Eğitim-öğretim yılının ilkgününde, liseye yeni başlayan çömez öğrencileri simit yağmuruna tutulan veayaklar altındaki simit parçaları temizlik görevlileri tarafından süpürülerekçöpe atılan bir okul.

Bir süt toplama merkezindesüt banyosu yapan bir çalışan. Bir turşu üretim tesisinde bidonlara koyduğuturşuluk biberleri ayaklarıyla ezerek dans eden işçi. Bir salça üretimtesisinde salçalık domatesleri ayaklarıyla çiğneyerek eğlenen bir çalışan.

Bir başka turşufabrikasında bulunan dev kazanın içinde yarı çıplak dans eden işçiler. Birmarketin şarküteri dolabına girip serinleyen işyeri çalışanı. Bir fırında ekmekhamurunu top yapıp oynayan işçi. Bir meyve suyu tesisinde ayakkabısı ilevişnelerin üzerinde tepinen bir başka işçi.

Allah aşkına nedir burezillik? Bu ne kepazelik? Bu ne ahlaksızlık?

Bu haberleri izledikçe buinsanlara uygun bir sıfat bulmakta zorlanıyorum. Öyle ki bunlara "insan" deyipdememek arasında gidip geliyorum.

Bütün bu kepazeliklerinbirkaç ortak noktası var: Birincisi; bu rezil insanların hepsi bu haltı yerkeneğleniyor, dans ediyor, nimet ile dalga geçiyor. İkincisi; bu ahlaksızlıklarıgören ve görüntüleyen ama sessiz kalan başka saygısızlar var. Üçüncüsü; buahlaksızlar o kadar umursamaz, utanmaz ve arsızlar ki bu görüntüleri bir desosyal medyada paylaşıyorlar.

Ve klasik manzara: Paraetmeyen ürünlerini kasasıyla, çuvalıyla çöpe ya da yola döken çiftçiler.

Bir insan, nimete karşınasıl bu kadar saygısız olabilir? Bir insan, evinin ekmeği olan bir nimeti bukadar kolay gözden çıkarabilir? Tepki ya da isyan söz konusu olduğunda ilkgözden çıkardığımız neden nimet olur? Sinirlendiğimizde ilk tepki olarakaklımıza neden sofrayı dağıtmak, nimeti yere savurmak gelir?

Allah'ın kullarına birbağışı olan yiyecek içeceklerin tümüne, özellikle de ekmeğe "nimet" diyoruz.Öyle ki "ekmek" kültürümüzde iş, kazanç, ücret, maaş, iaşe, memuriyet, görev,yiyecek ve içecek anlamında farklı kullanımı olan bir isim. Dolayısıyla oldukçafazla yan anlamı var.

Ekmek kavgası, ekmekparası, ekmeğini eline almak, ekmeğini yemek, ekmeğini taştan çıkarmak,ekmeğinden olmak, ekmeğinden etmek, ekmeğini elinden almak, ekmeğine gözdikmek, ekmeğine mâni olmak, ekmeğini tepmek, ekmeğine yağ sürmek bunlardan ençok kullanılanlar.

Anadolu'da katıksız yenenekmeğe "yavan ekmek", yenilen basit şeyler için "kuru ekmek", sade bir sofra yada yemek için de "soğan ekmek" tabiri kullanılır.

Bütün bunların yanında ençok kullanılan anlamlarından biri de "kutsallık"tır. Kutsal kabul edilen şeyleriçin kullanılan "ekmeği öpmek", saygıyı ifade eden bir deyimdir. Kutsal kabuledilen bir şeye yapılan saygısızlık sonrasında verilen tepkiyi ifade etmek içinkullanılan "ekmek çarpar" ise uyarı anlamında kullanılan bir deyimdir.

Biz bu kültürle büyüdük.Nimete saygı, atalarımızdan bize kalan en büyük miraslardan biri. Yere düşen enküçük bir yiyecek parçası saygıyla kaldırılır ve ayak altı olmayan bir yerebırakılırdı. Ekmek; kazara elden düşürülürse hemen öpülerek temizlenir veyerine konur, yerde bulunduğunda ise saygıyla öpülerek kaldırılır ve yüksek biryere bırakılırdı.

Kesilen ya da koparılanekmek asla ters olarak sofraya konmaz, mutlaka düz bırakılırdı. Dikkatsizlikleekmeği böldükten sonra kalan parçayı ters olarak bıraktığımızda hemenbüyüklerimiz tarafından uyarılırdık.

Mutfak lavabolarınıngiderleri ile tuvalet giderleri aynı değildi. Ev inşa edilirken iki ayrı çukurkazılır, mutfak lavabosunun gideri asla lağım çukuruna bağlanmazdı.

Nimetti sonuçta. Şükrüyletüketirsek yaşatır, şükürsüzlük edersek aratırdı. Saygıyla tüketirsek yaşatır,saygısızlık edersek çarpardı.

Nimete ve özelinde ekmeğebu kadar değer veren ve hürmet gösteren atalarımız, nimetin üzerinde dans edenahlaksızları görse acaba ne derlerdi? Ne oldu da biz hürmeti, nimeti unuttuk?Mutfak ve tuvalet giderini aynı çukura vermez iken ne oldu da kanalizasyonusokağa salar olduk?

Unutmayalım ki nimetingerçek sahibi Allah bizden üç şey istiyor: Zikir, şükür, fikir. Baştayemeye-içmeye "Bismillah" ile başlayarak nimeti vereni zikir, sonunda ise"Elhamdülillah" diyerek verilen nimete şükür. Geri kalan zamanlarda ise bunimetleri vereni düşünmek, tefekkür etmek yani fikir.

Aman dikkat; çarpılmayalım.

14.07.2021