Klasik tarih bilgimiz en fazla on iki bin yıllık bir derinliğe sahip.

Bu tarihi bilgimiz ile birbirimize üstünlük sağlamaya çalışıyoruz.

Bilimde ve teknolojide geri kalanlarımızı yok etmek ve ellerindeki değerleri almak için de elimizden geleni yapıyoruz.

Gücü ele geçirince adeta bir canavara dönüşüp, rakip gördüklerimizin sifonunu çekmekte tereddüt etmiyoruz.

Bunun en çarpıcı örnekleri sanayi devriminden sonra geliştirilen silah ve aletler ile, yaşadığı çağa ayak uyduramayan toplumlara yapılanlardır.

Önümüzdeki yılları planlarken,, sanki teknolojik zirveye ulaştık, gidilecek başka bir yol kalmadığı aptallığına takılmamalıyız.

Ben de dahil, insanların çoğu " Yahu hepimiz ölümlüyüz. Şu kısacık ömrümüzde neyi paylaşamıyoruz? " düşüncesi ile kendimizi pasifize ediyoruz.

Ama bazı insanların akılları çok değişik çalışıyor.

"Ölümsüzlüğü bulacağım" diyen ilim insanları pek ciddiye almıyor, hatta onlarla alay etme cüretini kendimizde buluyoruz.

Bugün insan organlarını yapay olarak yapabilecek teknolojik noktaya ulaşıldı.

İnsan beyninin haritasını çıkarıp, o insanın tüm bilgi, beceri ve tecrübelerini depolayacak teknolojiye sahip ülkeler var dünyada.

Günümüzde elektronik teknoloji ile biyoloji teknolojisi el ele vermiş çalışıyorlar.

Bu beraberlik ile yapay insan oluşturma noktasına gelinmiş gibi.

Teknoloji ile biyolojinin beraberce çalışması ile "Transhümanizm" denilen noktaya gelinmiş durumda.

Bu başarıya ulaşan insanlar "Tanrılaşmak" istiyorlar…

Ölümü yenmek istiyorlar.

Belki de varlar, tam bilmiyoruz.

Çünkü bilmemizde sakıncası olmayan bilgiler bizimle paylaşıyorlar.

Teranshümanizm ile bugün kısıtlı bir yaşam alanına sıkışan ve dışına çıkamayan bizlerin yerine, uzayda gezebilecek, yaşayabilecek yapay insanların çağına girmek üzereyiz…

Sümer, Mısır, Hint, Çin ve Yunan mitolojisinde hep gökten gelen canlılardan bahsedilir.

Bu Mitlerde gökten inenlere atalarımız, o günkü akılları ile "melek, mucize" gibi kelimeler ile olayları tarif etmişler.

Bugün ise teknoloji ve aklımız ile mitolojik hikayelerde gökten geldiği iddia edilenlere, "Uzaylı" diyoruz.

Başka gezegenlerde var olan ve bizden ilerde olan bir uygarlık, bugün bizim yaptığımız gibi robotlar yaparak dünyayı incelemek için neden dünyaya göndermesin?...

İnsan bedeni ve ömrü yıldızlar arasında gezmeye ve uzayda yaşamaya uygun değil.

Ama insanoğlunun yaptığı akıllı, becerikli düşünebilen ve kendi kendisini çoğaltabilen robotlar, uzayın derinliklerine seyahat yıllarca yol kat edebilir, ulaştığı bir gezegende araştırmalar yapabilir.

Dışarıda bu gelişmeler olur iken, biz de kendimizi bu yeni dünyaya hazırlamalıyız.

Tüm bunlar birer hayalden ibarettir, gibi bir düşüncenin tuzağına düşmememiz lazım.

Bizim Allah, bazılarının Tanrı, bazı ilim insanlarının Doğa diye tarif etmeye çalıştığı o yüce güç koskoca evreni yaratmış, bizi yaratmış, bize kullansınlar diye akıl vermiş…

Bazı insanlar, tüm bunları düşünebiliyor ve yukarıda yazılan projeler ile mesafe alabiliyor ise, biz de bir daha düşünüp, ona göre davranmalıyız…