Son yıllarda küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi birçok problem, hem özel hem de resmi kurumların gündeminde. Bu problemlere karşı ortaya çıkan yaklaşımlardan biri ise sıfır atık.

Öyle ki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da Sıfır Atık Projesi başlattı ve konuyla ilgili bir yönetmelik yürürlüğe girdi. Bu konuda duyarlılığı olan firmalar da kurumsal sıfır atık uygulamalarına geçiş yaptı.

Sıfır atık yaklaşımı, başta iklim değişikliği ve küresel ısınma gibi problemler olmak üzere birçok sorunla savaşma noktasında önem taşıyor. Öncelikle geri dönüşüm konusunda etkili olan sıfır atık fikri, önemli oranda enerji tasarrufuna imkân sağlıyor. Bunun yanında ormanları koruma ve karbon ayak izini azaltma konusunda da oldukça etkili olduğu kabul ediliyor.

Bugünlerde Dünya’nın hemen her yerinde bir “Sıfır Atık Hareketi” yaşanıyor.

Kendisini seversiniz sevmezsiniz 2017’de başlatılan bu harekete Emine Erdoğan’ın büyük katkısı olduğu da bir gerçektir. Ki BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in de desteği ile her yıl katlanarak büyüyen hareket 30 Mart’ta ‘Uluslararası Sıfır Atık Günü'nde 3. kez kutlandı...

+

Sıfır Atık Nedir?

Sıfır atık, kısaca “Hayatın her alanında mümkün olan en az atığı üretmeye odaklı bir yaklaşımdır. Doğayı, denizleri ve havayı kirleten çeşitli atıkların önlenmesiyle birlikte çevresel sorunların azalacağı yönündeki düşünceler sonucunda ortaya çıkmıştır.” diye tanımlanıyor. Sıfır atığın önemi, sağladığı kazançlar üzerinden şu örneklerle açıklanıyor:

- 1 ton miktarında atık kâğıt geri dönüştürüldüğünde, 17 ağacın kesilmesi ve 12.400 m3 civarında sera gazının oluşumu engellenir.

- Aynı miktardaki atık kâğıt için gerekli olan 2,4 m3 atık depolama alanına ihtiyaç kalmaz.

Metal ve plastiğin yeniden üretimi yerine geri dönüştürülmesi tercih edildiğinde %95 oranında enerji tasarrufu sağlanır.

- 1 ton ağırlığında camın geri dönüştürülmesiyle 100 litre petrolden tasarruf edilir.

- Metal atıklar metal, cam atıklar cam ürünlere dönüştürülebilirken plastik atıklar, elyaf ve dolgu malzemesi gibi birçok malzemeye dönüştürülebilir.

- Organik atıkların kompost olarak değerlendirilmesi, toprakları daha verimli hâle getirir.

+

Tabii maden işletmelerinin (mermer, kömür vd.) atıklarının bu Sıfır Atık Hareketi içinde yer almadığı da bir gerçek...

Muğla ise daha çok termik santrallerin enerji üretiminde kullanılan linyit kömürü üretimi sırasında yok edilen zeytinlikler ve çam ormanları yanında tarım alanlarının tahrip, talan ve yok edilmesi “görünür” hale gelmiş olan maden işletmelerinin en çok zarar verdiği illerden biri olarak öne çıkar oldu.

Sadece doğaya değil, doğal ve tarihi çevre ile birlikte “insan sağlığına” da büyük zarar veren termik santralleri konuşmaya bile gerek yok. Artık temelli kapatılmalıdırlar. Ki bu yönde yapılmış uluslararası anlaşmalar altında ülkemizin imzası bile bulunuyor.

Ancak ben madenler ile ilgili “köktenci”, “toptancı” ve hatta “ön yargılı” tepkilere, karşı çıkışlara da çok katılamıyorum.

Çünkü bu ülkenin “sağlıklı” büyümeye ve “kapsayıcı” kalkınmaya da ihtiyacı var.

Mermerin işlendiği atölye ve fabrikalarda çalışanların maruz kaldıkları “solunum yolları” rahatsızlıklarını (ki bu konuda önlem almak mümkün) bir kenarda tutarsak, en az termik santraller kadar doğaya zarar veren mermer madenciliği ve benzer maden işletmecilikleri de “Sıfır Atık Hareketi” içine alınabilir ve alınmalıdır da...

+

Mermer atıkları, pasalar değerlendirilerek yok edilebilir.

Ocaklar üretim tamamlanır tamamlanmaz ve hatta üretim devam ederken “Bitkileri ortadan kalkan alanlar” hemen bitkilendirilip, ağaçlandırılabilir.

Bu mümkün...

Maden işletmesi bunu yapmıyorsa, Devlet yapar ve yaptığı harcamayı da işletmeye fatura eder...

Çok mu zor?

Niyet meselesi...

