf ortamı bir başkaymış!...
Yok!...Yok!...Yok!...
Kargadanbaşka kuş, yüz yüze öğretimden başka bir bilmezseniz, böyle olur işte.
Platon 'unmağarasındaki adam gibi. Gerçeği sadece ateşin duvara yansıttığından ibaretzannedersiniz.
Eğitimtarihi ilk insandan beri var. Belki, daha önce uygulanan ve bilmediğimiz biröğretim yönteminden yüz yüze eğitim-öğretime geçerken de bazı sıkıntılar vekarşı koymalar yaşanmıştı. Eğitim tarihçilerimiz sadece bir dersliğe/odaya-salonasebilhane bardakları gibi dizilmiş sınıflardan oluşan yerlerde eğitim-öğretimyapılması konusunu çalıştıkları için, bu şekilde eğitim-öğretimin dışında nelervardı bilmezler. Devlet değişik sistemlerle insanları dersliklere tıkıştırır vegörevlendirdiği birilerini de oraya sokup bilgi aktartır, eğitim yaptırır.Devlet o insanları oraya tıkmasa, karşısına hiç insan gelmeyecek milyonlarca"öğretmen/akademisyen" var dünyada. Devlet bunların önüne öğrenci vermese açkalır bunlar, aç!...
Neyse.
Konumuztam da bu değil.
Konumuz"uzaktan öğretim".
Uzaktanöğretimde esas konu öğrenci ile iletişim ve sınavda kilitleniyor.
Yüzyüze eğitim yobazları, öğrenciyle derslikte bir arada olup interaktif eğitimolmadığı sürece eğitim-öğretimin amacına ulaşamayacağını söylüyorlar.
Buçok saçma bir iddia!...
Yıllarcaradyoda "Arkası Yarın, Radyo Tiyatrosu", sohbet programları, şarkılar, türkülerdinledik. Hepsinin de etkisinde kaldık.
Sonrasinema yaygınlaştı. Arkasından televizyon çıktı. Hepsini seyrettik ve hepsi detoplumu yönlendirecek kadar etkiledi. Demek ki üslup ve muhteva/içerik ileherkesi etkilemek mümkünmüş. Senin branşın ne olura olsun, bilgiyi cazip birşekilde sunamazsan, dükkânın çalışmaz. Yüz yüze sistemde devlet dersliklere doldurduğu için öğrenci senimecburen dinliyor gibi görünüyor ve hiç faydan olmuyordu. Üslup ve muhtevaözgünlüğü sağlamazsan yüz yüze sistemde de faydan olmaz; uzaktan öğretimsisteminde de. Konuştun mu dinleteceksin arkadaş; dersini çekici hâlegetireceksin.
Birde "ölçme-değerlendirme" adıyla janjanlanan "sınav" sistemi var. Ben birkaçdefa yazdım; eğitim-öğretimde süreç odaklılığın gerektiğine inanıyorum; sonuç(sınav) odaklılığa şiddetle karşıyım. Eğitim-öğretim ve devlet işleyişisistemini sınavsız bir şekilde yeniden organize etmeliyiz. Tahsil hayatıboyunca verilen bilgilerin insanla özdeşleşmesini sağlamalıyız; "Öğrendi mi,öğrenmedi mi?" diye merak edip 2 saatlik bilgi bombardımanı sürecine teslimolmamalıyız. Tahsil sistemini öyle bir süreç şeklinde organize etmeliyiz ki, osürçten geçenin bilgi kontrolü yapılmasına gerek kalmamalı. Şimdi dar sokakgibi görülen salgın sürecinde bunun ilk uygulamalarını yapabiliriz. Bence bununilk adımı da "Başarılı-Başarısız" notu vermektir. Böyle yaparak bilgiyi sonucagöre değil, sürece göre değerlendirme imkânı elde etmiş oluruz.
"Eğitimiıskalıyoruz" diyenler var. Okullarda işin eğitim boyutunu terk edeli çoookoldu!... Eğitimi artık aileler bile veremiyor; nerdeee okul verecek!...Eğitimmiş!... Güldürmeyin adamı!... Hem üniversiteye gelmiş kazık kadar adamınneresi eğitilir ki?...