Dilimizde"taşra" kelimesi bir küçümseme ifadesi olarak kullanılır. Kadim Türkçe'de"dışları" demek olan bu kelime "taşra" haliyle ve "büyük şehir dışı" anlamınatutunarak yaşamaya devam etmektedir. Aslında kasd edilen "büyük şehir" deİstanbul'dur; yani "İstanbul dışındaki yerler"i ifade etmek için kullanılır.Rahmetli Müjgan Cunbur , birsohbetimizde, İstanbulluların Ankara'ya bile "taşra" dediklerini söylemişti.

Neyse..Amacımız "taşra" kelimesinin etimolojisi ve semantiğini yapmak değil; "taşraüniversiteleri" kavramını tartışmaya açmak.

Bazıillerimizde birkaç tane olmak üzere 81 ilimizin tamamında üniversite var. İlberHoca'ya sorsak, İstanbul ve Ankara üniversiteleri dışındaki bütününiversiteleri kapatmaya kalkar; o yüzden ona sormuyoruz ve içinde yaşadığımızgerçeğin niteliğini yazmayı tercih ediyoruz.

Bizdeilk üniversiteler İstanbul ve Ankara'da kuruldu. 1950'lerin ortasında İzmir'debir üniversite kurulmaya niyetlenildiğinde Ankara ve İstanbul'dakiakademisyenler, "İzmir'de de üniversite mi olur canııım?" diye burun kıvırmışlar ama 1955'te Ege Üniversitesikurulmuş. Bu arada Ankara'da bir üniversite daha kurulmuş: Ortadoğu TeknikÜniversitesi. Amerikalılar kurduğundan bizim Ankaralı ve İstanbulluakademisyenler bir şey dememiş. Ne de olsa Amerikalılar kuruyor. Ne diyecekler?

1957'deErzurum'da Atatürk Üniversitesi kurulunca da Ankara ve İstanbul'dakilerinburunları oynama başlamış; küçümsemişler. Sonra 70'lerde kurulan üniversitelerve 1982, 1992, 2006 ve 2008 üniversiteleri derken bütün illerde üniversitelerkuruldu.

Bukadar üniversite kuruldu ama tartışmalar hâlâ devam ediyor. Her ile birüniversite oldu da ne oldu?

Bütünakademik hayatını "taşra"da geçirmiş biri olarak söyleyeyim; "her ileüniversite kurulması" çok iyi oldu."

ŞayetFırat Üniversitesi ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi olmasaydı, yakından şahitolduğum pek çok akademik-sosyal olay gerçekleşemeyecekti. 12 sene çalıştığımElazığ'da dergi yayıncılığı ve sempozyumlar dâhil pek çok olayın merkezindeüniversite vardı ve yapılanlar şehre büyük bir değer kattı.

MUĞLA SITKIKOÇMAN ÜNİVERSİTESİ

Oturupsaysak, 1992'den beri Muğla'da yüzlerde sempozyum, konferans, panel, seminer veçalıştay yapılarak Muğla'nın birikimi, üniversite sayesinde gündemetaşınmıştır. Sadece benim etkin olduğum 4 sempozyum yapılmıştır. 700. Yılında Osmanlı Sempozyumu (1999), Zeybek Sempozyumu (2002), Millî Şair Mehmet AKİF Sempozyumu (2011) ve Uluslararası Edebiyatta Tren,Trende Edebiyat Sempozyumu (2017). Panel ve konferanslar, sohbetlerilistelemeye kalksak sayfalar yetmez. Bunlar sadece benim doğrudan etkin olduğumsempozyumlar. Her alanda yapılan sempozyumlarla, Muğla, turizmin yanındauluslararası tanınırlığı olan bir şehir olmuştur.

Kânûnî Sultan Süleyman-Rodos Seferi konusu vesarnıçların gündeme gelmesi, benim bu üniversiteye gelmem sebebiyledir. Dahabaşka şeyler de var tabii.

Öbürtaraftan, Muğla ile ilgili değişik alanlarda yazılan makale ve kitaplarla, ilinzenginlikleri bilimsel metodlarla işlenerek evrensel bilgi halinegetirilmiştir.

MENTEŞE GRUBU

Muğla'daüniversite kurulmasının artı değerlerinden birisi de Menteşe Grubu 'dur. 28 Şubatın ceberut dönemlerinde, herkes sütregerisinde çekilmişken bir sivil inisiyatif olarak Menteşe Grubu, birkaçüniversitelinin teşebbüsüyle oluşturulmuştur. Daha sonra şehirdenokuması-yazması olanların katılmasıyla zenginleşen grup, Muğla'da ilk defa Şahidi Paneli (2008) gerçekleştirerekyerli birikime işaret etmiştir. CemilMeriç Paneli , Filistin toplantıları ,müzakereler ve halka açık toplantılarla 150 kadar faaliyet gerçekleştirenMenteşe Gurubu, şayet burada üniversite olmasaydı, bu faaliyetlerigerçekleştiremeyecekti. Bugün Muğla'da "Menteşe" adlı yerler varsa, hepsininarkasında Menteşe Grubu vardır. Bu grup, Muğalılara Menteşe beyliğini veMenteşeliliği hatırlatmıştır.

Başkasivil toplum kuruluşları da olmuştur tabii ama hiç birisi Menteşe Grubu kadaretkili olamamıştır.

Uzatmayalım.

"Taşraüniversiteleri", basit bir eğitim-öğretim merkezi değil, bilimsel düşünce vesosyal hareketlilik merkezleridir de. "Taşrada bişi olmaz!..." diyenler; sizlermerkezde ne yaptınız? Nobel ödülü mü aldınız?... Sizin sosyal etkiniz sıfırayakınken, taşradaki bir akademisyen, şehrin sosyal dokusuna dokunuyor; biliyormusunuz?

Elazığlılar"Ölüler zannederlermiş ki diriler her gün helva yiyor" derler.. Büyükmerkezlerde her gün helva yemediğinizi de biliyoruz.