Bati dillerinde Teopolitik olarak tarifi yapılan bir dönemi yaşıyoruz.

İnsanlık, Merkantilizm, Kapitalizm, Sosyalizm dönemlerinden sonra inançlar üzerine kurulan bir dönemi daha şiddetli yaşamaya hazırlanıyoruz.

Dünya, Yahudilik, Musevilik, Hristiyanlık ve İslam inançları üzerine yeniden şekilleniyor.

Bu Semavi dinler birbirlerinden hiç hoşlanmaz ve hazzetmezler.

Ayni din içinde de acımasız bir mücadelenin olduğunu görmemiz lazım.

Yahudilik Safarat ve Eskenaz Yahudileri olarak iki önemli İnanç türüne sahip.

Safarat Yahudileri İspanya Yarım Adasından sürgün edilen Yahudilerdir.

Bunlar fanatik Yahudiler olup, yıllardır kendilerini Kudüs ve çevresine götürecek Mesih'i beklerler.

1948 yılında İsrail Devleti Kudüs ve çevresinde kurulmasına rağmen, İsrail devletini yapay bir devlet olarak görür ve kabullenmezler.

Eskenaz Musevileri ise doğu ve orta Avrupa’da var olmuşlardır.

Eskenazlar aklı öne çıkaran bir İnanca sahiptir.

Ancak Museviler de "Biz efendiyiz, siz ise bizim kölemizsiniz" düşüncesinden taviz vermiyorlar.

Eskenaz Musevilerin kökenlerinin Hazar devletine dayandığı söylenir.

Hatta, Hazar devletinin bayrağı, Türkiye Cumhurbaşkanlığı armasındaki 16 bayraktan birisidir.

Eskenaz Musevileri içinden birçok ilim ve düşünür insan ile devlet adamı çıkmıştır.

Hatta denebilir ki, Almanya’yı Almanya yapan Eskenaz Musevileridir.

Hristiyan dünyasına gelirsek;

Önce Katolik ve Ortodoks olarak ikiye ayrılan Hristiyan dünyası, 16. yüzyılda Martin Luther ile Vatikan Katolikliğini protesto ederek Protestsen mezhebini oluşturmuştur.

Bugün Avrupa kıtasının güneyi (Bilhassa Akdeniz' havzası) Katolik iken, kuzey Avrupa ise, Protestan mezhebine inanmaktadır.

İspanya, Fransa, İtalya ve Hırvatistan gibi ülkeler Katolik mezhebine bağlı iken, Almanya, Hollanda, Danimarka gibi ülkeler ise, Protestan mezhebini benimsemişlerdir.

Ancak, bu ülkelerde Katolik inancına bağlı hatırı sayıda Katolik inancına sempati duyan bir nüfus yaşamaktadır.

Mesela Almanya'da 24 milyonun üstünde Katolik bir nüfus yaşanmaktadır.

Ortodoks Dünyası ise, Doğu Avrupa'da hüküm sürmektedir.

İstanbul - Fener Patriği Ortodoks Dünyasının merkezidir.

Ortodokslar Katolik ve Protestanları hiç sevememişlerdir.

Geçen sene ülkemizi ziyaret eden Katolik Dünyasının lideri Papa XIV. Loe, Fener Patrikhanesini de ziyaret etmiş idi.

Duyumlarımıza göre Fener Patrikhanesi Papa’nın ziyaretinden sonra Patrikhaneyi sirke ile baştan aşağı yıkayarak temizlemişler.

İslam dinine gelince;

İslam dini, insanların eşitliğini ve kardeşliğini iddia eden bir dindir.

İslam dinin hedefi, insanların aklı ile vicdanını evlendirmektir.

Buna rağmen İslam dünyası da Sünni, Alevi ve Şii olarak bölünmüştür.

Tüm bunların dışında Dünya'da Laik insanlar da bulunuyor.

Laik insanlar, dinlere karşı olup, bilhassa İslam'a düşmandırlar.

İnançlar, etnik aidiyetin önüne geçmiştir.

Dünya, inançlar üzerine yeniden şekilleniyor…

Bu da insanlar arasında nefret körüklüyor.

Dünya ayrıca, beyaz insanın üstünlüğünü inanan bazı güç odaklarının tehdidi altında da bulunuyor.

Dünya'ya dikkatle bakınca bazı detaylarda geçmişimizi görmek mümkün oluyor…

Dünyadaki insanlık tarihi, bildiğimizden çok daha derinliğe sahip.

Dünya'daki tarihi kalıntılara ve mitolojik hikayelere dikkat ettiğimizde, İnsanlığın kendi kendini daha önce yok etmiş olduğunu görebiliyoruz..

Kimse kimseyi beğenmiyor, sevmiyor.

Aksine seviyormuş gibi yapıyor.

İnsan ikiyüzlü…

İnsanın en büyük düşmanı yine insan...

Çünkü insan doyumsuz ve bencil bir yaratık türü…

İnançlar, her şeyin üstünde.

NATO'nun bile dini inançlar dikkate alınarak 4 Nisan 1949 tarihinde İslam Dünyasına karşı kurulmuş olduğunu, söyleyebiliriz.

AB bile bir Hristiyan kulübü olarak kurulmuştur.

Bakalım ne zaman akıllanıp, uygarlığımızı daha ileri noktaya taşıyabileceğiz?