Muğla ili Menteşe ve Dalaman ilçelerinde tekrar orman yangınları var.

Akyaka ile Akbük arasında Gökova körfezi kuzeyinde orman yangını halen devam ediyor.

Turnalı Mahallesi ve çevresinde 100'e yakın ev orman yangınından etkilendi.

Orman yangınları ile mücadele etmek çok masraflı bir iş.

Orman yangınlarını en az düzeye indirmeliyiz.

İğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlarda yangın çıkma oranı çok yüksek.

İğne yapraklı ağaçlar yapraklarını dökünce orman zeminini kaplıyor.

Bu iğne yapraklar çabuk kuruyarak yangına adeta davetiye çıkarıyorlar.

Kuruyan iğne yapraklardan oluşan orman zemini en küçük bir provokasyonda, ateş alarak yangın hızla ormana yayılıyor.

Bu senaryoyu yıllardır yaşıyoruz.

Ama ders çıkaramıyoruz.

Muğla ilinin iklimi ve havası, zeytin, incir, harup (keçi boynuzu) dut ve meşe gibi ağaçların yetişmesi için uygundur.

Zeytin, incir, harup, meşe ve dut ağaçları yangına karşı, iğne yapraklı ağaçlardan daha dayanıklıdır.

Yanan orman alanlarına inatla zeytin, incir, harup, meşe ve dut ağacı gibi ağaçlar ile ağaçlandırmalıyız.

Bu ağaçlar yangından sonra iğne yapraklı ağaçlara göre kendilerini daha çabuk toparlıyorlar.

Buna karşı, iğne yapraklı ağaçlar yangından sonra hızla ölüyorlar.

İnatla iğne yapraklı ağaçlar dikerek, yeni yangınlara adeta davetiye çıkarıyoruz.

Muğla ilinin % 68’i ormanlık arazi iken, Aydın ilinin % 40’kı ormanlık arazidir

Muğla ili de, iğne yapraklı ağaçlardan oluşan orman alanlarını Aydın gibi %40 oranına düşürerek geriye kalan % 28 alanı zeytin, incir, harup, dut ve meşe palamutu gibi ağaçlarından oluşan alanlara dönüştürmelidir.  

Bu da orman yangınlarının % 28 oranında azalması demektir.

Einstein "Aynı yöntemi kullanarak, değişik bir netice alamazsınız" sözünü söylemesinin üzerinden yüz yıldan fazla yıl geçti.

Ama biz bu sözün anlamını bir türlü anlayamadık.

Ülkemizin çevresindeki yangına gelirsek.

Çevremizde bütün dünyanın gözlerinin üzerinde olduğu çatışmalar oluyor.

Olaya biraz yukarıdan bakınca görünen şudur;

Önce tarafları belirlemek gerekiyor.

Bir tarafta ABD, Rusya ve İsrail ortaklığı var.

Bu ortaklıktaki Rusya için, gizli ortak sıfatını kullanmalıyız.

Karşı tarafta ise Çin ve İran bulunuyor.

Bu cephedeki gizli ortak ise, İngiltere'dir.

Çin, İngiliz sermayesi ve teknolojisi ile bir deve dönüştü.

Çin ürünlerinin en büyük müşterisi de AB ülkeleri idi.

Çin ihtiyacı olan petrolün % 35’ini İran'dan temin ediyor.

ABD ve Rusya, Çin'in enerji ile olan bağlantısını kesmek istiyor.

Enerji sorununa çözüm bulamayan bir ülke büyük bir ülke olamaz.

AB, enerji sorunu yüzünden alternatif olmaktan hızla uzaklaşıyor.

AB ile Rusya arasındaki kuzey I ve II enerji boru hatları patlatılarak, AB'nin enerji ile bağlantısı yok edildi.

Böylece AB, ABD'nin gölgesinde bir topluluk haline gelmeye başladı…

Çin 'e dönersek...

Dev bir Çin'den Rusya da çok korkuyor.

Çin iki milyar nüfusa sahip ve gelişmiş bir ülke.

Rusya ise,150 milyonluk bir ülke ama, toprakları Çin topraklarından üç misli daha büyük.

Bu durum da, Rusya’nın güçlü bir Çin'den neden korktuğunu gösteriyor .

Çin, bugünden engellenmez ise, 10 - 15 yıl içinde ABD'nin dünya egemenliğine son verecek ve Rusya'nın korkulu rüyası olacak.

ABD, Çin'in enerji sıkıntısı çekmesi için, elinden geleni yapıyor ve İran'a karşı Israil'i kullanıyor.

ABD, ayrıca Hindistan’ı da yanına alarak Çin'e karşı ölümcül bir cephe oluşturmak istiyor.

İngiltere ise olan biteni dikkatle izliyor.

İngiltere, ABD - Çin kavgasının sonucunu bekliyor.

İngiltere, bu mücadelede hangi taraf kazanır ise ağırlığını o tarafa koyacak.

Bu yöntem eski bir İngiliz yöntemidir.

İngiltere, bu yöntem ile üzerinde güneş batmayan İmparatorluk oluşturmuş idi.

Taraftarlar, Türkiye Cumhuriyetini ve yakın akraba ve dostlarını kendi taraflarına çekmek istiyorlar.

Türkiye, kendi içinde birlik ve beraberliği sağlamak için önemli adımlar atıyor.

Türkiye Cumhuriyeti Osmanlı İmparatorluğunun devamı olan bir ülkedir.

İmparatorluklarda çok sayıda etnik halk bulunur.

Aksi halde İmparatorluk olunamaz.

Türkiye, akraba halkları bünyesinde adil bir şekilde barındırabilir, birlik oluşturabilir ise, tekrar büyük olma şansına sahip olacaktır.

Dünya yeniden şekilleniyor.

Önemli bir dönemden geçiyoruz.

Türkiye doğru kararlar alabilir ise, geleceği parlak bir ülke olabilir.

Bakalım neler olacak ve nelere şahit olacağız?