Muğla bir kadın cinayeti ile daha sarsıldı.
“Uzaklaştırma” yine koruyamadı... İki çocuk annesi 40 yaşındaki Senem Kıvrık, boşanma aşamasında ve hakkında uzaklaştırma olan eşi 43 yaşındaki Muhittin Kıvrık tarafından bıçaklanarak çocuklarından, sevdiklerinden ve yaşamdan koparıldı... Hikaye, bildik ilkel hikaye;
-Ya benimsin ya toprağın...
İki çocuğun kabahati ne? Nasıl bir kör bencilliktir bu? Hangi sorun, hangi duygu, hangi öfke, hangi çaresizlik çocuklarınızı hem annesiz hem babasız bırakır...
xx xx xx
Talihsiz kadın Senem Kıvrık, yaşamını Ercanlar Kırtasiye de kazanıyormuş. Gerek işverenleri gerekse iş gören arkadaşları tarafından sevilip sayılıyormuş. Cinayetinin şüphelisi eşi Muhittin Kıvrık da Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde ambulans şoförüymüş. Ambulans önünde fotoğraf çektirirken, üzerinde olan tişörtün göğsünde “Hedefimiz Bir, Muğla Bir” yazılı...
Giden yönetimle Muğla “bir” olamadı... Geçen onca zamanda yerel yönetimler de “bir” olamadı. O günlerde çalışma barışının da sağlanamadığı MBB de “bir olmaktan” söz etmek de zordu. Belli ki “Kıvrık” çifti de “aile birliğini” sağlayamamış! Ki boşanma süreci yaşıyorlarmış...
“Muhtemelen “başarılı bir evlilik” gerçekleştirememişler. Keşke başarılı bir boşanma gerçekleştirebilselerdi.”
“Cinsel açlık” ve eşin “mülk” görüldüğü evlilik anlayışına sahip ve “medeniyetten” nasibini alamamış “erkeklerimiz” sözüm ona “seviyorum” dediklerini dövüyorlar, öldürüyorlar. Hatta bazıları o kadar çok seviyorlar ki, eşlerini katlettikten sonra kendilerini de öldürüyorlar, öldürmeye kalkıyorlar... Madem eşini ardından kendini de öldürecek kadar çok seviyorsun, o zaman sadece kendini öldür...
xx xx xx
Çevrenizde dikkat edin eşini, kedisini-köpeğini-atını-eşeğini döven, öldüren; ağaçlara, bitkilere kıyanlar ya “eziktir” ya da bencil ve “yüksek egolu” insanlardır. Bunların ortası yok... Bunların cahilleri, yarı cahilleri olduğu gibi, okumuşları, üniversite kantini görmüşleri de vardır.
Bu “mesele” bir “eğitim” meselesi değildir. Ben eşinin üzerine titreyen, eşine kıyamayan başta babam olmak üzere eğitimden yoksun ne erkekler gördüm. Bu “mesele” bir “kültür” meselesidir.
“Kültürlü”, “Edepli” bir erkek, eşi “Boşanalım” dediğinde “medeni” bir şekilde gider boşanır, kalkıp eşinin boğazına sarılmaz. Boşanırsa da boşandıktan sonraki yaşamına “namus bekçiliği” yapmaz...
O “kültür” görerek edinilir, aile de başlar, anne ile başlar...
Ama “anne” sayesinde bir gün kendisini de dövebilecek, hatta öldürebilecek evladını “Kadın çiçektir”; koklar atarsın, solarsa atarsın, solmazsa soldurur atarsın, kırılır atarsın, kırılmazsa kırar atarsın... diye yetiştiriyor. Keşke sadece atsa... Öldürüyor da öyle atıyor...
xx xx xx
Ve bir kere daha görüldü ve anlaşıldı ki “uzaklaştırma” kadını korumuyor. Kadının eline “Gerektiğinde al kullan” diye ‘biber gazı’ bile vermiyorsun, “yaratığı” uzaklaştırıyorsun. O da uzaktan gelip öldürüyor!
Evladını yetiştirirken yanlış yapan kadın, sevgilisinden, imam nikahlı eşinden, resmi nikahlı eşinden ayrılma sürecinde ve ayrıldıktan sonra “son bir defa görüşelim” diyen sevgilisi veya eşiyle evde, evin önünde, otomobilde veya herhangi bir yerde o görüşmeyi kabul ediyor ve bu “yanlışı” da ölümüyle sonuçlanıyor...
Ayrılmaya karar vermişsin veya ayrılmışsınız “son bir kere daha görüşmek” ve hala “imam nikahı” ne ya?
Sadece “kocalarla” yaşanan bir sorun değil bu... Kocalar kadar, babalar ve erkek kardeşlerle de yaşanıyor...
