DÜNDEN KALAN...
Dünkü yazımın ardından telefonum durmadı. Herkes “Turnişil”i soruyor. Başka bir şeyi soran olsa şaşardım!
Yazacaklarımdan yer kalırsa “Turnişil”in ne olduğunu mutlaka yazacağım. Şu kadar belirteyim, bu “Laz Pokeri”nde geçen bir terim... “Beş benzemez”, “Kent”, “Döper”, “Ful as” veya “Full House”, “Flush”, “Two Pair” ve “Straight Flush” gibi...
Dünkü yazımı şöyle noktalamıştım:
“Anlaşılan MUSKİ Genel Müdürü’nün makam odası da başkanlarımızın itibarıymış...! Kabahat bizde bunu makam otomobilleri yenilenirken anlayamamışız!
Oysa MUSKİ’nin “elindeki kısıtlı imkanlarla her yere yetişmeye çalıştığını” Gonca Başkan söylüyor... Demezler mi “Başkalarına yakıştırmadığınız size nasıl yakışıyor?” diye...
Hem bu “logo yenilemesi” işi neden “imkanları kısıtlı” MUSKİ marifetiyle yapılıyor.
Logonun yenilenmesine ne gerek vardı?
O da mı itibar?
Yanıtı yarın ararız...”
+
BENİ Bİ GÜLME ALMAYA DEVAM EDİYOR
Yanıtı da yerim kalırsa yazımın sonunda ararız.
Dün iki ayrı paylaşım yapıldı, beni de bi gülmek aldı...
“Güler misin ağlar mısın?” dedirten türden paylaşımlardı. Ben güldüm...
Paylaşımlardan biri Fethiye’den Orhan Okutan arkadaşımızdan geldi. Aslında ben bugün Datça’dan Sedat Kaya arkadaşımızdan gelen paylaşıma da değinecektim.
Sedat Kaya’nın “Beni Bir Gülme Tuttu” başlıklı ve “Özcan Özgür yazmış Hamle Gazetesi'nde. Menteşe Belediyesi ‘Kaçak Yapıya Geçit Yok’ demiş. Ben de okumaya başladım ama bir yerde koptum. Ciddi ciddi kahkaha attım. Gözümden yaş geldi.” diye başlayan paylaşımını önceki gece facebook sayfamda paylaştım.
Paylaşırken beni bi gülme daha aldı... Bu konuya yerim kalmaz sanırım, ayrıca ele alırız...
+
“İŞ TAKİPÇİLERİ UTANIN”
Orhan Okutan, Fethiye’nin eski belediye başkanlarından siyasetin duayeni Behçet Saatcı’dan paylaşım yapmış. Bu paylaşım çok tartışılacaktır.
Orhan Okutan da bu konuda yaptığı “İş Takipçileri Utanın” başlıklı paylaşımında “Eski Fethiye Belediye Başkanı Behçet Saatcı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.” demiş..
‘Fethiye Alternatif Bakış’ da “İş Takipçisi Milletvekilleri Aydın Hoca’dan Utanın” başlığı ile yer alan yazısında Orhan Okutan şu ifadelerde bulunmuş:
“ Muğla’nın abisi olarak nitelendirilen Prof. Dr. Aydın Ayaydın ile görüşmesi nedeniyle Ak parti içindeki Aydın Ayaydın karşıtları tarafından her fırsatta eleştirilen eski Fethiye Belediye Başkanı Behçet Saatcı, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi:
‘Muğla’da isminin yanında Mv. yazan malum beyler. Aydın Hoca’dan utanın. Birilerinin iş takipçiliğine verdiğiniz mesainin %1’ini, Muğla ve Fethiye’nin sorunlarını çözmeye verseydiniz, sizin ifadenizle bu işler, Derik’li Hoca’ya kalmazdı’.
Behçet Saatcı gündem olan paylaşımının, milletvekilleri ve taraftarları arasında nasıl bir yankı bulacağı merak konusu oldu.
Tersane ve yat çekek yerlerinin taşınması için çaba sarf ettiğini açıklayan Prof. Dr. Aydın Ayaydın, dün ilgili devlet kurumu müdürleriyle birlikte yat çekek yeri ve tersanelerin taşınacağı Karaot’ta incelemede bulunmuştu.”
Siz şimdi Derikli Hoca’yı da sorarsınız! Sormayın artık...
+
TANITIM MEDYA...
Gündemi takip etmek biz ‘Kent Yazarları’ için gerçekten zor.
Evet Aydın Ayaydın Hoca önceki gün çok önemli isimlerle Fethiye’deydi...
Fırsat olmadı. Bir fırsat bulup, “Fethiye’de neler oluyor?” diye bakacağız.
