Demokrasiyi, "Halkın yönetimdeki etkisi ve ağırlığını hissettirmesi", diye tarif edebiliriz.
Son yıllarda demokrasi, yurdumuzda ve dünyada çok kötü kullanılmaya başlandı.
Demokrasi, partiler ile var oluyor ve en azından öyle iddia ediliyor.
Parti seçmenlerinin takım tutar gibi sabit fikirli olmaları ve inatla partilerine oy vermeleri demokrasiyi çalışamaz hale getiriyor.
Yurdumuzda her seçimde partilerin performansına göre oy verenler ile ABD'de salıncak vilayetler olarak tarifi yapılan yüzde 10-15 oranındaki seçmenler, demokrasiye nefes aldırıyor...
Donmuş seçmen oylarının olduğu ülkelerde demokrasi sağlıklı çalışamıyor.
Ülkemizdeki parti içi uygulamaları da hiç demokratik değil.
Partilerimizde ön seçim yapılmıyor.
Ön seçim yapılmadığı için, Milletvekili, Belediye Başkanı veya Belediye Meclis üyeleri, rahatlıkla fikirlerini beyan edemiyor, liderlerine karşı çıkamıyor ve tercihlerini yapamıyorlar.
Çünkü onları o mevkilere taşıyan liderleri veya parti üst yöneticileri oluyor.
Günümüz Demokrasisinde, parası ve imkanı olanlar öne çıkıyorlar.
Bu hal de toplumların demokrasiye olan inancını yok ediyor ve seçimlere iştirak oranları devamlı düşüyor.
5 Kasım 2024 Salı günü yapılacak ABD Başkanlık seçiminde de aynı sahneleri görüyoruz.
ABD seçimlerinde her iki adayın, birbirlerini suçlamaları ve konuşma seviyeleri demokrasiye olan güveni azaltıyor.
Aslında Trump ile Harris arasında pek büyük bir fark da yok.
ABD'yi, Pentagon, CIA ve kapitalist Siyonist ( FED ve Doların sahipleri) üçlüsü yönetiyor.
Bu durumun da demokrasiye ne kadar uygun olduğuna siz kara verin.
Fransa'da da demokrasi ülkenin sorunlarına bir türlü çözüm bulamıyor
Komsumuz olan Gürcistan'da yapılan son seçimlerde demokrasiye olan güveni yok oldu.
Taraflar birbirlerini hırsızlık ile suçluyorlar.
Demokrasinin var olduğu iddia edilen ülkelerde partililer, karşı partiden olanlara adeta düşman gözü ile bakıyorlar.
Ülkemizde de, ülkenin doğusundaki feodal ailelerin egemenliği, batıda ise, imkanı ve parası olanların egemenliği demokrasiye olan güveni zedeliyor.
Ön seçimler yapılmadığı için de, halk yok kabul ediliyor.
Demokrasi, bu denli hor kullanılır ise, yarın Hitler gibi, Mussolini gibi, Franco gibi, Stalin gibi diktatörlerin ülkelerin yönetimini ele geçirmeleri mümkün olur.
Bu ihtimal de, dünyamızı felakete götürür.
Kaş yapayım der iken göz çıkarmayalım.
Acaba, karşımızda demokrasinin çıkmaz bir sokak olduğunu göstermeye çalışan bir güç mü var?
Bu akıl dışı, uygulamalar bir proje olmasın?
Tüm bu yaşananlar, insanı böyle düşünmek zorunda bırakıyor.
Demokrasi diye diye demokrasinin suyunu çıkardık…
Demokrasiyi orta oyununa dönüştürdük.
Yarın "Kendim ettim, kendim buldum" şarkısını söylemeyelim?