Muğla Büyükşehir Belediyesi 'nden önceki gün saat 14.00 de ceptelefonlarımıza " Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından 19. 10. 2023(Perşembe) Saat 15.00 de Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi'nde düzenlenecekolan Cumhuriyet'in ve Mübadele'nin 100. Yıl Anısına Prof. Dr. Kemal Arı'nınimza günü ve söyleşisine tüm halkımız davetlidir. " diye bir mesajgeldi.
Büyükşehir bunu ilk kezyapmıyor.
Bu etkinlik dün yapıldı.Yapılmış olmalı... Üstelik hafta içinde ve de saat 15.00 de... " Bugünnereye gitsem? " diye düşünen " emekliler " Türkan Saylan ÇağdaşYaşam Merkezi 'ni doldurmuşlardır artık. İyi ki Konakaltı KültürMerkezinde filan yapılmamış. Salon yetmeyebilirdi...
Bu tür etkinlikler çok öncedenduyurulur, ilgilenenler de hafta içi bile olsa zaman yaratılar. Bir veya ikigün önce etkinlik duyurmak Muğla 'ya mahsus oldu... Bunu yapan başkakurum, siyasi parti ve kitle örgütleri de var...
xx xx xx
Prof. Dr. Kemal Arı 'yı merak edenler olabilir, ben de merak ettim. DokuzEylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü ÖğretimÜyesiymiş . Benim tanımadığıma bakmayın, alanında yetkin ve tanınmıştarihçilerimizdenmiş. Akademik çalışma olarak; azınlıklar, mübadele, göçler, TürkDenizcilik Tarihi , İzmir Kent Tarihi ; Türkiye 'nin sosyal veekonomik tarihi; biyografi ve tarih araştırma yöntemleri üzerine araştırmalarıve kitapları bulunuyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği 'ndegöç ve mülteci konularında beş ayrı seminer sunmuş bir isim...
Google da " kimmiş " diyearaştırırken Aydınlık 'ın 30 Ağustos 2023 tarihli sayısında " İmhayagelenleri imha ettik " başlığı ile Muhabir Kaan Arslan 'ın editörolarak sorduğu sorularına verdiği yanıtlarla karşılaştım.
Hafta sonunda olsaydısöyleşisine gitmek isterdim. Belediyenin duyurusunu tavsiye edercesine 18Ekim 'i 19 Ekim 'e bağlayan gece paylaştım.
Keşke hocayı önceki güngençler dinlemiş, imzalı kitaplarını edinmiş olsalardı...
xx xx xx
Prof. Dr. Kemal Arı , Büyük Zaferin yıl dönümünde MilliMücadeleyi ve Büyük Taarruz 'u Aydınlık 'a KurtuluşSavaşının gelişimi, Yunanların İzmir 'de denize dökülmesi,yabancı devletlerin Türklerin zaferi sonrası tepkisi ve savaşa ilişkinpek çok ayrıntıyı anlatmış. Ulusal savaşın Türk ulusal bilincinin oluşması ve güçlenmesi yönünden önemli olduğuna da dikkat çekmiş. Türk milletinin zorlukların içinden çıkarak 30 Ağustos 'ta zafere ulaştığınıvurgularken, " Büyük özverilerle, maddi ve manevi ağır yüklerekatlanılarak ulus, kendi milli ordusunu adeta yeniden yaratmıştır. "diyor.
