Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde kabul edilen ve kamuoyunda “Madencilik Yasası” olarak anılan, resmi adıyla “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”, özellikle Muğla gibi tarım ve orman varlıklarıyla öne çıkan illerde derin tartışmalara ve tepkilere neden oldu. Sınıfsal olarak zeytinin, ormanın, tarımın yanında yer alması gereken enerji ve maden işçileri, sendikaları “vahşi kapitalizmin” yanında yer alırken, Karya’nın, Akbelen’in kadınları “doğurganlık” hasletleri ile doğanın yanında saf tuttular. Dayatma kanun teklifi görüşülürken Ankara’da dramatik olaylar yaşandı. CHP’nin özellikle Muğla Milletvekilleri büyük mücadele verdiler, ama kazanan termikçi lobiler oldu. AK Parti Muğla Milletvekillerinin bu kazanımdaki emekleri de yadsınamaz...!
Çoğunluğu kadın, açlık grevindeki köylü Ankara sağanağında ıslanırken, yasa önceki gün geçti...
Yarın ele alırız...
+
Muğlalı “Havama, Suyuma, Toprağıma Dokunma” derken, önemli gelir kaynaklarımızdan olan “mavi yolculukların” güzergahları kıyılarımız, o yolculukların durakları koylarımız, günübirlik turizm alanlarımız tecavüze uğramakta...
Turizmin geleceğinin ırzına geçilirken, bir avuç ‘gönüllü’, ‘çevreci’ hareketin feryadı, eylemi ise kayalıklara çarpan dalgaların çaresizliğine dönüşüyor... Sektörün temsilcilerinin sesi çıkmıyor, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün varlığı hissedilmiyor. Yerel yönetimlerde “Mühürledik” deyip, görevlerini yapmış oluyorlar!
Aslına bakılırsa herkes “görevini” yapıyor, kimsenin sorumluluğu yok...
O kadar da değil tabii... Menteşe’nin kadın Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras o sorumluluk duygusunu taşıyor. Nitekim, gazeteler 18 Haziran 2024’te “Akbük Plajı’nın bir bölümü ücretsiz olarak halka açıldı” başlığını atınca vatandaş sevindirik olmuş, Gonca Başkanı alkışlamıştı... Bizde alkışlamıştık...
Orası hala halka açık mı bilmiyorum... Bu konuda yorumlara yazarsanız sevinirim... Ancak son zamanlarda oradan gelen video kayıtlarına bakılırsa, halka açılan alanda şu anda ‘Tiny house’ işgali yaşanıyor. Menteşe Belediyesi mühürlemiş. Hatta para cezası da yazmış... Herkes merak ediyor, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ne yapmış? Bilmiyoruz. Açıklarlarsa öğreniriz...
Tabii ‘Tiny House’ işgali her yerde...
+
Fatih Çekirge’de ‘Tiny House’ işgallerini 19 Temmuz tarihli yazısında “Yürüyen’ tatil köyleri” başlığı ile gündeme taşıdı.
“ EGE’de organik tarımla uğraşan bir çiftçi dostum mesaj atmış: ‘Fatih, yüzbinlerce dönüm tarım arazisi elden gidiyor. Tarım arazilerini parselliyorlar. Kooperatif adı altında ‘tiny house’lar (hareketli yapı) konduruyorlar. Satıyorlar, kiraya veriyorlar. Tatil köyü kuranlar var...’
Tam bu mesajı aldığım saatlerde Muğla’dan bir haber: ‘Akbük sahil şeridindeki özel mülkiyet alanı içerisinde yer alan 11 adet taşınabilir yapı (tiny house) mühürlenip, sahipleri hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunulduğu bildirildi.’
Tiny house olayı öylesine yayılıyor ki; artık resmen ilanlar veriliyor. Hareketli evlerden oluşmuş bir tatil köyü. O yüzden ‘Yürüyen tatil köyleri’ dedim.”
