Otokar Şirketi, Romanya’ya 857 milyon EURO karşılığında askeri zırhlı araç ihraç ediyor.
Endonezya’ya 12 milyar dolar karşılığında 48 adet beşinci sınıf uçak olan KAAN savaş uçağı ile Atmaca füzeleri ihraç ediliyor.
İspanya, Hürjet uçaklarımızı satın alıyor.
32 savaş gemisi aynı anda tersanelerimizde inşa edilebiliyor.
285 m boyunda, 50 uçak kapasiteli uçak gemisi inşa ediliyor.
Nükleer enerji ile çalışacak denizaltı gemisinin yapımı gündemde.
Şehir ve önemli alanları koruyacak çelik kubbeler inşa ediliyor.
Türkiye, yazılım konusunda çok önemli adımlar atıyor.
Türkiye, elektronik, beyaz eşya ve otomotiv sanayii konusunda da çok iyi durumda bulunuyor.
Atalarımız "İstiyorsan sulh-u salah, hazır ol cenge" demişler.
Çünkü, doyumsuz ve kapitalist Siyonist Batı savaşmadan bir türlü edemiyor...
Ayrıca Türkiye, geçen yıl 32 milyar 560 milyon dolar tutarında dışarıya tarımsal ürün sattı.
Türkiye’ye 2024 yılında 62,2 milyon turist ziyaret etti.
Akkuyu Nükleer Santrali önümüzdeki yıl tam kapasite ile enerji üretimine başlıyor.
Bunları rüyamda görsem, inanmazdım.
Ama hepsi gerçek...
Türkiye kendine geliyor.
Ama komşuda, 1821 yılında Mora Yarımadası İsyanı’nın 204. yıl dönümünü 25 Mayıs 2025 günü kutlarken, Askeri Okul öğrencileri "Kahrolsun Türkiye. İstanbul bizimdir. Küçük Asya bizimdir. Kıbrıs bizimdir." diye naralar atarak merasimde öfke kustular.
Yunan halkı da Harp Okulu öğrencilerini çılgınca alkışladı...
10,4 milyonluk Yunanistan, 86,2 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti’ni tehdit ediyor.
Biz ne yapıyoruz?
Biz kardeşlikten, barıştan bahsederken, Atina sokaklarında bize karşı kusulan nefreti görmezden geliyoruz.
Daha fazla savunmada kalamayız.
En doğru savunma, hücumdur.
Türkiye, Atatürk’ün memleketi olan Selanik ile Batı Trakya’yı istemekten çekinmemeli.
Anadolu’nun hemen önünde bulunan ve Anadolu’nun doğal uzantıları olan Midilli, Limni, Sakız, Sisam, Rodos, Girit ve On İki Adaların Anadolu’ya ait olması gerektiğini iddia etmeliyiz.
Ama biz ne yapıyoruz?
Bazı insanlarımız Anadolu’nun hemen önündeki adalara tatil için gidiyorlar.
Bu tevazu, bu umursamazlık ve bu özgüven biraz fazla.
Komşu her gün Türkiye ile yatıp kalkarken, biz komşunun öfkesini, komplekslerini daha fazla kör gözle izleyemeyiz.
Komşu utanmadan Mustafa Kemal Atatürk’ü Pontus halkına soykırım yaptı diye suçlarken, "Ben Kemalistim" diyenlerden ses bile çıkmıyor.
Varsa yoksa sen-ben kavgası yapıyoruz.
Biraz kafamızı kaldırıp, komşunun neler çevirdiğine bakmalıyız.