Hz. İsa yoldan çıkan Musevileri doğru yola çekmek için Kudüs’te büyük bir mücadeleye girişmiş idi…

O zaman Kudüs, Roma’nın işgali atında idi.

Yahudi ileri gelenleri Süleyman Tapınağı'nda tefecilik yapıyorlardı.

Aynı zamanda Haham olan İsa, Yahudilere Musa’nın on emrine dönmeye davet ediyordu.

Musa’nın on emri şöyleydi;

1- Tanrının tek olduğuna inanacaksın.

2- Put yapıp, önünde eğilmeyecek, putlara tapmayacaksın.

3- Anne ve babana saygılı davranacaksın.

4- Komşunun malına ve namusunu göz dikmeyeceksin.

5 - Zina etmeyeceksin.

6 - Çalmayacaksın.

7 - Yalan söylemeyeceksin.

8 - Öldürmeyeceksin.

9 - Tanrının adını boş yere sık sık kullanmayacaksın…

10- Haftada 6 gün çalışacak, 1 gün dinleyeceksin.

Hz İsa’ya inanmayan, onu hazmedemeyen Tapınak Kohenleri, onu Roma Valisine şikayet ederek çarmıha gerilmesini sağladılar.

MS. 70’li yıllarda Romalılar Süleyman Tapınağını yıkıp, yerine pagan Tanrı Neptün için bir tapınak yapmak isteyince, Yahudiler Roma'ya baş kaldırdılar.

Romalılar’da Süleyman Tapınağını yıktılar ve tüm Yahudileri Kudüs’ten sürgün ettiler.

Hz. İsa inancına inanan bir kaç kişi, Antakya şehrimize kaçtılar ve İsa’nın öğretisini burada yaymaya başladılar.

Yeni inancı duyan Haham Seul, önce yeni inanca karşı çıktı.

Haham Seul, sonra Yahudi olmak için, Yahudi bir anneden doğma şartı olduğu için, Yahudiliğin evrensel bir boyuta ulaşamayacağını düşünerek, yeni inanca sahip çıktı.

Yani, Yahudi olunamıyordu. Yahudi doğuluyordu.

(Bu nedenle en eski tek Tanrılı din Yahudilik olmasına rağmen, 2024 yılında bile dünyadaki Yahudi nüfusu ancak 20 milyona kişiye ulaşabiliyor)

Haham Seul önce adını Paulus olarak değiştirdi ve "Tarsuslu Paulus" diye anılmaya başladı.

Tarsuslu Paulus için “Hristiyanlığın Peygamberi" bile sayabiliriz...

Tarsus'lu Paulus, Yahudi inancının birçok kurallarını yeni dine adapte etti.

Paulus, Anadolu'yu gezerek yeni dini yaymaya başladı.

Hatay - Samandağ’dan, Muğla - Knidos antik kentine kadar olan sahildeki kumsallar Tarsuslu Paulus'un ayak izleri ile doludur.

Romalılar bu gidişattan memnun kalmadılar ve Paulus'u Roma'ya götürerek onu da Roma'da çarmıha gerdiler.

Aradan yıllar geçti.

MS. 325 yılında Roma imparatoru Konstantin, İznik’te Hristiyanlığı Roma’nın resmi dini olarak kabul etti.

MS. 395 yılında Roma İmparatorluğu, Doğu ve Batı Roma olarak ikiye ayrıldı.

İmparatorluk, Doğu ve Batı Roma diye ikiye ayrılınca, yeni dinde de iki mezhep oluştu.

Batı Roma, yeni din ile eski dinleri olan Pagan inançlarını birleştirerek Katolik dinini oluşturdular.

Katolikler İsa’nın ve Meryem ananın heykelleri yaparak, bu heykelleri, Pagan tanrıların yerine koydular.

Doğu Roma Hristiyan dünyası ise, Tarsuslu Paulus'un etkisinde daha fazla kalmıştı…

Tarsuslu Paulus'un öğretisinde Hz Musa’nın on emri çok etkili idi.

On emrin ikinci maddesi "Put yapmayacaksın. Putların önünde eğilip ona tapmayacaksın" diyordu.

Doğu Hristiyanları Hz. İsa’nın ve Hz. Meryem ananın heykelleri önünde eğilmeyi kabul edemiyorlardı.

Bu hal, eski Pagan dinlerini çağrıştırıyor idi.

Bu durum, Hz Musa’nın on emrine uymuyordu.

Doğu Hristiyanları, bu durumda yeni bir çare buldu.

Kiliselerde ve evlerde Hz. İsa’nın ve Hz Meryem'in heykellerinin yerine, tahta levhalar üzerine Hz. İsa’nın ve Hz. Meryem ananın resimlerini yapmaya başladılar.

Bunlara "İkon" deniyordu.

Ayasofya başta olmak üzere Doğu kiliselerinde de mozaik şeklinde de Hz. İsa'nın ve Hz. Meryem'in mozaikleri de böylece yapılmaya başlandı.

Heykeller, Batı kiliselerinin, ikonlar ve mozaikler de (resimler) Doğu kiliselerinin alamet-i farikası oldular.

Doğu Roma, Ortodoks, Batı Roma'da Katolik mezhepleri böylece oluşmuş oluyordu.

Resim ve heykel iki kilise arasındaki en büyük sorunu oluşturuyordu.

Resim iki boyutlu, heykel ise, üç boyutlu idi.

İnançlar hüküm veriyor ise, akıl tatile çıkıyor...

Dünyamızın hali bu.

Gerisine siz karar verin…