Günümüztüketim dünyasının alacakaranlığına bir umut feneri oluyor bu eserler.Bilinmezliğin tükenişine rehberlik ediyor. Eşyanın kullanılıp atıldığı bir andainsanın da kullanımdan düştüğünde atık noktasına geleceği an'a dur diyecek biryaklaşım var aslında bu sergide."

"Hiçbir şey atık değildir. Önemli olanher şeye değer katabilmek, onları o gözle görebilmektir."

Birsergiyi dolaşırken sergide gördüklerim ve yaşadıklarımı bambaşka bir hikâyeniniçine saklıyorum. Serginin tanıtım afişinde yazan söze takılıp kalıyorum. Sonrasergi sahibinin yüzüne bakıyorum. Bu yüze bakarak mutluluğun resmini yapabilirmisiniz? Evet, yapabilirsiniz hem de fazlasıyla.

Sergisahibi ara ara yanıma gelip sergimle ilgili görüşlerinizi içeren yazıyıheyecanla bekliyorum, diyor. Heyecanlı, yerinde duramıyor. Bir o kadar samimibir o kadar kendinden emin.

Benidüşündüren söze dönüyorum. Bir daha okuyorum: "Hiçbir şey atık değildir. Önemli olan her şeye değer katabilmek,onları o gözle görebilmektir."

Herşeye değer katan gözlerle bakabilmek dünyaya. Bu sözlerin sahibinin gözlerindebu inancın ne kadar kuvvetli olduğunu görüyorum. Sergi ziyaretçilerine eşlikederken ve eserlerini tanıtırken içinde bulunduğu hal ve tavırlarda zanaaterbabının ustalığı ile sanatçı ruhunun amatörlüğü bir arada.

Heryaptığı eser bir yaratımın dokunuşlarındaki özgürlüğü ve özgünlüğü kendindehissettiriyor. Ustanın dokunuşlarında atık malzeme olarak gördüğümüz her bireşyanın apayrı bir hikâyesi olduğunu ama artık yepyeni bir uyanışın ya dadirilişin sonunda yepyeni bir hikâyeye evrildiğini de gösteriyor.

Sanatınözgünlüğünde faydaya yöneliş acaba sanat eserinin başarısını gölgeliyor mu?Bunun yanıtını farklı bakışlarda eritebiliriz. Sergiye gelen her ziyaretçinineserle buluştuğu anki yorumlar, izlenimler ne kadar bağımsızdır. Bakış açısınıdeğerlendirme bizi bir genellemeden uzak tutar. Esas olan sanat eserinin bizigüzellikle, estetikle ve zevkle buluşturması değil midir?

Zanaattensanata evrilen Muğlalı Demirci ustası Ahmet İftar'ın metal atıkların gerikazandırılması yönünde yılların birikimi sonucu yarattığı eserlerinden oluşansergide bir sanat sergisinin ötesinde farkındalıklarla karşılaşıyorsunuz.

Sergidekiher bir eser beni farklı hikâyelere götürüyor. Zaman yolculuğunda mekânlar aşıpgelen ve kendi içinde bu eşyaların sahiplerinin yaşantılarını geride bırakıpAhmet Usta'nın elinde yepyeni bir başlangıcın eşiğinde bekliyoruz.

Metalatıklardan yapılan kuşların, atların, böceklerin, eşyanın çok ötesindegeçmişten geleceğe dönüşüm geçiren insanın da hikâyesi var bu eserlerde. Bireşyanın bütününden kopmuş artık bir atığa dönüşmüş bir parça yepyeni bir eserinparçasına dönüştüğü an atık olmaktan kurtuluyor.

Günümüztüketim dünyasının alacakaranlığına bir umut feneri oluyor bu eserler.Bilinmezliğin tükenişine rehberlik ediyor. Eşyanın kullanılıp atıldığı bir andainsanın da kullanımdan düştüğünde atık noktasına geleceği an'a dur diyecek biryaklaşım var aslında bu sergide.

Ahmetİftar Usta'nın sergisinde bu dipsiz girdabın yuttuğu zamana, mekâna ve insanainsanca bir "DUR!" deyiş var aslında. Bu yüzden bu sergi üzerinde düşünmeyedeğer diyorsunuz. Serginin varlığı, sanatçının duruşu ve eserlerin yansımalarıkıymetleniyor. Her gelen ziyaretçiyi Ahmet Usta'nın umut ve mutluluğa dairtükenmek bilmeyen enerjisi yakalıyor. Sergiyi ziyaret mutlu ediyor. Gündelikan'ın dışında kendine ait bir an'ı yakalamanın heyecanını duyumsuyorsunuz.

Sanatçıbize metalin sürdürülebilir kullanımını sağlayarak çevrenin korunmasına dakatkı sağlanabileceğini de işaret ediyor.

Meslekliselerinde okuyan öğrenciler geliyor gözümün önüne. İş bulmak, para kazanmak,üretmek derken üretme aşamasında duraklıyorum. Bir şey üretmenin yeteneğin,yaratımın ve de bilgiyle donanmış özgün ve özgür bir modelin ortaya konduğu bireğitim sisteminde bu gençlerin dokunuşunda nelerin değişeceğini hayal etmekbile yetiyor. Tekniğin zanaat ve sanatla tamamlanması belki de bu.

Ahmetİftar Usta'ya düşündürdüğü, model olduğu bu sergi için bir teşekkür ya datakdir sözü ne kadar havada kalıyor. Umarım yetkililerimiz ya da sanata bakışınelitlerinin de dikkatini çeker bu sergi.

Sergideeserlerin yansımalarına ve bizde bıraktığı hikâyelere değinmek apayrı bir yazıkonusu. Daha yarım kalan noktaların tamamlanması gerek. Bunun için de Ahmetİftar Usta'nın dükkânında bir bardak çay eşliğinde sohbete gereksinim var.