Fatih Çekirge yazısına böyle başlamış. Benim bu satırlarda dikkatimi çeken “Akbük sahil şeridindeki özel mülkiyet alanı içerisinde..” ifadesi oldu... Şaşırdım... Denizin içinde ‘özel mülk sahibi’ kimmiş bu?!! Bu güne kadar nerelerdeymiş? İlginç... .
+
Fatih Çekirge bir de ‘Tiny house’ kiralık ilanı veren biriyle ilişkiye geçmiş, onu anlatırken aralarında geçen şu diyaloğu paylaşmış:
- Biz sizden yılda arsanın büyüklüğüne göre 150 ile 500 bin lira arasında kira alıyoruz.
- Yani bunun bir yasal durumu var mı? İmar var mı? Devletin yıktığını duyuyoruz da...
- İmar yok. Burası tarla gözüküyor. Biz belediye sınırları içindeyiz. İl sınırı içinde olsak yıkılırdı.
Devamında “İşte durum bu.” diyen Fatih Çekirge şöyle sürdürmüş:
“Örnekler de veriliyor. Mesela Dalaman, Dalyan, Kavakarası (Ortaca) gibi her türlü tarımın yapılacağı bölgelerde yüz binlerce dönüm tarım arazisi bu şekilde parselleniyor. Sonra ‘kooperatif’ adı altında tatil köylerine dönüşüyor.”
Fatih Çekirge konuyu araştırınca “Tiny house” furyasının kanser gibi yayıldığını, tarım arazilerinin elden çıktığını, özellikle Marmara’dan Antalya’ya kadar ciddi bir saldırı yaşandığını görmüş. “Devlet elinden geldiğince yıkıyor.” diyor.
Pandemi ile ortaya çıkan bu rezalet Muğla’da seyrediliyor... Akbük, Turnalı, Çınar bir acı sembol...
+
Ege’ye ve Akdeniz’e gelince işin renginin değiştiğini, daha feci bir hal aldığını belirten Fatih Çekirge, yazısını şöyle noktalamış:
“Bakıyorsunuz. Denizden dağlara doğru tiny house’lardan oteller oluşmuş. Ege’den o kadar çok örnek veriliyor ki.. Tabii bir de hukuki muamma var. Bazı hukuk büroları tiny house’ların hareketli olduğunu, yapı statüsü olmadığını savunuyor.
Bu nedenle; Bunun bir yasal statüye kavuşturulması gerekiyor. Oluşumuna göz yumduktan sonra yıkım çözüm değil.. Bir an önce imar planlarının yapılması gerekiyor.. Tarım arazilerinin korunması gerekiyor.. Sağlam bir açıklama gerekiyor..”
Gerekenlere bir ekleme de ben yapayım: Bir de “sağlam duruşu olan kararlı yerel yönetimler” gerekiyor...
+
Evet 18 Haziran 2024’te “Akbük Plajı’nın bir bölümü ücretsiz olarak halka açıldı” haber başlığı Gonca Köksal Aras Başkanı alkışlatan başlıktı. O haberde şöyle yazılmıştı:
“Önceki günlerde Menteşe Belediyesi’nin uyguladığı cezai işlem sonucunda, Akbük sahilinde ücret karşılığı giriş yapılan kulübe kaldırıldı. Ayrıca Akbük sahilinde güvenlik gerekçesiyle, 09:00-18:00 saatleri arasında araç girişi yasaklandı. Ekipler tarafından plaja ‘Burası Halk Plajıdır Ücret Talep Edilemez’ yazısı asıldı.2020 yılında işletmesi Muğla Çevre Vakfı (MUÇEV) Turizm Ticaret Anonim Şirketi’ne verilen Akbük Plajı’nda, hem giriş ücreti hem de kıyı işgali vatandaşların tepki göstermesine neden olmuş, geçen yıl eylül ayında Menteşe Kent Konseyi’nin çağrısı ile Akbük Plajı’nda toplanan vatandaşlar, kıyıların işgaline karşı ‘Havlunu Al Gel’ eylemi gerçekleştirmişti.”