Prof. Dr. Kemal Arı 30Ağustos 'a kadar yaşanan sürecianlatırken, Sakarya Savaşı 'nın bir " savunma savaşı " olduğunadikkat çektikten sonra Büyük Taarruz 'u şöyle anlatmış:
" Büyük Taarruz yıldırımhızıyla bir baskın saldırı türünde planlanmıştır ve ilk vuruşta sonuç getirmeküzere kurgulanmıştır. Bu nedenle 26 Ağustos'tan 30 Ağustos'a kadar geçen süredesert direnişler, muharebeler ve çetin saldırılar olmuş ve biliyorsunuz 30Ağustos'ta sonunda düşman ordusu imha edilebilmiştir. Büyük Taarruz gerçekten imha savaşıdır da.Çünkü koskoca Yunan ordusu imha edilmiştir 30 Ağustos 1922 günü. Türkiye'yiimhaya gelen bir ordu, bütünüyle neredeyse yok edilmiştir. BaşkomutanlarıTrikopis esir alınmıştır ve on binlerce kişiden oluşan ordu adeta yokedilmiştir. Bu yönden bakıldığında ulusal savaş açısından ifade ettiği noktaçok açık: Sen ülkemi işgal etmeye kalktın, ama ben ulusal bir şahlanışla, senive senin dayandığın emperyalist bloku yendim ve ordularını da imha ettim. Buyurt benimdir; tarihte, halde ve gelecekte. Bunun kanıtlanmasıdır bana göre. "
xx xx xx
Prof. Dr. Kemal Arı editörün " Mustafa Kemal Paşa "Ordular, ilkhedefiniz Akdeniz'dir! İleri!" emrini savaşın hangi aşamasında verdi? Bu emirletam olarak ne amaçlanıyordu? " sorusuna yanıt verirken de " 30Ağustos'tan sonraki gün; yani 1 Eylül 1922. O gün Gazi, savaş meydanını gezdi.Gördüğü manzara karşısında çok hüzünlendi ve ölen askerlere, savaşın şiddetiniyansıtan görüntülere bakarak elinde dürbünle; 'Bu insanlık için yüz kızartıcıbir sahnedir. Ama ne yapalım ki bizi buna mecbur ettiler' dedi. Ardından dakırık bir kağnı arabasının üzerinden bu tarihi emrini yazdı. O zamanki literatürdebugün bizim Ege dediğimiz coğrafyaya Adalar Denizi ya da Akdeniz deniyordu. Ozamanlar Ege diye bir bölge yok kardeşim; o bölgenin adı Akdeniz... Akdenizbölgesi olarak bildiğimiz bölge ile bugün Ege olarak bildiğimiz coğrafya, tekbir sözcükle ifade ediliyordu; Akdeniz... Birileri biliyorsunuz, sırfcehaletlerinden Atatürk'ü bu sözü söyledi diye tiye almaya çalıştılar, tam birsığlık ve bönlük... " diyerek şu ifadelerde bulunmuş:
" Amaç neydi peki?İzmir... İzmir, işgali ilk yaşayan yerlerden biridir ve resmi söylemde işgalinbaşladığı nokta olarak kabul edilir. Orada başlayan işgal, İzmir'in alınmasıylasona ermiş sayılabilecektir; işgal sözcüğü bağlamında söylüyorum bunu. Vedolayısıyla ordulara bu tarihi emrini vererek, aslında tarihe yön de vermekteydibüyük Gazi... "
xx xx xx
Muhabir Kaan Arslan 'ın " Büyük Taarruz'un ardından Yunanistan'ıdestekleyen yabancı devletlerin (özellikle İngiltere) tepkisi ne oldu? "sorusuna da " Şaşırdılar... Onlar Türk Ordusunun saldırıya geçebileceğineinanmıyorlardı önceden. Hatta Yunan cephesinin yarılamayacağını düşünüyorlardı. "diye karşılık veren Prof. Dr. Kemal Arı şöyle anlatmış:
" Bir İngiliz uzman raporvermiş; Türk ordusu Afyon hattında, Yunan hattını altı ayda geçerse, altı gündegeçebilirim diye sayabilir demiş... Bunlar yazılıp çizildi çok yerde. ZatenBaşkomutanın emriyle saldırı tam bir gizlilik içinde yürütüldü. Anadolu'danhaberleşme Avrupa ile kesildi. Telgraflar işlemedi, öteki iletişim yollarınıengelleyecek sert ve ağır önlemler alındı. Dolayısıyla savaş başladığında, ta30 Ağustos günü Yunan ordusu imha edildiği anda bile, Anadolu'daki gelişmelerinboyutları tam olarak bilinmiyordu. Kimi haberler gitmişti elbette, ama bunlarolayın boyutlarını, mahiyetini ortaya koyacak ölçüde şeyler değildi. AncakEylül ayında olayın tam olarak kavranmaya başladığını görüyoruz ki artık butarihe gelindiğinde iş bitmişti zaten. Bu nedenle taktik ve strateji yönündende büyük Taarruz büyük bir olaydır. "
