Türkiye ile Yunanistan arasında yapılan son anlaşma ile vize almadan 7 gün Anadolu'nun hemen önünde bulunan Yunan adalarında karşılıklı tatil ve ticaret yapma imkanı sağlandı.
Bu karar Avrupa Parlamentosu (AB) komisyonundan da onay aldı.
Türkiye ile Yunanistan arasında sorunlar yok iken, Sisam adasındaki Yunanlı esnaf ihtiyaçlarını Kuşadası pazarından temin ederdi.
İstanköy esnafı, Bodrum pazarından, Sömbeki esnafı da, Datça pazarından, Rodos esnafı da Marmaris veya Fethiye piyasalarından ihtiyaçlarını karşılarlar idi.
Bu sahil ticareti için, Türk limanları ile adalar arasında feribotlar, tekneler çalışırdı.
Bu ticaret öyle bir noktaya gelmişti ki, Yunan esnafı ile Türk esnafı birbirlerini tanır, güvenir, hatta veresiye alış veriş yaparlardı.
Sonradan bu yakınlaşmaya ve ticarete Batı, çomak soktu.
Türkiye ile Yunanistan’ın dost olması, barış içinde yaşaması AB'nin patron ülkelerinin işine gelmiyordu.
Son yapılan anlaşma ile yıllar sonra Rodos ve 12 ada esnafı ile Muğla’da ki esnaf arasında ticaret, eski haline gelecek.
Hatta, bu anlaşma iki komşu arasındaki ticareti daha büyük noktalara taşıyacaktır.
Zengin Türk turistler, Yunan adalarına uğramaktan, oralarda yemek yemekten ve eğlenmekten çok hoşlanıyorlar.
Türk turistler arasında "Bizim sahiller doğallığını yitirdi, Yunan adaları doğal halleri ile kaldılar ve adalarda fiyatlar daha uygun" diye, Yunan adalarını daha cazip bulanlar var.
Muğla sahilleri neden doğallığını yitirdi?
Örneğin Bodrum Yarım adasını, mevzii imar planları ile adeta yamalı bohçaya cevirdik...
Bodrum Yarım Adasının dışındaki Muğla sahillerini de " Özel Çevre Alanı" içine alarak, buralarda koruma imar planı yapımını adeta imkansız bir hale getirdik.
Bu plansızlık da kaçak yapılaşmayı tetikledi ve güzelim sahilleri böylece yitirdik.
Alt yapı olmadığı için de, denizlerimiz kirlendi.
İyinin düşmanı mükemmelliyetçiliktir, diye bir söz vardır.
Biz mükemmellik peşinde koşarken maalesef iyiden de olduk.
Sahillerimizin koruma imar planlarını acilen yapmaz ve kaçak yapıların yapımına engel olmaz isek, yarın bu günlerimizi de arayacağız.
Komşu ile başlayan 7 günlük vizesiz seyahat imkanı Muğla ile Rodos ve 12 ada arasındaki turizmi ve ticareti çok etkileyecektir.
Doğu Ege adaları Anadolu olmadan rahata ve refaha kavuşamazlar.
Çünkü, Doğu Ege Adaları, Anadolu'nun doğal uzantılarıdır.
7 günlük anlaşmadan sonra Özel Çevre Alanları içine alınan sahillerimizin koruma imar planlarını bir an önce yapmalı ve tavizsiz uygulamalıyız.
Sahil şeridindeki kaçak ve doğa ile uyum içinde olmayan tüm yapıları yıkmalıyız.
Adalardaki esnaf, zeytin, zeytinyağı, tereyağı, peynir, sebze, meyve ve kırmızı et basta olmak üzere bir çok ihtiyaçlarını eskisi gibi, ilçe pazarlarından Muğla köylüsünden ve esnafından temin edeceklerdir.
Bu hal, büyük bir ticaretin, dostluğun temellerini atacaktır.
Ayrıca, önemli bir konu daha var...
Biz Türkler domuz eti yemeyiz.
Adalar halkı ve Avrupalı turistler domuz etini yerler.
Hele doğal olan yaban domuz etine bayılırlar.
Türkiye'de domuz avlamak uzun zamandır yasak olduğu için, yaban domuzları geceleri sahil şehirlerimize kadar iner oldular.
Köylerde ise çoğalan yaban domuzları geceleri köylünün tarlalarını, ekinlerini talan ediyorlar.
Yunan ada esnafı ise, yaban domuz eti bulmak ve satmak için can atıyor.
Devletimizin organizasyonunda sayıları artan, şehirlerimize kadar pervasızca inen ve köylünün tarlasını zarar veren yaban domuzları değerlendirilmelidir.
Yaban domuz eti ticareti, sahillerimizi ziyaret eden yabancı yat sahipleri arasında kaçak olarak yapılıyor aslında.
Ekonomi, talep ve arz üzerine kurulur.
Ekonomiyi yasaklar ile yönetmek çok zordur.
Yabani domuz eti ticareti, devletimizin kontrolü altında yapılmalıdır.
Böylece bir taş ile iki kuş vurulmuş olur.
Hem domuz eti ihracından para kazanılır, hem de köylümüzün bin bir emekle yetiştirmeye çalıştığı ürünlerini de domuzlardan korumuş oluruz.
Adalarda evcil domuz etin kilosu 10 Euro ise, yaban domuz eti kilosu 15 Euro olduğunu da unutmamak lazım.
Son alınan kararla 7 gün vizesiz Yunan Adalarında tatil yapmak, ticaret yapmak, Muğla esnafına ve Türk turizmine hayırlı olsun.
En büyük faydası da Muğla esnafına ve köylüsüne dokunacaktır...