Aman karışmasın... O konsey, bugünkü konsey değil...
O Menteşe Kent Konseyi bugün görevde olsaydı, çoktan o 11 Tiny house’nin önünde ‘kamp ateşi’ yakmaya başlamış olurdu...
+
Neyse Menteşe Belediyesi’nden de 17 Temmuz’da bir yazılı açıklama yapıldı. Haberi basından izlemişsinizdir.
Habere göre; Akbük Koyu’nda özel bir mülk içerisinde kalan kıyı şeridine yerleştirilmiş olan tiny house’lar ile ilgili tepkiler üzerine hem Menteşe Belediyesi hem de Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ekipleri bölgede inceleme başlatmış.
Ya tepkiler olmasaydı?
Menteşe Belediyesi’nin açıklamasında özetle; Ruhsatsız olduğu belirlenen 11 adet tiny house’un 8 Temmuz 2025 tarihinde yapı tatil zaptıyla mühürlenmiş. İlgililer hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 184. maddesi kapsamında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmuş. Ayrıca 9 Temmuz’da Menteşe Belediye Encümeni tarafından alınan kararla idari para cezası kesilmiş.
Bizimkisi gazeteci merakı işte, belediye ilgililerini arayıp, “Kesilen idari para cezası ne kadar?” diye sordum. Aldığım yanıt “Ceza henüz muhatabına tebliğ edilmediği için açıklayamıyoruz.” oldu.
Açıklasanız ne olacak ki adam kadın her kimse o cezayı öder yoluna devam eder...
Yeri gelmişken sormak istiyorum:
Ne olur bize masal anlatmayı, cambaza bak demeyi bırakın artık... Onca yasa yönetmelik ve koruma kararı ile Akbük’ü, Turnalı’yı, Gökova Körfezi’ni koruyamayanlar Muğla’yı koruyabilir mi?
Sahi Allah aşkına Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu nerede?
+
Bu arada gözünüz aydın..! Orman Alanları Turizm Tahsislerine açılıyor...
Millet “Torba yasa” ile meşgulken Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle Kültür ve Turizm Bakanlığı’na verilen yetkiler doğrultusunda, kamu taşınmazlarının turizm yatırımlarına tahsisiyle ilgili yeni düzenlemeler yürürlüğe girdi. Yeni karar doğrultusunda, Bakanlığın tasarrufuna verilen orman alanlarında kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan bölgeler de tahsis sınırları içerisine dahil edilebilecek.
Ne dersiniz, Akbük’teki tiny house’cular bu değişikliklerden haberdarlar mıydı acaba? Yoksa bu değişiklik onlar için yapılmış olabilir mi?
Meraklıları 26 Haziran 2025 Perşembe günlü Resmi Gazete’ye bakabilirler.
Yönetmelik değişikliğine tepki gösteren CHP Muğla Milletvekili Cumhur Uzun, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada “Denizler halkındır’ diye yola çıkan AKP iktidarı, söz konusu ‘kıyılar’ olunca belli ki halkın diyemiyor!Resmî Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında kalan alanları turizm yapılarına açıldı.” dedi. Uzun, kıyı kenar çizgisinin doğal yaşam açısından önemine dikkat çekerek “Kıyı kenar çizgisinin belirlenme nedeni, kıyıların kara ile su arasında bir geçiş alanı olması ve insanların suya olan vazgeçilmez ihtiyacıdır. Bu çizginin deniz tarafında kalan alanları yapılaşmaya açmak, doğal dengeyi bozmak demektir. Üç beş yandaşa rant sağlamak uğruna halkın malına ve doğanın dengesine ihanet edilemez.” ifadesinde bulundu...
Bakalım sadece milletin değil, devletin de bindiği daha kaç dal daha kesilecek... Altın yumurtlayan kaç tavuk daha boğazlanacak...
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ; Aşılmasına imkan olmayan hiçbir duvar yoktur. --Anton Cehov