1960 yılından sonra Türk siyasi hayatı koalisyon ve erken seçim mefhumları ile tanıştı..

Başbakan Süleyman Demirel'in ifadesi ile "Bul 256 milletvekili Hükumeti devir" gibi sözleri de sık sık duyduk.

ABD'de ise, erken seçim isteğini hiç duymuyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti parlamenter sistemden Cumhurbaşkanlığı sistemine geçince erken seçim istekleri pek kabul görmüyor.

Parlamenter sistemde milletvekili transferleri ile hükumetler kuruluyor, yıkılıyor idi.

Her milletvekilinin gönlünde bakan olmak yatıyor idi.

1970’li yıllarda Güneş otel olayı ile Ecevit Hükumeti kurulmuş idi.

Pazarlık sonucu Gümrük ve Ticaret Bakanı olan Tuncay Mataracı, görevini kötüye kullanmış, büyük bir skandal patlamış ve demokrasimiz darbe almış idi.

Cumhurbaşkanlığı sistemine geçince milletvekili transferleri en düşük seviyeye düştü.

Hükumet, Cumhurbaşkanı önderliğinde kurulduğu ve bakanların meclis dışından atandığı için uzun soluklu hükümetler kurulabildi.

Cumhurbaşkanları da neticede insan olduğuna göre, her an her şey olabilir.

Cumhurbaşkanının sağlık nedenleri ile görevden ayrılması, hükumet sorunları ile tekrar karşı karşıya gelebiliriz.

Bu ihtimali ülkemizden uzak tutmak için, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ABD'de olduğu gibi Cumhurbaşkanı yardımcısı da seçimle belirlenmelidir.

Böylece bir seçim döneminde yönetimin devamlılığı ve istikrarı sağlanmış olur.

Böylece "Erken seçim" istekleri, ABD'de olduğu gibi gündemden çıkar.

Türkiye Cumhuriyeti toprakları Avrupa, Asya ve Afrika'nın tam ortasında bulunuyor.

Çevremiz petrol ve doğal gaz zengini bir bölge olduğu için, bir çok hesabın yapıldığı bölgedir.

Ayrıca, üç Semavi dinin bir çok hikayesi, bu bölgede geçtiği için, inanç dünyasının merkezi konumundadır.

Böyle stratejik ve önemli bir coğrafyadaki Türkiye Cumhuriyeti devamlı teyakkuz ve dikkatli halinde olmalıdır.

Bir an bile yönetimin kararsızlığı ülkemizi çok zor durumlara düşürülebilir.

İsrail devletinin gerçek yüzü ile tanıştığımız bu günlerde Türkiye Cumhuriyeti çok daha dikkatli olmalı ve yönetilmelidir.

Çünkü, İsrail devleti açıkça ve çekinmeden Türkiye Cumhuriyeti topraklarında gözü olduğunu söylemeye cesaret etmeye başlamıştır.

Hatta, İsrail Türkiye Cumhuriyetini düşman olarak ilan etmiştir.

8 Nisan 2026 günü vefat eden Prof. Dr. Yalçın Küçük'ün "İsrail Türkiye'de İsrail'den daha güçlüdür" sözünü de hiç unutmayalım.

Güçsüz ve kararsız bir Türkiye, İstanbul ve Anadolu'da barınamaz.

Bunun için Türkiye Cumhuriyeti hem güçlü olmalı, hem de gönül coğrafyası ile gönül bağını koparmamalıdır...