Kadın cinayeti haberleri düne kadar, en çok da “kültürün” bütün olumsuzlukları ile beraber “töre” denilen örf ve adetlerin en ağır yaşandığı doğudan gelirdi.
Artık yurdun her yanından “kadın cinayeti” haberleri alıyoruz...
xx xx xx
Muğla’da ilk “kadın cinayeti” işlendiğinde “Nasıl olur?” diye şaşırmıştık. Sanki her yerde olan Muğla’da olamazmış gibi... Artık Muğla’da da oluyor. Hem de belli sıklıkla olmaya başladı.
Önceki gün işlenen cinayet üzerine etrafımdan birkaç kişiye “En son öldürülen kadını anımsıyor musun?” diye sordum, aldığım yanıt “Pınar Gültekin” ağırlıklı oldu. 27. Dönem Muğla Milletvekili Süleyman Girgin’e sorsam ne yanıt alırdım çok merak ediyorum. Siz de yakın çevrenize sorun bakalım...
Oysa Muğla’da daha yakın zamanda bu sene Mart ayında 39 yaşındaki Vedat G. boşanma aşamasındaki 4 çocuk annesi eşi Neşe G.'yi başına ateş ederek katlederken, Nisan ayında Marmaris’te Ali İhsan Kaya (38) kız arkadaşı İlknur Çetin’i (35) kıskançlık sonucu bıçaklayarak öldürdü. Daha geçen ayda Bodrum’da 39 yaşındaki Hüsne Topal adında kadın 3 yıl önce boşandığı eşi Hacı Ömer Alçı (44) tarafından tabancayla öldürüldü. Hacı Ömer Alçı genç kadının erkek arkadaşını da vurarak yaraladı.
Mart 2021 de Milas’ta Bensu Narlı adında genç kız, erkek arkadaşı S. K tarafından tüfekle kalbinden vurularak öldürüldü. S. K. ifadesinde “Onu çok seviyordum ve kıskanıyordum. Beni istememesini hazmedemedim. Bir anlık öfkeme yenik düştüm.” diyordu...
Bu nasıl sevgidir anlamak zor...
Geçen yıl da Mayıs ayında Milas’da 36 yaşındaki Zeynep Başaran, 40 yaşındaki E.D. tarafından tır içinde tüfekle öldürülüp yol kenarına atıldı... Muhtemelen bu da sevgidendir!
Geçen yılın Ocak ayında da Yatağan’da 40 yaşındaki Figen Çoban, eşi Mehmet Emin Ata Çoban tarafından yakılarak öldürüldü... Pınar Gültekin cinayeti sadece Yatağan’da değil, pek çok yerde taklit edildi... Bunlar benim aklımda kalanlar. Muğla’da çok “kadın hareketi” var, ama sağlıklı bir istatistiğe sahip değiliz. Belki Başkan Ahmet Aras’ın kurduğu “Kadın ve Ailelere Özel Daire Başkanlığı” ile sahip oluruz...
xx xx xx
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu tarafından 2 Ocak 2024 de yayınlanan rapora göre, ülkemizde sadece 2023'te 315 kadın öldürüldü. Terörden bir yılda bu kadar ölen var mı bilmiyorum...
Platformun yayınladığı “Kadın Cinayeti ve Şüpheli Kadın Ölüm Gerçekleri Raporu”na göre, 2023'te 28’i “koruma kararı” olan kadın olmak üzere 315 kadın öldürülürken, ölümlerin 248'i şüpheli ölüm olarak kayıtlara geçti.
2022'de 245, 2021'de 217, 2020'de 170, 2019'da 115, 2018'te 131 şüpheli kadın ölümü gerçekleşti. Ayrıca 2018 yılında 308, 2019 yılında 360, 2020 yılında 300, 2021 yılında 280, 2022 yılında 334 kadın katledildi.
Rakamlara bakılırsa eksilmiyor.
Muğla’da da artık Kötekli’de Pınarlar katledilmiyor, ama il genelinde kadın cinayetlerinde artış olduğunu düşünüyorum. Tabii Pınar Gültekin’lerin yaşamlarının başka türlü karartıldığı da malum...
xx xx xx
Önceki gün Muğla’nın Menteşe ilçesinde yaşanan cinayete gelince, cinayet Orhaniye Mahallesi Akasya Sokak’ta yaşandı. Gazete haberlerine göre, aile içi sorunlar yaşayan ve bir süre önce Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde ambulans şoförü olarak görev yapan eşi Muhittin Kıvrık tarafından darp edilince 3 ay evden uzaklaştırma kararı aldıran Senem Kıvrık boşanma aşamasındaydı. Darp olayının ardından kendisini toparlaması için ailesi tarafından Datça’ya gönderilen Senem Kıvrık olaydan bir gün önce Menteşe’deki evine döndü ve katil zanlısı Muhittin Kıvrık kendisiyle görüşmek istedi. O sokakta park halindeki otomobilde yapılan görüşme tartışmaya döndü ve Muhittin Kıvrık eşi Senem’i bıçaklayarak ağır yaraladı. Yaralı kadın hastanede kurtarılamadı ve dün Kurşunlu Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından naşı başta Başkan Gonca Köksal olmak üzere kadınlar tarafından taşındı ve gözyaşları arasında toprağa verildi.
