İdris Koç

İdris Koç

BAY PROTOKOL
İdris Koç'un ve diğer yazarlarımızın köşe yazılarını ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin

Tabağı Boş Göndermeyelim

Eklenme : 4.08.2021 00:00:00
Görüntülenme: 517

Geçenlerde kurum olarak organize ettiğimiz bir seminer programının haberini whatsapp'tan daire başkanıma gönderdim. Başkan Bey, "Tabağı boş göndermeyelim." mesajıyla başka bir haberi bana gönderdi.

"Tabağı boş göndermeyelim." sözü beni eski günlere götürdü. Çocukluk yıllarımı hatırladım. Hatıralar hatıra geldi. Çünkü bu cümle, komşuluk hukukunun temel cümlelerinden biriydi.

Annem, zaman zaman pişirdiği/yaptığı yiyeceklerin birazını bizimle komşuya gönderirdi. Ekmek yaptığında birinin üzerine tereyağı sürer, börek yaptığında birkaçını tepsiye koyar bizimle komşuya yollardı. Komşular da aynı şeyi yapardı. "Şimdi komşuya kokmuştur." denir, komşular arasında tabaklar gider gelirdi. 

Tabaklar geri boş dönmezdi. Ya elde ne varsa gelen tabağa ondan konur ve "Annene selam söyle." mesajıyla getiren çocuğa geri verilirdi. O an tabağa konulabilecek bir ikramlık yoksa tabak alıkonulur, ilk fırsatta ikramlık bir şeyler ile sahibine iade edilirdi.

Bu tabaklarla gidip gelen ikramlıklar aslında hepimizin evinde bir şekilde bulunan, pişen ve yenilen şeylerdi. Dolayısıyla da aslında kimsenin o bir tabak ikramlığa ihtiyacı da yoktu. Ama yine de tabaklar, tepsiler komşular arasında gider gelirdi.

Ekim, dikim ve hasat zamanlarında alet edevat lazım olduğunda hemen komşuya koşulurdu. Düğün ve mevlitlerde ihtiyaç olan mutfak malzemesi komşulardan toplanırdı. Bulgur ve pekmez kaynatma dönemlerinde bakır kazanlar ve tepsiler yine komşulardan ödünç alınırdı.

Günlük işler yapılırken bir davet beklemeden komşuya yardıma koşulur, yapılan yardımın karşılığı da beklenmezdi. Mevsimlik ekim, dikim ve hasat işleri imece usulü yapılır, işleri bu şekilde görülen komşu, vakti geldiğinde komşusuna ödüncünü öderdi.

Ev yapan, düğün yapan, çocuğunu okula ya da askere gönderen, haneye yeni bir araç alan ya da hastası olan komşunun cebine "İhtiyaç olursa kullanırsın." diyerek bir zarf sıkıştırılır, komşusunun bir şey söylemesine fırsat vermeden dönülür gidilirdi. Böylelikle darda olanın sorunu zahmetsizce çözülüverirdi. İhtiyacı olana Hızır yetişiverirdi.

Ya şimdi? O yıllardan, o komşulardan ve o komşuluklardan eser kaldı mı?

O yardımlaşmadan, dayanışmadan, duyarlılıktan, nezaketten geriye ne kaldı?

İnsan aynı insan, mahalle aynı mahalle, köy aynı köy. Peki değişen ne?

Komşunun cebine "İhtiyaç olursa kullanırsın." diyerek 100 lira koyamayan insanlar evlerini, arabalarını satıp tosuncuklara gönderecek hale nasıl geldi? Komşusu, arkadaşı ödünç para istediğinde elini cebine atamayanlar; nasıl oldu da binlerini, milyonlarını sanal paralara yatırır, sahtekâr insanlara elleriyle teslim eder hale geldi?

Ne değişti?

Konu komşuluk ve dayanışma kültüründen açıldığında, şehirleşmenin ve apartman hayatının komşuluk ilişkilerini bitirdiği söyleniyor. Öyleyse komşuluk köylerde neden bitti? Yozlaşmanın nedeni apartman yaşamına geçmiş olmak mı?

Bize hiç kimseye ihtiyacımız olmadığını düşündüren ne?

Sosyolojik her olgu ve olayda olduğu gibi bu sorunun da birçok nedeni olduğu kesin. İnsan ilişkilerinin mahiyetinin ve şeklinin değiştiği hepimizce malum. Hangi nedenin hangi sonucu doğurduğu ve yumurta-tavuk misali neyin neyi etkilediği tartışılabilir. Ancak ortada tartışmaya mahal bırakmayan bir gerçek var ki, değer yargılarımız değişti. Dolayısıyla da insanların düşünceleri, tercihleri, hedefleri, davranışları, ilişkileri ve yaşam biçimleri değişti.

Artık insanlar hiçbir şeyini paylaşmak istemiyor. Kimseyle iş birliği yapmak, kimseye destek olmak istemiyor. Yaşamının devamı konusunda kimsenin desteğini de görmek istemiyor. Sahip olduğu maddi şeylerin kendisini mutlu etmeye yeteceğine inanıyor.

Önce televizyon, sonra sosyal medya. Artık insanlar hoşça vakit geçirmek için birbirine ihtiyaç duymuyor.

Oysa komşuluk ilişkisi, aile ilişkilerinden başlayarak iş ilişkisine kadar devam eden ilişki ağının ortasında yer alıyor. İnsani ilişkilerdeki ilk bozulmalar da komşuluk ilişkilerinde kendisini gösteriyor. Bu bozulma oradan da yavaş yavaş akraba ve aile ilişkilerine doğru devam ediyor. Bu açıdan bakıldığında, komşuluk ilişkilerinin düzeltilmesi bir plesebo etkisiyle diğer ilişkilerimizin de düzelmesini sağlayabilir. 

Yani, işe tabağı boş göndermemekle başlayabiliriz. 

04.08.2021

 

ÖNCEKİ yazı
SONRAKİ yazı
{{r.adsoyad}} {{r.tarih | tarihsaat}}
{{r.yorum}}
Güvenlik kodu

PAYLAŞ

En çok arananlar

Powered by BilgiSoft