Siyasîgündemin yoğunluğu sizleri bunaltmış olabilir. O zaman hadi, kırlara gidelim vebaharın bu en güzel günlerinde kırdaki coşkun hayata şahit olalım.

Nisanyağmurları berekete getirir. Bütün tabiat her yerden capcanlı fışkırır veyerkürenin kuzey kısmı bu aylarda önce yemyeşil, sonra rengârenk olur.Hayattır, berekettir ve füyûzâtdır bu aylar. Bitkilerin önce çiçeğe, sonrayaprağa ve daha sonra da meyveye döndüğü bir demdir bu demler.

Hertarafta şenlik-şamata bahar coşarken, biz Batı Anadoluluların, Manisa, Aydın,İzmir ve Balıkesirlilerin ayrı bir sevinci vardır: Şarmaşık sevinci.

Çoğuyerde "sarmaşık" bazı yerlerde de "tilkişen" adıyla bilinen bu bitki aslındayabani kuşkonmazdır ve bitki dallarına sarılarak büyüdüğü için "sarmaşık"denmiştir. Bildiğimiz bahçe bitkisi sarmaşıktan farklıdır yani. Bahçe bitkisisarmaşığın gövdesi çok incedir ve çiçek açar, dağ sarmaşığının gövde kalınlığı 3-4milimetreye kadar vardır. Sadece uçundan 20 santimetre kadar filizi tazedir vekoparılıp yenir.

İştebu mevsimde, biz Batı Anadolu köy çocukları için bir sarmaşık sevinci vardır.Sarmaşık toplayıp ev ekonomisine katkıda bulunmak, 8-10 yaşındaki çocuklar içinbüyük mutluluk olmaz mı?

Martsonu Nisan başından itibaren görünmeye başlar sarmaşıklar. Düz, rahat tarlalarda,yamaçlarda yetişmez tabii; çalılar arasında ve özellikle bizim "kür üzümü"dediğimiz böğürtlenler arasında çıkar. Sulak yeri sevdiğinden böğürtlenlialanlardaki topraktan âdetâ sarmaşık fışkırır. Biz çocuklar da, sarmaşığınhangi böğürtlenli alanda çok olduğunu gayet iyi bildiğimiz için, Nisan başındanitibaren "O böğürtlenli yer senin, bu böğürtlenli yer benim" diyerek vururuzyamaçlara ve derelere!...

Sarmaşıktoplama macerası tek başına yaşanmaz; mutlaka birkaç arkadaş da olacaktır amabu arkadaşlar birbirleriyle çok iyi geçineceklerdir. Yoksa bulunan sarmaşığıntoplanmasına sorun çıkabilir.

Dedimya. Genellikle böğürtlenli yerlerde bulunan sarmaşığı toplamak için, dikenormanına girmek ve dikenlerin elini, yüzünü, kolunu, bacağını çizmesine aldırmamaklazımdır. Böğürtlenin en sıkı olduğu yerde, bir sarmaşık boy göstermişse, onualmadan gitmek olmazdı ama onu almak için de dikenlerin saldırısına maruzkalmayı göze almak gerekti. Ne yapalım?... Böğürtlenler de kendilerinidikenleriyle koruyorlardı.

Oböğürtlenlikten bu böğürtlenliğe derken 5-6 demet sarmaşık toplanır veçocukların yüzüne tatlı bir gülümseme yayılır. Mutludurlar; akşam yemeğindeyumurtalı sarmaşık yemeği yapacaktır anneler.

Bütünbu maceraya hafif hafif çiseleyen Nisan yağmuru eşlik eder. Böğürtlendikenlerinin çizdiği el ve kollardaki çiziklere, terlemeyle tuz acılığıbulaşır. Yağmur da terlemeyle oluşan tuzu, tutup tutup çiziklere getirir. Bizçocuklar bir yandan sarmaşık toplamanın sevincini yaşarken, öbür yandan tuzgelen çizikleri tatlı tatlı kaşıya kaşıya eve geliriz.

Birkaçsaattir ortalıkta görünmediğimizi bilen ailelerimiz, sarmaşık toplamayagittiğimizi anlamışlardır. Elimizde 5-6 demet sarmaşıkla eve vardığımızda hemsevinirler hem de "Sırılsıklam olmuşsun!..." Hasta olacaksın!... Sobayı yakayımda hemen kurun." derdi analar ve hemen soba yanardı. Çünkü o sobayı yakmak çokkolaydı. Üzün asmalarının çubuklarının doldurulup üstüne birkaç da kuru odunatılan soba hızla tutuşur ve bizler sıcak sobanın yanında bir yandan üstümüzü-başımızıkuruturken bir yandan da o tatlı kaşınmalara devam ederdik.

***

49yıl sonra neredeyse aynı macerayı ve sevinci bu sene Ramazan Bayramındayaşadım. Ablam ve iki kız kardeşimle (10 kişilik aileden artık dördümüzkaldık.), rahmetli anacığımın gençliğinin geçtiği Yukarı Bozkır köyüne gittikve Çayır'daki arazinin sınırında, gene hafif yağmur çiselemeleriyle sarmaşıktopladık. Böğürtlen olmadığı için bir yerimizi çizilmedi ama 4 kardeş çocuklargibi şendik o gün.

Kardeşimakşama çok güzel bir sarmaşık yemeği yaptı; afiyetle ve eski günleri anarak,ölmüşlerimize rahmet dileyerek yedik.