Gündem her zamanki gibi yoğun. Yetişebilene aşk olsun.
Son zamanlarda ikişer üçer konu ele almaya başladım yine de olmadı.
Atladıklarım oluyor. Görmezden geldiğimi sanmayın. Elbette görüyorum. “Sonra bakarım” deyip kenarda tutuyorum. Çoğu da 2026’ya kaldı.
Mesela AK Parti Muğla Milletvekilleri Kadem Mete ve Yakup Otgöz’ün görev sürelerinin 2.5 yılını kapsayan çalışmalarla ilgili verdikleri hesabın önemli bölümünü paylaşamadık. 2026’da paylaşacağız.
Sayıştay Raporları önemlidir. Başta Muğla Büyükşehir Belediyesi olmak üzere yerel yönetimlerimizin “2024 Yılı Sayıştay Denetim Raporu” tek tek incelenmeye değer. Bazıları ile ilgili “suç duyurusu yapan çıkar mı?” diye de düşünmüştüm.
Ben unutmadım, 2025’in raporları çıkmadan 2026’da bakacağız…
Birinci yılının hesabını veren Ahmet Aras tam da ikinci yılının hesabını veriyordu, bir şeyler oldu o hesap kaldı… Bu hesap da 2026’nın ilk günlerinde verilir diye düşünüyorum…
*
Bugün basınımızda pek tartışılmayan ve hatta ‘alkışlanan’ bir haberden söz etmek istiyorum.
Ben alkışlamadım.
Alkışlayanlara da şaşırdım.
Haber Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından 12 Aralık’ta “Büyükşehir Akyaka Kadın Azmağında Doğal Dokuyu Koruyan Çalışmayı Tamamladı” başlığı ile paylaşıldı.
Haberde “Muğla Büyükşehir Belediyesi, Ula’nın Akyaka Mahallesi’nde yer alan doğal sit niteliğindeki Kadın Azmağını korumak ve alandaki yoğun kullanımın ekosisteme zarar vermesini önlemek amacıyla kompozit korkuluk imalatını tamamladı.” denilmiş.
Kompozit, “Birden fazla farklı malzemenin bir araya getirilmesiyle oluşturulan ve tek başına olanlardan daha güçlü, daha dayanıklı veya daha işlevsel özellikler gösteren malzeme ya da yapıyı” ifade ediyor.
Kısaca “Birleşik / karma yapı” anlamına geliyor…
*
Ne güzel, karma bir yapıdan oluşan korkulukla korunan bir azmağımız var artık!
Böyle bir şey daha önce neden akıl edilememiş ki…!!!
Meğer azmağı korumanın en iyi yolu “görünmez” kılmakmış.
Korkuluk yerine tahta kepenkler konmuş olsa daha mı iyi olurdu acaba?
Acaba diyorum bu korkuluklardan Akbük’e de konsa, oradaki kaçak yapılaşmanın önüne geçilebilir mi?
Hatta Akyaka Maden İskelesi’nden Akbük’e kadar yol boyunca bu bariyerlerden, pardon korkuluklardan konmalı. Böylece kıyı boyunca kimse otomobillerini park edemez ve kıyılarımız “Sepetçi Muğlalılara” karşı korunmuş olur!!!
Şaka bir yana ben bu ‘korkulukları’ hala anlayabilmiş değilim…
Bir anlayamadığımda bu ‘bariyerlere’ neden ‘korkuluk’ denmiş olması oldu…
*
Belediyeden servis edilen haberde “Muğla Büyükşehir Belediyesi, Ula’nın Akyaka Mahallesi’nde yer alan Doğal Sit niteliğindeki Kadın Azmağını korumak ve alandaki yoğun kullanımın ekosisteme zarar vermesini önlemek amacıyla kompozit korkuluk imalatını tamamladı. Türkiye’nin ve Dünya’nın sayılı turizm destinasyonları arasında yer alan Akyaka’da, özellikle yaz aylarında milyonlarca ziyaretçinin ilgi gösterdiği azmak çevresinde koruma amaçlı yapılan düzenleme, Ula Belediyesi’nin talebi, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün uygun görüşü doğrultusunda hayata geçirildi.” ifadesinin yer aldığı haber şöyle:
“Büyükşehir Belediyesi, 1 milyon 739 bin TL yatırım ile 240 metre uzunluğunda, çevreyle uyumlu ve dayanıklı ahşap kompozit korkuluk imalatını gerçekleştirerek nehir kıyısında güvenli ve kontrollü bir kullanım alanı oluşturdu.
İnşaat Mühendisi Boyacı: ‘Akyaka’nın doğal dokusunu korumak için çevre dostu imalat tercih edildi.’
MBB Etüt ve Projeler Dairesi Başkanlığı Yapı ve Kontrol İşleri Şube Müdürlüğü’nde görev yapan İnşaat Mühendisi Fahrettin Boyacı, azmak çevresindeki koruma çalışmalar hakkında bilgi verirken, projenin amacının doğal dengeyi korumak olduğunu belirterek şunları söyledi: ‘Bölgenin doğal yapısını korumak için imalat sürecinde beton kullanılmadı. Yüksek dayanımlı taban elemanlarının tercih edildi. Ahşap kompozit malzemenin içerisine yerleştirilen kutu profil ile yapı dayanıklı bir yapıya kavuşturuldu. Ayrıca kendir halat detaylarıyla çevreyle uyumlu ve estetik bir görünüm sağlandı. Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’ın çevreye verdiği önem doğrultusunda, çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaklaşımla hayata geçirilen bu proje sayesinde Akyaka’nın doğal dokusu korunarak bölge daha güvenli hale getirildi.’
