Avrupa Birliği (AB) doğal olarak dünya lideri olmakistiyor.

AB ülkelerinden Almanya, Fransa, İtalya, Belçika,Hollanda başta olmak üzere diğer üyeler, ileri sanayii ürünleri üreterek Çin'esatıyorlardı.

Yani, 1,6 milyar nüfuslu Çin, AB için büyük birpazardı.

Çin de üretimlerini AB'ye satıyordu.

AB de Çin için büyük bir pazardı.

Çin ve AB, karşılıklı büyük bir pazar oluşturmuşlar,beraberce zenginleşiyorlardı.

Çin ve AB ticaretlerini bir üst düzeye çıkarmak içinÇin'den Avrupa'ya ulaşacak yeni ipek yolunu bile hayata geçirmek istiyorlardı.

AB'nin yumuşak karnı, enerji idi.

AB, enerji ihtiyacını Rusya'dan temin ediyordu.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), önce Rusya ileUkrayna'nın arasını bozdu.

Böylece, Ukrayna üzerinden AB'ye ulaşan doğal gaz boruhattı kullanılamaz hale geldi.

Bunun üzerine Almanya ile Rusya arasında kuzeydenizinin altından 24 milyardan fazla AVRO'ya mal olan iki boru hattı inşaedildi.

Böylece, AB enerji sorunlarını çözdüklerini sandı...

AB'nin süper güç olmasından çekinen ABD, sinsi birsenaryo ile Rusya ile işbirliği yaparak Rusya'dan AB'ye giden kuzey boruhatlarını bombalayarak, devre dışı bıraktı.

Bu olay o denli önemli bir olaydı ki, Dünya'nıngündemini fazla meşgul etmedi.

Çünkü dünya medyası ABD'nin elinde idi.

ABD, elindeki imkanlar ile Rusya'yı ikna etmek içinpetrol ve doğal gaz fiyatlarını yükseltti.

Böylece Rusya mali bakımdan zarar etmiyordu.

Rusya, AB'ye petrol ve doğal gaz satamazken, Hindistanpazarı Rusya'ya açıldı.

ABD de yaşananları gölgelemek için AB'ye"İhtiyacın olan enerjiyi ben sana temin edebilirim" diye tesellietmeye çalıştı.

Büyük oyun şuydu:

ABD'nin, AB ile ilgili niyetini öğrenen İngilterehemen AB'den ayrılarak, ABD'nin yanında yer aldı.

AB enerjisiz kalınca ve İngiltere'de AB'den ayrılıncaAB hızla zayıflamaya başladı.

AB zayıflayınca karşılıklı olarak Çin'de küçülmeyebaşlayacak idi.

Böylece, AB tehlikeli olmaktan çıkınca, ABD,Pasifik'te Çin ile Dünya liderliği mücadelesine girmek istiyor.

Bu da III. Dünya savaşı anlamına geliyordu.

Hedef de, Dünya liderliği ve patronluğu idi.

ABD, bu arada Rusya, Türkiye ve Türk Dünyasını daraptı-zapt altına almak istiyor.

Bunun için de ABD, Türkiye Cumhuriyetini küçük parçalarabölmek istiyor ve terör örgütü PKK ve türevlerini destekliyor.

ABD, bu bölünmeyi sağlamak için, bu ülkedekimilliyetçilik akımlarını kışkırtacak şekilde bir politika uyguluyor.

Ayrıca bu politikaları ile de Yahudilere vadedişmiştoprakları Türkiye'den alıp, Israil'e vermek istiyor..

Büyük İsrail toprakları bizim güney doğu bölgemizi ileKapadokya bölgesini kapsıyor.

ABD'nin bu kadar etkili olmasında Amerika'da yaşayanYahudi nüfusunun büyük bir katkısı bulunuyor.

ABD'deki ekonominin, savaş sanayinin, medyanın,kültürün ve Hollywood'un Yahudi zenginlerin elinde olduğunu unutmamak gerek..

ABD açıldıkça da doları her geçen gün eriyor ve zoradüşüyor...

Bu arada Çin ile Rusya liderleri ABD'nin büyük oyununakarşı çıkmak, geleceklerini planlamak için bir araya geldiler.

Doğal olarak Çin de, Rusya da Dünya liderliğini ABD'yebırakmak istemiyorlar.

Tüm bu olaylar III. Dünya savaşının ayak sesleri..

Dünya yeniden şekillenirken Türkiye de 14 Mayıs 2023Pazar günü Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerine gidiyor.

Seçime giren partilerimizi değerlendirir iken hangipartimizi, hangi güçlerin desteklediğine dikkat etmeliyiz.

Dünya yeniden tasarlanırken Türkiye de toprakbütünlüğünü korumak istiyor ve Türk Dünyası başta olmak üzere mazlum ülkelereumut oluyor.

Son 200 yıldır emperyalizmden bıkmış mazlum devletlerde gözlerini Türkiye'ye dikmiş, olanları gözlüyorlar.

Dünya liderliğine soyunan ABD de, bu iddiamızdan vemazlum ülkeler için umut olmamızdan hiç memnun değil.

ABD, son günlerde Rusya ile Çin liderlerinin bir arayagelmesinden de rahatsız.

Tüm bu gelişmeleri dikkate alırsak bu cağdaTürkiye'nin menfaatleri ile Rusya'nın menfaatleri uyuşuyor.

İnsanoğlu bir türlü paylaşmayı, barış içinde huzuriçinde yaşamayı beceremiyor.

İlla her şey benim olacak ve "Piramit'intepesinde ben oturacağım" iddiasından bir türlü vazgeçemiyor.

Bakalım neler olacak, neler yaşayacağız?