Evet, “sonunda” kapatılıyor, dedim.. Çünkü baştan beri açılmasını istemeyenler vardı.
Onların kimler olduğunu yazmayacağım. Merak edenler bu hastane ve Eğitim Araştırma Hastanesi ile ilgili geçmiş yazılarımdan onları bulabilirler. Bu köşenin takipçileri onları unutmadılarsa zaten bilirler. Şu kadarını belirteyim, onların içinde bir tane ‘Muğlalı’ yok, ama Muğla Siyasal Tarihine geçtiler...
Biz Muğla’da Tıp Fakültesi’nin açılabilmesi için “Muğla Devlet Hastanesi”nin “Afiliasyon” yöntemiyle 3. Basamak Sağlık Hizmeti veren bir hastane haline getirilmesinden sonra Muğla Eğitim Araştırma Hastanesi şimdi bulunduğu yere taşınıp hizmet vermeye başlayınca ‘Hamle Ailesi’ olarak 2. Basamak Sağlık Hizmeti veren ‘Devlet Hastanesi’nin açılması için kampanya başlatmıştık. Bize Zübeyde Fellahoğlu’nun “Muğla gazetesi” de katılmıştı.
Yeni bir boş tartışmaya gerek olmadığından adını vermek istemediğim ‘bürokratlar’, Eğitim Araştırma Hastanesi’nin Tıp Fakültesi öğrencilerinin pratik yapma alanları olurken, 2. Basamak Sağlık Hizmetini de yerine getirmeye devam edebileceğini savunmuşlar ve kısa sürede “siyasetçilerin” desteğini de arkalarına almışlardı...
Sayelerinde Muğlalılar “Goca hastanede talebeler var, Menteşe’nin hocaları daha iyi” der oldular!
Tabii bizim yayınlarımız ve Muğla kamuoyunun baskısı sonucu hastane “Muğla Devlet Hastanesi” afiliasyona uğradığı için “Menteşe Devlet Hastanesi” olarak açıldı ve Muğlalılar “özel hastane” kalitesinde “butik hizmet” veren bir hastaneye kavuşmuştu...
+
Şimdi bu hastane tahliye ediliyor... Sonra da yıkılacak...
Muğla (Menteşe) 2. Basamak Sağlık Hizmetinden yoksun kalacak ve yoğun bakımı yetersiz olduğu için sürekli il dışına sevk ve aylar sonrasına randevu veren Eğitim Araştırma Hastanesine mahkum olacak...
Neden tahliye edilip, kapatılıyor?
Şehrin orta yerindeki hastanenin iki bloktan birinde yapılandırılan binası “depreme dayanıksız” olduğu için.
Bu yeni mi ortaya çıktı?
Hayır... Yaşlı blokların ‘taş yapı eski devlet hastanesine’ göre çok daha yeni ve sağlam görülen eski SSK Hastanesi olarak hizmet vermiş olan blok yeniden Devlet Hastanesi olarak hizmete alınırken yapıların depreme dayanıksız olduğu biliniyordu...
En kısa zamanda bloklardan boş kalan taş yapı eski Devlet Hastanesi binası yıkılıp, yenilenecekti ve şu anda hizmet vermekte olan hastane oraya taşınarak, boşalacak hastane de yıkılıp yenilenecekti.
En fazla 2 yıl alacak bu yenilenme sonucunda Menteşe, 200-250 yataklı 2. Basamak hizmet veren bir hastane sahibi olacaktı... Şimdi tahliyesine karar verilen hastane “butik hizmet” verirken bunlar unutuldu!!!
+
Ancak baştan beri nedense bu hastaneye karşı olanlar “depreme dayanıksızlığı” unutmadı ve öne çıkardı...
Unutulmalı mıydı?
Elbette unutulmamalı ve de unutturulmamalı idi... Ancak çok iyi bir amaç için Muğlalılardan el konulan Devlet Hastanesi’nin geri verilmesi içinde gerekenler yapılmalıydı... Ama bir Allah kulu da “Şu hastanenin binasını yenileyelim” demedi!
Eğer Sağlık Bakanlığı isterse geçen 5 yılda teşebbüs edilmeyen “yenilemeyi” bir yılda yapar... Tabii bunun için ‘Muğlalılık ruhu’ ve ‘siyasi irade’ lazım...
Maalesef geçen yıllarda unutturulan deprem ve deprem riski değil, olası bir depreme karşı 2. Basamak Sağlık Hizmeti veren Devle Hastanesi binasının yenilenmesi oldu...!
+
Bu konuda çıkan haberleri iki gündür okumuşsunuzdur. Bir de benim yazmama gerek yok...
https://halktv.com.tr/makale/depremde-yikilacak-hastaneyi-siyasi-baskidan-oturu-tekrar-acmislar-914032
Konuyu uzun zamandır gündemde tutan Halk TV yazarı İsmail Saymaz, 14 Şubat tarihli “Depremde yıkılacak hastaneyi siyasi baskıdan ötürü tekrar açmışlar” başlıklı yazısında depreme dayanıksız olduğu belgelenen Menteşe Devlet Hastanesi'nin, siyasi baskılarla tekrar hizmete sokulduğunu öne sürdü. Aslında İsmail Saymaz öne sürmüyor, dönemin İl Sağlık Müdürü Dr. İskender Gencer’in soruşturma ifadesine dayanarak söylüyor.
Kendisinin de vurguladığı gibi, dönemin Muğla İl Sağlık Müdürü İskender Gencer, eski Destek Hizmetleri Başkanı Özden İşler ve Başkan Yardımcısı İsmail Rüştü Baş hakkında soruşturma açıldı. Savcılık izni için valiliğe başvurdu.
Muğla Valiliği de o izni verdi...
