Malumunuz son haftaların önemli bir gündemi de Marmara Denizi'ndegörülen müsilaj yani deniz salyası. Müsilaj; denizlerin kirlenmesi, denizsuyunun durgunlaşması ve sıcaklığının artması ile oluşan sümüksü bir madde.

Denizdeki bu korkutucu görüntü güngeçtikçe artmaya başladı. Bir taraftan temizlik çalışmaları sürdürülürken diğertaraftan deniz müsilaj üretmeye devam ediyor. Dolayısıyla fotoğraf değişmiyor.

Bu doğa felaketi üzerine birçokaçıklama yapıldı. Yaşananları bilimsel açıklamalarla izah etmeye çalışanlarıdinlerken aklıma dört yıl önce okuduğum bir kitap geldi: Suyun Gizli Mesajı.

Japonya'da alternatiftıp üzerine araştırmalar yapan Dr. Masaru Emoto, bu çalışmaları sırasında suyungerçek doğasının donmuş kristal halindeyken görülebildiğini fark ederek farklıkaynaklardan aldığı suları kristalize ederek fotoğraflamaya başlar ve suyungizemi ile tanışır. Bu araştırmanın sonucuna göre su kristalleri kelimelerden,duygulardan, düşüncelerden, gösterilen resimlerden ve dinletilen müziktenetkilenmekte ve bu etkiye farklı tepkiler vermektedir.

Emoto, bu fotoğraflamasonrasında su kristallerinin hayatımızı nasıl yaşamamız gerektiğine dairderslerle dolu olduğunu görür. Ortalama bir insan vücudunun %70'i sudanoluşmaktadır. Dolayısıyla insanın sağlıklı ve mutlu olabilmesinin yolu,vücudundaki bu suyu arındırmasından geçmektedir. Suyu arındırmak ise suyahareket kazandırmakla, yani sürekli bir devir daim ile mümkündür. Çünkü " Hareketetmek, değişmek, akmak; hayat bundan ibarettir ."

Koronavirüsle birliktesosyal yaşamımız sınırlandı, yasaklarla birlikte evlere kapandık. Yani hareketazaldı. İnsanın hareketliliği azaldıkça doğanın hareketliliği de azaldı.Dolayısıyla sudan yaratılan insanın durgunluğu ile deniz suyundaki durgunlukarasında bir bağ olabilir mi diye düşünüyorum bir süredir.

İki kar tanesi kristalinin aynı olmadığı ile suyun kopyalamave ezberleme yeteneği olduğu bilgisinden yola çıkan Emoto, iki aylık denemedensonra -5 derecede su kristallerinin fotoğrafını çekmeyi başarır. Birçokdenemeden sonra olumlu mesajlara maruz kalan su kristallerinin altıgen ve çokgüzel motifli, olumsuz ve dayatma mesajlarına maruz kalan su kristallerinin iseşekilsiz olduğunu tespit eder.

Japonya'nın en büyük gölü Biwa Gölü'nü temizlemek ve dünyabarışı için dua etmek üzere toplanan 350 kişiyle topluca dua ettiklerini veilahi okuduklarını; bu olayın ardından her yıl gölde ortaya çıkan ve dayanılmazkoku yayan yosunların o yıl görülmediğini anlatan Dr. Masaru Emoto,araştırmalar sonrasında şu sonuca ulaşır: Sesin titreşimleri olduğu gibinesneler, mekânlar ve olaylar da farklı frekansta titreşimler yaymaktadır.Üzüntülü kişiler etrafına üzüntü, mutlu kişiler ise mutluluk frekansıyaymaktadır.

Emoto'nun bu tespitlerini hatırlayınca da aklıma şunlargeldi: İstanbul üç tarafı suyla çevrili bir kara parçası. Yani bir oranda İstanbul'unda %70'i su. Acaba insanın niyeti, duyguları, dili, zihni kirlendikçe; yani%70'i su olan insan içindeki su kirlendikçe etrafındaki su da kirleniyor mu?İnsanın yaydığı olumsuz titreşimler çevreyi ve doğayı olumsuz etkiliyor mu?

İnsana dair her şeyin adeta bir halat yarışı gibiçekiştirildiği, birinin "ak" dediğine diğerinin "kara" dediği, dillerin bıçakolduğu, birinin kazdığını diğerinin kapadığı, birinin diktiğini diğerininsöktüğü, her şeyin rekabete dönüştürüldüğü, dolayısıyla da her şeyin kirlendiğindedeniz ne kadar sessiz kalabilir ki?

Araştırmalar sonunda "şükran" ve "sevgi"sözcüklerine maruz kalan suyun en güzel altıgen kristalleri oluşturduğunusöyleyen Emoto, " Hakaret eden, zarar veren ve alay eden kelimelerinsanlar tarafından yaratılan kültürün sonucudur. Eğer kalbinizi sevgi veşükranla doldurursanız, kendinizi sevgiyle sevebileceğiniz ve şükranduyabileceğiniz o kadar şeyle sarılmış olarak bulur, aradığınız sağlıklı vemutlu hayatın keyfini sürmeye o kadar yaklaşırsınız. " diyor.

Sevginin, saygının,hoşgörünün, şükran duygusunun kalmadığı yerde, etrafımızı deniz salyası ilesarılmış buluverdik. Deniz; kirlenen ve her şeyi kirleten insana olan tepkisinive nefretini kusarak gösterdi. Yaşanan iğrençliklere kendi diliyle isyan etti. Bizise bunu anlamaktan aciz bilimsel açıklamalar yapmaya, elimize aldığımızsüzgeçlerle denizi temizlemeye çalışıyoruz. Görülen şu ki, insanın midesi bazışeyleri kaldırdı da suyunki kaldıramadı.

Gelin; Boğaz kıyısındael ele tutuşup içimizdeki önyargıları, korkuları, öfkeyi, tahammülsüzlüğü,hoşgörüsüzlüğü, nefreti denize atalım ki suyun nefretini bastırsın.

Biz arınalım ki denizde arınsın.

23.06.2021