Yineharika bir kitapla daha tanıştım. 20. yüzyılın önde gelen psikiyatrlarındanViktor E. Frankl'ın "İnsanın Anlam Arayışı" isimli kitabı... 30'un üzerinde dildeyayımlanmış, 15 milyondan fazla satmış.

ViktorE. Frankl (1905-1997), Yahudi Soykırımı'ndan (Holokost) kurtulmayı başaranAvusturya asıllı bir nörolog ve psikiyatr. 1942 yılında tüm ailesiyle birliktebir Nazi toplama kampına gönderilen Frankl, 1945 yılına kadar Auschwitz dedahil dört kampta bulunmuş. Frankl, ailenin hayatta kalan tek üyesi...

Frankl,toplama kampı deneyimiyle geliştirdiği bir psikoterapi türü olan"logoterapi"nin kurucusu... Bu kitabında İkinci Dünya Savaşı sırasında toplamakamplarında yaşadıklarını ve kurucusu olduğu logoterapinin ilkelerinianlatıyor.

"İnsanınAnlam Arayışı" toplama kampı deneyimleriyle başlıyor. Tutsaklar, çetin bir varolma savaşı vermektedir. Çünkü çalışamayacak durumda olan hasta ve zayıftutsaklar gaz odalarına ve fırınlara gönderilmektedir. En büyük mücadele,hayatta kalabilmek için kendi ismini ve arkadaşının ismini kurban listesindensildirmektir.

Satıldıklarıinşaat firması tarafından verilen kuponla sadece altı sigara alınabilmekte,çoğu tutsak da bu sigarayı çorba ile takas etmektedir. Ancak yaşama arzusunukaybeden tutsaklar, son günlerin keyfini çıkarabilmek için bu takas yerinesigara alıp içmektedir.

Kamphayatının zorluğu, işkence ve sıkı güvenlik tedbirleri karşısındaki tek sahipoldukları çıplak bedenleridir. Yaşadıkları o kadar yıpratıcıdır ki esaretin ilkevresinde tutsakları bir mizah, merak ve şaşkınlık duygusu sarar. Çıplakbedenleri dışında kaybedecek hiçbir şeyi olmayan tutsaklar açlığa, kötü hijyeneve aşırı yorgunluğa rağmen daha sağlıklıdır. Frankl, bu durumu Dostoyevski'denaktardığı, " Evet, insan neredeyse her şeye alışır ama bunun nasıl olduğunubize sormayın. " sözüyle aktarır.

Tutsaklığınikinci evresinde ise bir tür duygusal ölüm olan umarsızlık ve tepkisizlikbaşlar. Hisleri körelen tutsaklar, her türlü tiksinti ve dehşet verici şeyekarşı duyarsızlaşır. Bu duyarsızlık, aynı mizah gibi bir kendini korumamekanizmasıdır. Vahşet ve acıya (dayak) karşı duyarsızlaşan tutsakları en çokacıtan şey adaletsizlik ve hakarettir. Çünkü iz bırakmayan darbeler, iz bırakandarbelerden daha çok acıtmaktadır. Bu bir onursuzlaştırmadır.

Tutsaklığınüçüncü evresinde ise gelecekle ilgili hedef göremeyen tutsaklar, kendini çöküşeteslim etmektedir. Şimdinin dehşetinden uzaklaşmak isteyen tutsak, geçmişesığınır ve zamanla hayatla bağının kopmasıyla da hayatındaki her şeyanlamsızlaşır. Bu geleceksizlik ve yaşamsızlık onu anlamsızlığa iter.

Ancakbazı tutsaklar, ruhsal özgürlüklerine sığınarak toplama kampının tümkorkunçluğundan korunabilmektedir. Ruhsal yaşamında bu derinleşmeyisağlayabilen zayıf tutsaklar, beden sağlığı iyi olan birçok tutsaktan daha dayanıklıolabilmektedir. Bu derinleşme/yoğunlaşma, onu ruhsal boşluk ve yoksunluktankorumakta; çekilen ıstırap onun için bir manevi büyüme fırsatı olabilmektedir.Çünkü insan, bu korkunç ruhsal ve fiziksel stres altında bile tinselözgürlüğünü ve zihinsel bağımsızlığını koruyabilmektedir.

İşkenceve insanlık dışı muamele sonrasında az da olsa insanî tepkilere (elindeki sonekmek parçasını arkadaşına vermek gibi) rastlamak mümkündür. İşte bu ortamdainsanın ne tür bir varlığa dönüştüğü, kamp koşullarından ziyade kişinin içselkararının (manevi büyümesinin) bir sonucudur. İnsanın onurunu toplama kampındabile koruması mümkündür. İşte bu insanların ıstıraplara katlanma biçimleri,gerçek bir içsel kazanımdır.

Yaratıcıbir yaşam ve zevkler tutsakların elinden alınmıştır ancak yaşamda anlamlıolanlar sadece bunlar değildir. Bunun içindir ki yaşamın bir parçası olanıstırap ve ölümün de bir anlamı vardır. Istırap ve ölüm olmadan yaşam tamolmaz. İşte bu noktada insanın bütün kayıplarına rağmen hâlâ önünde olanaklar olduğunubilmesi ve kaderini-ıstırabını yüklenme biçimi, onun yaşamına derin bir anlamkatar.

Frankl,toplama kampında bulunan çok az tutsağın içsel özgürlüğünü koruyabildiğini veçektiği ıstıraba değecek değerlere ulaşabildiğini söylüyor. Ona göre buna tekbir örnek bile içsel gücün, insanı dışarıdaki kaderin üzerine çıkarabileceğininkanıtıdır. Bu güç, insana kendi ıstırabından bir şeyler kazanma fırsatı verir.Onun gözlemlerine göre, sadece ahlakî ve manevi benliklerine sıkıca tutunanlareninde sonunda kurban olmaktan kurtulabilmiştir. İşte Viktor E. Frankl dayaşadıklarını, içsel gücünü tamir fırsatı olarak görmüş ve manevi büyümeyoluyla toplama kampının verdiği ıstırabın ötesine geçmeyibaşarabilmiştir.

HaftayaFrankl'ın anlama dair görüşleriyle devam edelim...

13.09.2023