"Cevabın nerede olduğunu bildiğimize göre o zaman, sorularısahibine soracağız. Yani insana. Yazılmışlardan öğreneceğiz; çünkü yazılmışlarsöylenmişlerden öğrendi, söylenmişlerde yaşanmışlardan. Hepsinin içinde deinsan var. Neden de insan, sonuç da insan!. Amaç da insan, araç da insan!."
Durup durup düşünmek gerek insana insan olduğumuzu,hissettirmek gerek, yaşatmak gerek; insana insan olduğu için sevildiğini, saygıduyulduğunu. Bıkmamak gerek, usanmamak gerek, yılmamak gerek, sabretmek gerek.Bütün bu gerekliliklerle kuşattığımız dünyayı da manasınca yaşamak gerek. Hükmeitiraz etmemek gerek, hükümle onurlanmak gerek. Gözlerden sözlere yansıyansevdalarda insanı dillendirmek gerek.
Gerektiğinde manalarca sınırlanmış yaşamı açmak gerek.Rüzgâra karşı açmak kanatlarını, suyun akışına inat yokuşlara göz atmak, yerinaltıyla göğün üstünü bir tutmak gerek. Bakışlarımıza mananın hükmünü vermekgerek. Bakarken, duyarken, tadarken, söylerken ve de hissederken tümyaşanacaklara sevgi mayasından çalmak gerek. Dedim ya insan olmak zor şey!Basit hiç değil, sıradan hiç değil, hele hele boş hiç değil. Kap var, kabıkoruyan kılıf da var. Malzeme var, ustası da var. Yemek nerede? Usul nerede,erkân nerede? Cevap yine insanda başlıyor, insanda bitiyor.
"Anlat insandaölümsüz olmak yaprağının
Hangi ağacınkıvranışı olduğunu
Güzünhazırladığı insan yavrularını
Kışın insanyeteneklerini
Baharın insanolanaklarını
Anlat durmadan"
Cahit Zarifoğlu
Cevabın nerede olduğunu bildiğimize göre o zaman, sorularısahibine soracağız. Yani insana. Yazılmışlardan öğreneceğiz; çünkü yazılmışlarsöylenmişlerden öğrendi, söylenmişlerde yaşanmışlardan. Hepsinin içinde deinsan var. Neden de insan, sonuç da insan!. Amaç da insan, araç da insan!. Halböyleyken sorularımız insandan yana. İnsana anlatmak gerek o zaman bu yolun okadar da kolay aşılmadığını, sabır gerektirdiğini, çile gerektirdiğini.
Neyse söze kattık tüm yükü biraz hafifletelim, darasındançıkaralım net hesabını görelim. Bugünün aynasından neler görüyoruz?Tükenmişlik, tüketilmişlik. Çabucak elde edilmişlik. Değer, ölçüt, kıstas,baha, başarı, haz, heyecan kelimelerinden bir resmi geçit yapsak hiçbirinden birmana çıkmıyor.
Gerisinin manası da yok, hükmü de yok. Her şey iki renkten yada renksizlikten ibaret. Bütün benliğime hükmeden bir zincir!. Hani insanın düşünmesine zincir vurulamazdı.İnsanın düşünceleri hüküm altına alınamazdı. Hani insan düşünen hür birvarlıktı. Fanatiklik, insanı kuşatan en küçük zincirlerden biri. Ya prangalar.Ayağını bağlayan, elini kolunu bağlayan, vücudunu hareketsiz kılan. Başlarıayak, ayakları baş yapan. Dedik ya, her şey insanda başlıyor, insanda bitiyordiye..
Anlatmak gerek sabırla, inançla, umutla hiç bıkmadan, hiçusanmadan. Yeni yollar keşfetmeli, yeni yollar açılmalı. İnsanların yoluinsanlıkta birleştirilmeli. Renklerin ayırdına varmalı insan. Yeşilde,kırmızıda, sarıda, mavide, siyahta, beyazda görmeli tüm renkleri. Kalıplariçinden çıkarmalı, önyargıdan kurtarmalı.
"Bir değişme gibidir azrail-
Mezarla uğraşmaz toprağı insan kazar
O yere o ölü
insan kalabalığında ansız bir boşluk açılmıştır
alın kımıldasın
kalp kıvransın
Gölden ansız bir tabutluk su alınmış gibi
Bütün köy kımıldayacaktır / göl gibi"
CahitZarifoğlu
Durup durup düşünmek ve anlatmak gerek insana, insan olmanınayrıcalığını, güzelliğini. Anlatmak gerek sabırla, umutla, inançla bıkmadan,usanmadan. İnsan insanla mana kazanır, insan insanla güzeldir, insana insanıinsan anlatır, insanlar insanlıkta buluşur diye.
İnsandan nemalananlara son sözüm, insan sermayeniz değildir,insanların üzerinden kazandıklarınız da siz baki olamadığınız için bu dünyadahepsi de fanidir. Hakk'ın bilindiği, tanındığı günler çok uzak ufuklara dakalsa görünmesini bekleyeceğiz, inanacağız. Bunun bir gün mutlakagerçekleşeceğini insana olan inancımızla anlatacağız, anlatacağız. Ve o birgünü bekleyeceğiz.