xx xx xx
Prof. Dr. Kemal Arı " Türk ordusu, Birinci Dünya Savaşındanyenilgiyle çıktıktan ve dağıtıldıktan sonra nasıl böyle büyük galibiyetleralacak bir noktaya geldi? Buradaki motivasyon, inanç, kararlılığı bugünaçısından nasıl değerlendirirsiniz? Türk milleti bu konuda bugüne nasıl birders çıkarmalı? " sorusuna da şöyle yanıt vermiş:
" Ulusal savaş bana göreTürk ulusal bilincinin oluşması ve güçlenmesi yönünden en güçlü süreçlerdenbirisidir. Evet, yürekten inanıyorum, Türkler tarihin en eski uluslarındanbirisidir. Görkemli bir geçmişleri ve olağanüstü tarihsel birikimleri vardır,buna hiç kuşku yok. Ancak şu var; Osmanlı döneminde bu bilinçte geriye gidişlerolmuştu. Üstelik modern dönemlerde, ulus bilinci daha olgunlaşır ve çağdaş biriçeriğe bürünürken, Türkler uzun süre bu gelişmelerden uzak kaldılar. AncakMeşrutiyet dönemiyle bir ulusal bilincin geliştiğini görüyoruz. Ne oldu? Ulusalkimliklerine bürünerek Osmanlı Devleti'nde önce gayrimüslimler diyebileceğimiztebaa imparatorluktan koptu. Ardından Araplar... En son ulusal bilinç belki deTürkler de uyandı. Bu uyanışta bu zor günlerin elbette önemli bir etkisi var;yalnız ulusal kurtuluş savaşı değil, birinci dünya savaşı da öyle. Gerçekteasıl uyanış ve diriliş, Çanakkale'de ve öteki cephelerde başlamıştır. MilliMücadele de bunu şahlandırmış ve gerçek bir kimlik olarak ulus kimliğin ortayaçıkmasında çok güçlü bir etken olmuştur. "
xx xx xx
Sorulara yanıt verirken " Bugünedönük olarak şunları söylemek isterim: Bugün de Türkiye üzerine oynananoyunlarda kimlik konusu kaşınıyor; kimi yaralar açılmaya çalışılıyor . "diyen Prof. Dr. Kemal Arı , Aydınlık 'ta yaptığı söyleşi de noktayışöyle koymuş:
" Modern anlamda ulustanımında birleştiğimiz zaman sorun kalmaz; ama bunun çok daha altında kalmışalt kimlikler üzerinden siyaset şekillendikçe, gerçek anlamda uluslaşmasürecine de darbe vurmuş oluyoruz. Modern toplum, modern ulus ve moderninsan... Aydınlanmanın getirdiği değerler... Bu değerler kümesi üzerindentoplumsal süreçlere ve oluşumlara bakabilirsek; artık o zaman ne etnik ne dedini kimlikler bir siyasal tavra ve duruşa dönüşebilir; çünkü onlar kişilerinaidiyet duygusu boyutunda kalarak, ulus topluma ancak değişik renkler vezenginlikler olarak değerlerini aktarırlar. Sorunu çözecek olan da gerçekanlamda demokrasi ve demokrasi kültürüdür. Bunu başarabilmeliyiz ve benbaşaracağımıza da inanıyorum. O zaman ulusal birlik ve bütünlük dediğimiz gücüdaha açıkça ortaya koyabiliriz ki bu da ulusumuzun gelişme ve yükselmesi içinçok önemli bir duruş olacaktır. "
Galiba bu duruş anlamında Cumhuriyet'in100'ncü Yılı kutlamaları " ertelenemez " olarak önümüzde duruyor. Bukutlama birileri salt " eğlence " gibi algılasa da " 100 yılındeğerlendirilmesi, muhasebesi, özümsenmesi, anlanması ve anlatılması "etkinlikleri olarak algılanmalı...
-----------------
GÜNÜN SÖZÜ ; Ve bizlere düşen de sizler gibi rol yapanınmaskesini çıkarmak .--Arthur Rimbaud