Acaba diyorum “Muğla’nın Kent Yazarları” olarak bir araya gelsek, bir “Tanıtım Medya Şirketi” kurup, nalına mıhına yazılarımızı “atlamadan”, “soğutmadan” o şirketin yayın organında mı paylaşsak...
Duyumlarıma göre, Muğla Büyükşehir Belediyesi “Tanıtım Medya Şirketi” kuracakmış. Galiba Genel Müdürü de “Levent Arkan Bey” olacakmış.
Yakışır.. Neden olmasın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde olan Muğla Büyükşehir Belediyesi’ne yakışmaz mı?
Hem ‘eksikliğini çekiyormuşuz gibi’ bize de malzeme çıkar!
Hayırlısı...
+
“MUĞLA ÇİMENTO’DAN ÇOK SERT AÇIKLAMA”
Evet Allah hayırlısını versin... Çimentocunun bile hayırlısını versin...
Çimentocuların yayın organı Muğla Postası dün internette “Hikayeyi çakallardan dinlersen, kurdu düşman bilirsin” mottosu ile bir haber paylaştı.
Bu paylaşım ve Orhan Okutan’ın paylaşımı olmasaydı, başta da vurguladığım gibi bu gün imkansızlıklar içinde derelerden denizlere ve hatta genel müdürün makam odasına kadar ulaşan MUSKİ ile devam edecektim. Yine Çimentoculara ait olduğu iddia edilen ‘Muğla Flash Haber’ ve ‘Muğla Postası’ tarafından MUSKİ ile ilgili ortaya atılan iddialara bakacaktım.
Yarın bakarız... Bugün Muğla Postası’nın “Muğla Çimento’dan Çok Sert Açıklama” başlıklı habere bakalım...
Tabii şimdi “Özcan Özgür hani bunlar çimentocuların korsan gazeteleriydi. Ki adlarını yazmaktan bile imtina ediyordun, ne oldu?” diyenleri duyar gibiyim... Şu oldu; Muğla Büyükşehir Belediyesi bu yayınları dikkate alıp, yanıt vermeye başlayarak “meşruluk” kazandırdı... Hatta o “zaytung haber” yakıştırması, o yayınların tanınırlığını ve tirajını arttırdı...
O yayınların muhatabının ciddiye aldığı gazetelerin ‘iddialarının’ artık bana göre de “haber değeri” vardır...
+
MUĞLA POSTASI’NIN HABERİ
Muğla Postası’nın dünkü haberinde “Alman vakıflarının açıkça desteklediği sözde çevre eylemciler, sağda solda dolaşarak halka gerçek dışı söylemlerde bulunuyor. Kalker ocaklarının üzerindeki ağaçları keseceğimizi, dinamitle patlatma yaparak doğayı tahrip edeceğimizi iddia ediyorlar.” diyen çimentocular şöyle devam etmiş:
“Oysa biz, tamamen mermer artıklarını kullanacağız. Bu bölgede tek bir ağaç kesip altındaki taşı alanın Allah belasını versin! Muğla artık bu ne idüğü belirsiz insanları kale almasın. Biz buradayız ve Muğla sahipsiz değil!”
Evet haber bu kadar... Bu haberde çok tartışılacaktır...
+
“BİR OYUNDA İKİ TURNİŞİL OLMAZ!”
Ben de bir çoğunuz gibi ilk kez Vatandaş Ahmet’ten duydum. Bütün sözlüklere baktım böyle bir sözcük bulamadım. Acaba sehven mi yazıldı diye Ahmet Tan Karaosmanoğlu’na sordum. “Bir fıkranın içinde geçiyor” dedi ve şöyle anlattı:
Temel ile İdris mahalle kahvesinde poker oynuyorlarmış. İdris’in bilmediği bir oyunmuş. Ancak “Acemi şansı” dedikleri gibi İdris kazandıkça kazanıyormuş. Yeni ele başladıklarında 4 ası yakalayan İdris, Temel’e rest çekmiş. Temel öfkeyle “Gördüm” demiş... Eller açılmış İdris’te 4 as, Temel de beş benzemez. Doğal olarak İdris “Yine ben kazandım.” derken Temel, “Hayır ben kazandım” diye itiraz etmiş. İdris sinirlenerek “Beş benzemezle mi?” diye sorarken, Temel “Hayır, buna Turnişil derler. Turnişil kazanır.” der ve oyuna devam ederler.
Oyunda benzer durum tekrarlanır ve bu defa ‘Beş benzemez’ İdris’tedir. İdris elinde 4 as olan Temel’e karşı “Ben kazandım, turnişilim var” deyince Temel’in yanıtı şöyle olur:
- Bir oyunda iki defa Turnişil olmaz...
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ; “Su akar, Türk bakar!” özdeyişinden “Orman yanar, Türk bakar!” sözüne geldik.