Demokrasi, halkın tercihinin yönetime yansıması,demektir.
Buda, adil seçimler ile ancak sağlanabiliyor.
Batı, Türkiye'de âdil seçimle yönetime gelen parti veliderlerini demokratik bulmuyor.
Batı, sözünü dinleyen, hatta sözünden çıkmayanliderler istiyor Türkiye'de.
Batı,14 Mayıs 1950 günü demokratik bir seçimleyönetime gelen DP ve lideri Menderes'i ancak on yıl tahammül edebildi.
Batının yörüngesinden çıktığını gördüğü anda bir darbeile Menderes hükümetini yıktı, yargıladı ve Menderes ve iki bakanını da idametti.
Bunlar olurken Batı "Türkiye'de demokrasi ayaklaraltında çiğneniyor" demedi ve darbecileri destekledi.
Bu oyun 1971, 1980, 1997 yıllarında çeşitli senaryolarile uygulandı.
En son da 15 Temmuz 2016 günü de bu oyun tekrarsahneye koyuldu.
Bu sefer oyunu Türk halkı bozdu.
Olan olmuştur.
Olan ile ölene çare yoktur.
Gelelim 14 Mayıs 2023 Pazar günü yapılacakCumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimine.
AB, Millet İttifakı adayını destekliyor.
ABD, ülkemizde dört defa darbe ile yönetimi değiştirmişve adamlarını yönetime taşımıştı.
Darbelerin gerekçesi ise, "Benim dediklerimin veisteklerimin dışına çıkıyorsun" idi.
ABD,1958 yılında Menderes'e Fırat nehri üzerine inşaedilmek istenen Keban Baraj için 300 milyon dolar vermemişti.
ABD böyle davranırken, Rusya ne yapıyordu?
Rusya,
1- Aliağa Petrol Rafinerini,
2- Seydişehir Alüminyum tesislerini,
3- İskenderun Demir Çelik tesislerini yaparak hemTürkiye'ye teknoloji aktarıyordu, hem de bu tesislerin yapılabilmesi içinekonomik yardımda bulunuyordu.
Tüm bu yatırımları ve ihanetleri yaşayarak gördük.
Bugün de, Rusya Akkuyu nükleer santralini inşa ediyor.
ABD ve AB bugün mevcut ve Cumhur ittifakınınCumhurbaşkanı adayını " Diktatör " olarak göstermek istiyor.
Dünyamız günümüzde çeşitli güç odaklarına bölünmüşdurumda.
Bu güç odakları, ABD, AB, RUSYA, HINDISTAN veÇİN'dir...
Bu dört güç, kendi aralarında büyük bir mücadeleiçindeler.
Bu mücadelede can alıcı soru "Türkiye ağırlığınıhangi güçten yana koyacaktır?" sorusudur.
ABD ve AB, yıllarca Türkiye'de darbeler ile yönetimegelenleri "Demokrat" olarak gösterdiler, Türk halkını da hafifealdılar.
Tüm bunları yaşayarak gören Türk halkı 14 Mayıs Pazargünü oyunu, bu gerçekler ışığında kullanmalıdır.
Ayrıca;
ABD ve AB yıllardır Kıbrıs'ta karşımızda duruyor.
ABD ve AB, PKK, PYD ve FETÖ'yü Türkiye'ye karşı inatladestekliyor.
ABD ve AB mavi vatanımıza karşı çıkıyor, hatta geriçekilmemizi istiyor.
ABD ve AB Akdeniz'deki NATO'nun 6.FilosununKaradeniz'e çıkması için boğazları açmamızı istiyor.
ABD, bize silah ambargosu uyguluyor.
ABD, parasını ödediğimiz silahları vermiyor.
AB, 40 yıldır bizi AB'ye almıyor, kapıda bekletiyor.
AB, bizi kapısında bekletir iken, aslında biziaşağılıyor.
Tüm bunlara sebep, Türkiye'nin Müslüman bir ülkeolmasıdır.
Bir türlü Türk halkının Müslüman olmasını içlerinesindiremiyorlar.
Ayasofya caminin tepesinde Hilal'in bulunmasını daiçlerine sindiremiyorlar.
Türk halkı, 14 Mayıs günü dünyadaki güç mücadelesinde,Türkiye Cumhuriyeti ile Türk Dünyasının hangi güç odağının yanında olacağı,sorusuna cevap bulacaktır.
Millet ittifakı adayı, AB'den yana bir tavır alacağınıaçıkça söylüyor.
Cumhur ittifakı ise, mücadeleyi kaybedecek adrestenuzak durmak istiyor ve Rusya'ya sıcak bakıyor.
Türkiye Cumhuriyeti "Benim karakterim Hürriyettir"diyen Mustafa Kemal Atatürk tarafından ve Batı emperyalizmi ile savaşarakkurulmuş bağımsız bir Cumhuriyettir.
AB, bizim hep zavallı, fakir ve yeraltızenginliklerimize ulaşamayan bir uydu ve üçüncü dünya ülkesi olarak kalmamızıistiyor.
Bizim, Batının peşine takılan ve kösem gibi davrananbir lidere ihtiyacımız yok.
Bu millete vagon olmak yakışmıyor.
14 Mart seçimleri, lokomotif mi olacağız, yoksa AB'ninveya ABD'nin vagonu mu olacağız, seçimidir.
Bu işin sağı, solu, yoktur.
14 Mayıs seçimi, efendi mi olacağız, yoksa köle miolacağız seçimidir.
Dünya'daki güç savaşında doğru tarafı seçebilecek vehakkımız olan statüyü sağlayacak bir lidere ihtiyacımız var.
Benim karakterim hürriyettir, diyen Atamızı oykullanırken hatırlamak, yurt severliktir.