+

Dün intenet ortamına bu konuda bir haber düştü:

Sıfır atıklı madenciliğe yönelik MSKÜ’den önemli bir adım: VALORE 2025

Farkedenler olmuştur, ben üniversite ile ilgili artık pek yazmıyorum. Benim köşem, benim kararım.. Herkesten çok yazdığım günlerde oldu. Yeter... Elbette toplumsal sorumluluğumun da farkındayım. O anlamda yazmaktan da geri kalmam.

Bu anlamda “Sıfır atıklı madenciliğe yönelik MSKÜ’den önemli bir adım: VALORE 2025” başlıklı haberi görmezden gelemedim.

Habere göre, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü tarafından 3-5 Nisan 2025 tarihlerinde “maden kaynaklarının çevre dostu ve sürdürülebilir yöntemlerle değerlendirilmesine” dikkat çekmek amacıyla ‘Maden Kaynaklarının Sıfır Atıkla Değerlendirilmesi-VALORE 2025’ etkinliği düzenlenmiş.

Güzel, ama ortada bilgi yok...!

Mesela “Valore 2025” nedir?

Haberi iki kere okudum, yanıt bulamadım... Haberde “Madencilikte sıfır atık yaklaşımıyla çevresel etkileri azaltmak, kaynak verimliliğini artırmak ve yeşil dönüşümü desteklemek bu konferansın temel odak noktaları arasında yer alıyor.” ifadesine yer verilmiş de, “Nasıl?” sorusu gelirse diye düşünülmemiş...

+

Habere göre 3 gün süren etkinlikte, Avrupa Birliği Komisyonu tarafından desteklenen ‘Feldspatik Cevherlerin Sıfır Atıklı Değerlendirilmesi: Stratejik Hammaddeler İçin Yeşil ve Sürdürülebilir Kaynak Kullanımı’ başlıklı ERA-MIN3 POTASSIAL Projesi, yer altı kaynaklarının etkin kullanımı, madencilik atıklarının geri kazanımı, çevre dostu ve yenilikçi teknolojiler, sürdürülebilir kaynak kullanımı gibi konular çok yönlü olarak ele alınmış. Ne güzel...

Muğla Vali Yardımcısı Murat Sarı ve MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar tarafından açılış konuşması yapılan ‘Uluslararası düzeydeki’ etkinliğe; Muğla Vali Yardımcısı Murat Sarı, Kavaklıdere Belediye Başkanı Mehmet Demir ve Yatağan Belediye Başkanı Mesut Günay ile Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Deniz Ülgen, Sanayi ve Teknoloji İl Müdürü Muzaffer Akgül, Mermerciler Derneği Başkanı Hüseyin Işık ve Ticaret ve Sanayi Odası (MUTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Bülent Karakuş katılım göstermiş. Etkinlik sektör temsilcileri, 6 farklı ülkeden bilim insanları ve araştırmacılar ile öğrenciler tarafından izlenmiş...

Yanlış anlaşılmasın, açış konuşmalarını sansürlemedim. Haberde yoktu...

+

Böylesine önemli bir etkinlikte maden işletmeleri ile Yatağan ve Kavaklıdere kadar, hatta belki daha fazla başı dertte olan Milas’ın Belediye Başkanı Fevzi Topuz ile Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın bu toplantıda olmaması beni çok şaşırttı.

Yaşam savunucusu çevreci dostların bulunmamaları da büyük eksiklik olmuş. Tabii davet edilmemiş de olabilirler. Oysa bu meselelerin hep birlikte ele alınmasında büyük yarar var.

En önemlisi orada Muğla Basını da yokmuş. Benim gibi internet ortamında görmüş olabileceğiniz haberler İHA tarafından servis edilmiş... İHA bile üniversitenin servis ettiği haberi servis etmiş!

Üniversiteden servis edilen habere göre, üç gün süren etkinliğin (belki çalıştaydır) Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Taki Güler, açılış konuşmasında, “POTASSIAL projesiyle, feldspatik cevherlerin işlenmesi sırasında ortaya çıkan atıkları minimize ederek çevresel ayak izimizi küçültmeye yönelik sıfır atıklı bir üretim süreci oluşturmayı hedefledik. Dolayısıyla, yalnızca madencilik sektörü açısından değil, çevresel sürdürülebilirlik ve kaynak verimliliği açısından bu proje büyük öneme sahiptir” demiş.

Başka bilimsel konuşmalar ve konuşmacılar yanında Düzenleme Kurulu Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Ahmet Deniz Baş’ın moderatörlüğünü üstlendiği teknik sunumlarda özellikle bölgemiz madenciliğinin çevresel etkilerine yönelik konular çok yönlü olarak ele alınmış.

VALORE2025 etkinliği teknik sunumlar sonrası “sıfır atıklı madenciliğe” yönelik tartışmaların gerçekleştiği panel ile son bulmuş.

 “Sıfır atıklı madenciliğe” yönelik kim, kimler neleri neden tartıştılar acaba?

Tabii bilmiyoruz, konuşmalar, tartışmalar belki devlet sırrıdır...

---------------                 ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Adaletin bulunmadığı yerde herkes suçludur. --Maurice Duverger