Başkan Aras: ‘Doğal Güzelliklerimizi Korumak En Öncelikli Görevimiz’
Kıyı Ege Belediyeler Birliği ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras doğal ve tarihi çevresi ile ‘Sakin Şehir Akyaka’nın Muğla’da kıymetli zenginliklerinden biri olduğunu, bu güzellikleri proje ve yatırımlarla korumaya devam edeceklerini belirterek ‘Muğla’mızın güzelliklerinden sadece biri olan, doğal akvaryum görünümüyle özellikle yaz aylarında milyonlarca yerli ve yabancı misafirimizi ağırladığımız Akyaka Kadın Azmağını koruyan bir projeyi kısa sürede tamamladık. Yerel yönetimler olarak bu değerlerimizi koruyan yatırımları hayata geçirirken aynı zamanda bu güzelliklerin geleceğe miras olduğunun bilinciyle hareket ediyoruz. Muğla’mız 13 ilçesindeki güzellikleri ile turizmde söz sahibi olmaya devam edecek.’ dedi.”
*
Haberin bu hali tarafımdan düzeltilmiş halidir. Umarım düzeltiyorum diye tamamen anlaşılmaz hale getirmemişimdir. Bu arada Ahmet Aras Başkan’ın ifade ettiği belirtilen sözlerin ağzından çıktığı gibi sözler olduğunu da sanmıyorum!
Haberi birkaç kez okudum. ‘İnşaat Mühendisi’ Fahrettin Boyacı Beyi kutlamalı mıyım bilemedim.
Kadın Azmağını neredeyse temelli kaybediyorduk…! Ahmet Aras Başkan ve Fahrettin Boyacı Bey tam zamanında yetişmiş… Böyle bir şeyi talep eden Ula Belediye Başkanı Mehmet Caner’i talebi, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün uygun görüşü için “minnetlerimi” sunuyorum!
*
Sormadan da edemiyorum;
Haberde yer alan “.. Doğal Sit niteliğindeki Kadın Azmağını korumak ve alandaki yoğun kullanımın ekosisteme zarar vermesini önlemek amacıyla kompozit korkuluk imalatını tamamladı.” ifadesine takıldım. Bir kere Kadın Azmağı ‘doğal sit’ niteliğinde değil, Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde “Doğal SİT” kararları ile koruma altındadır.
Peki korunuyor mu?
Ne Akbük Koyu ne Turnalı ne Kıran Sahili için “Korunuyor” demek mümkün değil. Son zamanlarda Akyaka / Gökova Orman Kampı da büyük bir baskı altında.
Yıllar önce Muğlalılar hafta sonları kilimlerini, sepetlerini, mangalları alıp Tofaş otomobillerine binip buralara pikniğe giderlerdi. Önce Akbük’e, sonra Çınar’a, Kıran Sahili’ne gidemez oldular. Oralardan sürülmüş gibi Azmak kıyısına yayılırlarken Gökova Orman Kampı’nda da piknik alanı kalmamıştı…
Böylece Kadın Azmağı özellikle dini bayram tatillerinde “Ganj Nehri”ne dönüştü… Çirkin görüntüler oluştu, ama nedense o “yoğunluğu” gören gözler restoran ve onlar yetmiyormuş gibi kafeteryaların yarattığı “yoğunluğu” göremiyor…
Hem Allah aşkına o “sepetçiler” nereye gidecekler? Onların gidebileceği en uygun yer Gökova Orman Piknik Alanı değil miydi?
Ekosisteme “sepetçiler” mi; yoksa plansız açılan mekanlar mı zarar veriyor?!!
*
Birkaç soru daha;
Haberde “özellikle yaz aylarında milyonlarca ziyaretçinin ilgi gösterdiği azmak çevresinde koruma amaçlı yapılan düzenleme” de denilmekte. İyi güzel de o “milyonlar” bundan sonra azmak manzarasını “bariyerlerin” ardından mı görecek?
Bari yol boyunca dağda tiyatro benzeri basamaklı birkaç cep açıp “seyirlikler” oluşturmak da akıl edilseymiş…
Ben bir de “çevre dostu ve sürdürülebilir bir yaklaşımla hayata geçirilen bu proje sayesinde Akyaka’nın doğal dokusu korunarak bölge daha güvenli hale getirildi.” ifadesine de takıldım.
Beni gerçekten bi gülmek aldı.
Siz hepiniz önce “günübirlikçilerin” otomobillerini Akyaka dışında park etmelerini sağlayacak proje geliştirin, çare bulun…
Başlığa bakıp “Filistin ne alaka?” diyebilirsiniz. Bu yazıyı yazarken bizim “sepetçiler” ben de “Filistin” çağrışımı yaptı. Azmak kıyısı da yok artık bakalım nereye giderler…
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ;Daima yukarıya bak, bilmediğin şeyleri öğren ve her gün yükselmeye çalış. --Louis Pasteur