Üniversitekenti olmak "bir rektör, bir kaç dekan, birkaç müdür" demek değildir.Üniversite, bir zihniyet meselesidir. Bir şehirde üniversite varsa hele buşehir orta ölçekte bir Anadolu şehri ise, üniversite o şehirde belirleyicisosyal ve ekonomik faktörlerden biri ve belki de en önemlisidir. Muğla bunun engüzel örneklerinden birisidir. 1992'de üniversitenin açılması ile Muğla,turizmin yanında ikinci tercihini yapmıştır: evrensel bilgi akışı!...
İştebu evrensel bilgi akışı sadece kampüsler, derslikler ve laboratuvarlarla olmaz;şehrin topyekün bir bilinç etrafında birleşmesi ve evrensel bilgi birikimininşehrin nabızlarında atmasının hissedilmesiyle hayata yansır. Bu demektir ki,üniversitelere okumaya gelen gençler, dünyaya açılan evrensel pencere vekapıları bu şehirede bulurlar ama bu iş için kampüs yetmez; gençlerin kampüsdışında da evrensellik zemininde vakit geçirmeleri için imkân hazırlanmalı veyakampüs, ders dışında da kullanılacak cazibelerle donatılmalıdır. Bu yüzdenkurucu rektörümüz Prof. Dr. Ethem Ruhi Fığlalı, üniversitenin inşa ettiği ilkbina olan Mavi Çatı'yı hizmete açarken, gençler için bir mekân açmanınsevincini paylaşmıştı. Kampüs içinde çarşı konusunu geçen hafta yazmıştım;kampüs içinde modern insanın bütün ihtiyaçlarını karşılayacak bir tasarımpeşindeydi.
Ben2010 yılında rektör adayı olduğumda, kampüsü herkesin özeneceği ve vaktininbüyük kısmını geçireceği bir rekreasyon alanı yapacağımı vaad etmiştim.Hocalarımız, böyle bir şeye ihtiyaç hissetmemiş olacaklar ki, bana oyvermediler.
Üniversitemizeokumaya gelen gençlerin, istismarcıların eline düşmemesi için hep berabergayret sarf etmek zorundayız. Bugün Kötekli'de yaşayan büyük bir öğrencikitlesi, oraya dinamik bir hüviyet kazandırıyor ama üniversite bunun farkındadeğil. Mesela Kötekli'deki mekânlarda, öğrenci ile sohbet ettiğini gördüğünüzben ve Prof. Dr. Alaattin Karaca hocadan başkasını göremezsiniz. İkimiz,öğrenci ile ders dışı zamanlarda da beraber olup akademik, edebî ve sanatsalsohbetler yapıyoruz. Üniversiteden 20-25 akademisyen Kötekli'de bizimyaptığımızı yapsa, gençlerin tuzaklara düşme oranı düşer.
KÜLTÜRMERKEZİ PROJESİ
Öncekimüftümüz Abdurrahman Koçak, üniversite gençlerinin istismarı konusunda çokhassastı. Caminin yapılması, kız yurdu, Saadet Hanım Konağı'nda Çarşambasohbetleri, Diyanet Kitabevi'nin açılması, Şahidî Evi sohbetleri ve kampüse birkültür merkezi yapılması konusunda çok gayret sarf etti ve kültür merkezihariç, diğer konularda başarılı oldu. Kız yurdunda 500 kadar kızbarındırılarak, onlara rahat edecekleri bir ortam sağlandı. Saadet Hanım Konağındaher Çarşamba bir üniversite hocası öğrenciler ve halkla sohbet etti. ŞahidîEvi'nde Mesnevi sohbetleri yaptık. Kitabevi ile bir kültürel hareketlilikbaşlatmak istiyorduk; fakat olmadı. En ümitli olduğumuz proje de Kültür Merkeziidi. Bu Kültür Merkezi 500 metre karelik bir alanda 200 metre karelik birkapalı alan şeklinde çizilmişti. Alaatin Bey, Adnan Çevik Bey ve ben projeyiher aşamada kontrol etmiştik. Çizimleri 2017'de yapıldı ve dönemin rektörünesunuldu.
İşçıkmadı.
Sonrakidönemde tekrar sunuldu; gene iş çıkmadı. O güzelim proje hayallerde çizimlerde kaldı. Oysa bu proje çizilseydi, o merkezde öğrencilerin entelektüelçabaları ve kendilerini ispatlama imkanlarıyla, nitelikli bir entelektüelolmalarının ilk adımları atılacaktı.
Olmadı!...
Olamadı!...
Oldurulmadı!...
Amaüniversite gençliği de bilim sükunetinde durulmadı...
2ay içinde 2 kızımız katledildi. Bu kızlarımızın katledilme ortamını hep beraberbiz hazırladık!... Üniversitesiyle, yerel yönetimlerle, esnafla ve halklabiz!...
Felaket"Geliyorum" dedi; kulaklarımızı tıkadık...
Böyleolmamalıydı ve bundan sonra da böyle olmamalı ama durum hiç de bunu göstermiyorve felaketlere gebe bir sosyal zeminde yaşadığımızın farkında değiliz.
Gençleregüvendiğimizi ve kendi çapında bir şeyler yapacağı entelektüel ortamlarhazırlamazsak, kızlarımız da erkeklerimizde daha çoook istismar edilir ve dahaçoook umutlar yok edilir.
Bendensöylemesi ey azizler!...