Dün ayrıca Menteşe Kadın Platformu tarafından Sınırsızlık Meydanında cinayet protesto edildi... Edilse ne olacak? Cinayetler artarak devam ediyor. Neredeyse 1 aydır orada sokaktaki can dostlar içinde belli saatte “gece nöbeti” tutuluyor... Kimin umurunda? Birkaç gündür Menteşe Kent Konseyi ve ardından Necati Demirel’in verdiği destekte işe yaramadı. Sanki gelenler de gelmez oldu.
Şarkıdaki gibi “Bir şey yapmalı”, ama artık başka bir şey yapmalı...
xx xx xx
Olay günü CHP Muğla İl Başkanı Zeki Can Balcı “AKP iktidarının, kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi'nden imzasını çekmesi, kadına karşı şiddetle mücadelenin hukuki temellerini zayıflatmış, şiddet eylemlerinin faillerini psikolojik olarak cesaretlendirmiştir. İyi bilinsin ki; Menteşe’de yaşanan bu menfur olayın peşini asla bırakmayacağız, fail hak ettiği cezayı alıncaya kadar mücadele edeceğiz. Tüm yurttaşlarımızı kadına yönelik şiddetle mücadelede duyarlı olmaya ve bununla mücadele etmeye çağırıyoruz.” diye bir yazılı açıklama yaptı. Öteki partilerden ise bir ses çıkmadı...
Demokratik Kitle Örgütleri, Kadın Hareketleri, Barolar vs. bundan sonra ne yaparlar bilemiyorum, ama Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, “Kadın ve Ailelere Özel Daire Başkanlığı” kurmakla kalmayıp,“ILO 190 sayılı Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacizi Önlemeye Yönelik Politika Belgesi” doğrultusunda ulusal mevzuat temelinde hazırlanmış “Şiddete Karşı Tutum Belgesi”ni imzaladı... Now TV'de Ezgi Gözeger'e bunu anlattıktan sonra ben de 23 Ağustos'ta “Şiddete Karşı Tutum Belgesi”ni başkan da imzalamalı... başlıklı yazı kaleme aldım.
Bu bir çözüm değil, ama 13 belediyemizde imza atar, bu Türkiye'deki belediyelere yayılırsa çözüme büyük katkısı olacaktır... Çünkü eşine eziyet eden, bir tokat atanın işine son veriliyor...
xx xx xx
Genç yaşta yaşamından ve çocuklarından koparılan Senem Kıvrık’ın ardından Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal “Bugün ilçemiz çok acı bir kadın cinayetiyle sarsıldı. Sabah duyduğumuz siren sesleri ve ardından gelen ölüm haberi bizleri kahretti.. Tek bir canı, bir kadını daha şiddete kurban vermemek için elimden gelen tüm mücadeleyi bir kadın belediye başkanı olarak ortaya koyacağımı buradan tekrar beyan ederim. Menteşemizin hepimiz için huzurlu ve güvenli bir şehir olması için çalışıyoruz, çalışacağız, kaybedeceğimiz bir Senem daha yok..” diye mesaj yayınlarken, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Muğla’mız kadınların yaşadığı şiddet sarmalını büyüten ve kadın cinayetleriyle anılan bir kent OLAMAZ!
Kadınlara dayatılan her türlü şiddetin karşısında, ne gerekiyorsa yapmak üzere yola çıktım. Bu yaklaşımımdan asla taviz vermedim, vermeyeceğim! Muğla’mızın 13 ilçesinde kadınların güvenliğini ve yaşam haklarına dokunulmazlığını sağlayan bir kent kurmak için, Muğla Büyükşehir Belediyesi olarak ne gerekiyorsa yapmaya devam edeceğim. Bunu sağlamak için sorumluluk aldığımı beyan ediyorum.
Canlıların onuru, toplumun onuru olmak zorunda. Bu katran karası zihniyete karşı, ışığı yüceltmek bizim temel görevimizdir. Dünya Kenti Muğla’mız şiddetin değil; kadınların, çocukların ve tüm canlıların güvende, huzur içinde yaşadığı bir kent olana kadar var gücümüzle çalışacağız.
Senem Kıvrak’ın hatırası önünde saygıyla eğiliyor; onun sesinin, takipçisi olacağımız adalet mücadelesinde yankılanacağını belirtmek istiyorum.”
---------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; Dünya nasıl olması gerekiyorsa öyle. Kendini kurtaramayanı hiç kimse kurtaramaz.--Cesare Pavese