"Dün Bosna'naydı bu zulmün adı Irak oldu, Suriye oldu; bugün Filistin. Yarın kim bilir hangi masum yerin adı dillerde. Dünya telaşına mahkum olmuş kör benlik kendini tüketiyor sen ben derken. Biz neredeyiz? Biz kimiz? Ne zaman kendimizden vazgeçtik bu kadar?"
"Dün Bosna'naydı bu zulmün adı Irak oldu, Suriye oldu; bugün Filistin. Yarın kim bilir hangi masum yerin adı dillerde. Dünya telaşına mahkum olmuş kör benlik kendini tüketiyor sen ben derken. Biz neredeyiz? Biz kimiz? Ne zaman kendimizden vazgeçtik bu kadar?"
Uyumak da ne demek, gecenin karanlığında en diplerdeyim. Nefes alamıyorum. Nefes alırken bile tutamıyorum hıçkırıklarımı. Ne kadar gözyaşı döksem de nafile. Elimden bir şey gelmiyor. Çaresizlik kuşağı bütün benliğimi sarmış. Umutsuzum, boşluktayım.
Sizler çocuklar, gençler, yaşlılar tek suçunuz adınızın "Filistinli" olması değil mi? Kendi vatanınızda, kendi evinizde yaşamak hatta nefes almak en doğal hakkınız değil mi? Salsınlar üzerinize bütün silahları, yokluğun girdabında yitip gitmiş sadece sureta insan benlikleri. Ölen yeni doğmuş bebe miymiş, anne miymiş, nine miymiş demeden bütün insanlığı yok edercesine.
Dağlar, taşlar ağlıyor, Gazze, Kudüs kan ağlıyor. Gündüzler gecenin zifiri karanlığına mahkum. Adına medeniyet denilen, uygarlık denilen Batısıyla, Doğusuyla tüm insanlık dilsiz şeytana dönmüş şahitlik ediyor tüm katliamlara.
Dün Bosna'ydı bu zulmün adı Irak oldu, Suriye oldu; bugün Filistin! Yarın kim bilir hangi masum yerin adı?
Dünya telaşına mahkum olmuş kör benlik kendini tüketiyor sen ben derken. Biz neredeyiz? Biz kimiz? Ne zaman kendimizden vazgeçtik bu kadar?
Aynadan sadece kendimize bakalım. Hakkın rahmetine sığınmış, karıncayı bile incitmeyecek ruha sahip hayatının her anında İlay-ı kelimetullaha kendini teslim eden bu asil millet nerede? Belki elimiz kolumuz yetmiyor. Belki o kadar da güçsüzüz, çaresiziz.
Çare aramadıkça çare bulunur mu? Bizden benliğimize en güzel insana ait hasletlerimizi paylaşmadıkça içimizdeki insanı nasıl uyandıracağız. Uyan ey gaflet uykusundan uyan! Gönderdiğin yardımlar yetmez bu büyük insanlık davasını çözmeye. İçindeki insana seslen, içimdeki insanı uyandır.
İnsanca dirilişimizi gerçekleştiremezsek bugün Filistin'de yaşanan kabus yarın seni sahnesine alır. Tayy-ı zaman, tayy-ı mekan üzere kimsesiz ve çaresiz kalırsın.
Oysa bugün okunması gereken ilk sözcükler "Besmele" ile başlamalı. Besmele'nin sırrını yitirdiğimiz insanlığı hakikatte durduğu yerde çıkarıp Hakkın kanatları altında Biz'e teslim etmeliyiz.
Benliğin her türlü ihtirası alıp kaybolduğu yerden "İnsan" I çıkarıp sarıp sarmalamalı. Hakikatin belleğini uyandırmalıyız.
Bak Aişeler, Aliler, Hasanlar, Ahmet ler, Leylalar yitip giden canlara ad olmakta. Tüm insanlık bu utancın, rezaletin sahnesinde gönüllerine mühür vurulmuş seyretmekte. Bak bir hastane bombalanmakta. Feryatlar göğe doldururken gaflet uykusuna yatmış insanlık istifini bozmadan yatmakta, uyumakta, keyfine bakmakta. Belki de uyurken tükenmekte.
Uyumak da ne demek, gecenin karanlığında en diplerdeyim. Nefes alamıyorum. Nefes alırken bile tutamıyorum hıçkırıklarımı. Ne kadar gözyaşı döksem de nafile. Elimden bir şey gelmiyor. Çaresizlik kuşağı bütün benliğimi sarmış.
Yok yok! Kendimi bu sözlere, bu çaresizliğe mahkum edemem. Kimsesizler kimsesine, Çaresizler Çaresine sığınma vakti! Onun merhametinde, onun rahmetinde bu sonsuzluk değirmeninden çıkarıp umutları kendimize gelmeliyiz. İçimizdeki insana inanmalı, içimizdeki insanı uyandırmalıyız. Milyonlar uyusa da biz uyumamalıyız.