Soruşturma kapsamında alınan ifadelerde, “söz konusu hastanenin siyasi ve sosyal baskılar nedeniyle açıldığı bilgisinin yer aldığını” kaydeden Saymaz, Sağlık Bakanlığı’nın hastanenin tekrar devreye alınmasına dair talimat verdiğinin, “dönemin il sağlık müdürünün” beyanlarıyla ortaya çıktığını vurgularken, 2018 seçimleri öncesi Menteşe Devlet Hastanesi’nin faaliyete geçirilmesinin iktidar milletvekilleri tarafından bir seçim vaadi olarak kullanıldığının söylendiğini de kaydetmiş.
Ben bir kent yazarı olarak söylüyorum, böyle bir şey olmadı... Ki “siyasi baskı” ifadeleri de doğru değildir...
+
Ben de bu hastanenin “siyasi baskılar sonucu” değil, “Muğla kamuoyunun baskısı” sonucu “ki o zaman binlerce imza bile toplandı” açıldığını söylüyorum... Nitekim, İsmail Saymaz da AK Parti 27. Dönem Muğla Milletvekili Yelda Erol Gökcan’ın, hastanenin açılma gerekçesini “Esnaflarımız, eczacılarımız ve vatandaşlarımızın beklediği bir talepti” diye anlattığını da ifade etmiş.
Yelda Erol Gökcan doğru anlatmış... Keşke Bakanlığın “şartlı ruhsat” verdiğini dikkate alarak, gerek öteki Milletvekili Mehmet Yavuz Demir’i ve gerek dönemlerinin İl Başkanı Kadem Mete’yi de yanına alıp Sağlık Bakanlığının kendi koyduğu şartı yerine getirmesini sağlamış olsaydı...
İnanın o günlerde Muğla Milletvekili, AK Parti’nin ilk Muğla Milletvekili Seyfi Terzibaşıoğlu olmuş olsaydı bu gün 80 yataklı ve yıkılacak olan değil, yenilenmiş ve en az 250 yataklı kıskanılan bir Devlet Hastanemiz olurdu...
İnanın Seyfi Terzibaşıoğlu şu anda milletvekili olmuş olsa, tahliyesine karar verilirken hastanemizin bir yılda yenilenmesini sağlardı...
Tabii kamuoyu o “depreme dayanıksız” raporunu bilseydi o imzaları da toplamazdı.
Benimde bir gazeteci olarak o rapordan haberim sonradan oldu. Sonra neredeyse herkesin haberi oldu. Yukarıda da vurguladığım gibi, bana hastanenin önce kullanılmayan eski devlet hastanesi bloğunun yıkılıp yeniden yapılacağını ve ardından şu an kullanılmakta olan bloğun yenileneceği söylenmişti. Yakın çevremizde herkes böyle biliyordu. Ki dost sohbetlerde İl Müdürü Dr. Gencer’de “Ya deprem olursa?” dendiğinde, gülerek “Altında benim imzam var. Muğla için kendimi feda ettim. Ama bir şey olmaz. Olursa ipe ben giderim.” derdi...
İpe filan gitmedi. Görevden alındı... Zaten siyasi emellerine de ulaşamamıştı...
+
Tahliye kararından 17 Şubat Pazartesi günü haberimiz oldu. O gün sosyal medya hesabımdan yaptığım paylaşımda, Sağlık Bakanlığı X hesabından yapılan tahliye ile ilgili açıklamayı paylaştım. Şöyle:
“Muğla Menteşe Devlet Hastanesiyle ilgili basına yansıyan haberler üzerine aşağıdaki açıklamayı yapma gereği hasıl olmuştur. Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık tesislerimizin yıkım süreçleri, ‘Sağlık Yapıları Yıkım Karar Komisyonu Teşkili, Çalışma Usul ve Esaslarına Dair Yönerge’ doğrultusunda bir komisyon marifetiyle değerlendirilmekte ve karara bağlanmaktadır. Muğla Menteşe Devlet Hastanesi binalarıyla ilgili medyaya yansıyan iddialar titizlikle incelenmiş olup, Sayın Bakanımız Kemal Memişoğlu tarafından hastanenin deprem riski taşıyan ve güçlendirmeye uygun olmayan bloklarının boşaltılması talimatı verilmiştir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur”
Şimdilik bu kadar... Menteşe Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Şadi Ballı ile görüştüm. Üzgün... “Henüz bize gelen bir şey yok. 82 yataklı hastamız var. Yataklı hasta kabul etmemeye çalışıyoruz. Sağlık hizmeti vermeye devam ediyoruz.” dedi...
Kesin olan bir şey varsa bu gün yarın tahliye gerçekleştirilecek. Dün ben de hastanedeydim. Ultrason için Temmuz ayına gün verdiler. Şaka gibi... Bakalım Temmuz da neyle karşılaşacağız...
+
Sosyal medya paylaşımım altına gelen yorumlarda Mehmet Şahbaz “Güçlendirmeye uygun olmayan blokların boşaltılması denilmiş, bu bloklar Menteşe Devlet Hastanesinin faaliyet gösterdiği bloklar mı yoksa bu parseldeki diğer bloklar mı tam cümle yok gibi.” demiş. Herkes nedense bunu merak ediyor.
Mehmet Çüçen’de sordu. Yanıtım “Taş bina eski Devlet Hastanesi ve eski SSK binası yıkılacak, Sağlık Müdürlüğünün kullandığı eski hastaneden kalma bina güçlendirilecek.” şeklinde oldu.
Bundan sonra ne olur?
Bu sorunun yanıtını İsmail Saymaz’ın yazısı ile devam ederek yarın verelim...
--------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ; Bir işi yapılması gerektiği gibi yapmak ile yapmış olmak için yapmak arasında onlarca fark var.--Umberto Eco