Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin 12 Aralık 2021 Perşembe günü yapılacak olağan Meclis Toplantısında Yatağan’ın Deştin Mahallesi’nde Tekağaç Mevkisine yapılmak istenen çimento fabrikası bir kere daha gündeme geliyor. Meclis toplantısı öncesi Deştin Çevre Platformu, Bayır Çevre Komitesi ve MUÇEP Menteşe Meclisi tarafından yapılan çağrıda şöyle denildi:
“Muğla'da Çimento Fabrikası istemiyoruz!
Planlar iptal edilsin.
12 Aralık 2021 Perşembe Türkan Saylan Kültür Merkezi Saat 13.30
Verilen sözlerin tutulması umuduyla Büyükşehir Belediye Meclisi'ne katılacağız.
Bütün Yaşam Savunucularını Bekliyoruz.”
+
Perşembe günü yapılacak meclis toplantısının gündeminde “çimento meselesi” bulunmuyor, ama
çevreciler bu konuda söz alıp gündem yaratabilirler. Belediye Başkanı Osman Gürün olsaydı buna izin verir miydi bilmiyorum, ama şu anda Belediye Başkanı Ahmet Aras... Kendisi demokrat bir kişiliğe sahip olmakla birlikte çevreci bir kişiliğe de sahip... Dünya görüşü böyle ve bu yüzden ben de kendisini taktir edenlerdenim.
Peki bu meclis toplantısından “Planların iptal edilmesi” kararı çıkar mı?
Doğrusu ben bu toplantıda bu konuda bir oylama noktasına gelineceğini sanmıyorum.
Çünkü bu konu ile ilgili süren davalar sonuçlanmış değil.
Nitekim bu konuda Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ın 1 Kasım 2024 tarihinde düzenlediği basın kahvaltısında gazetecilerin soruları üzerine yaptığı açıklama açık ve net:
“ÇED İptal, Ruhsat iptal. Şu an imar planının da iptal edilmesi söz konusu. Yeni bir ÇED raporu da yok ortada. Ortada devam eden planının iptali davası var. Eğer tekrar ÇED gelirse odalarla ortak aklı çalıştırıp önümüze koyacağız. Durum bu diyeceğiz. Bir kere bu süreçte çok şeffaf olacağız. Herkesle bu süreci paylaşarak devam edeceğiz. Ama yasal olarak yapmamız gerekenleri de yapacağız. Yasalara uymak zorundayız. Ona şüphe yok. Ama açık ve şeffaf olacak ortak aklı çalıştıracağız. O günün şartları, yasal durumu neyse ona bakacağız. Belki dava sonuçlanacak ÇED almadan. Ama şunun bilinmesini isterim ki, çevreye zarar verecek her projenin karşısındayız. Bunu da biz en baştan beri söylüyoruz.”
Yani özetle imar planlarının değiştirilip değiştirilemeyeceğine karar verilebilmesi için söz konusu davanın sonuçlanması gerekiyor...
+
Bu arada planlara bakalım.
Bir inşaat ruhsatı “uygulama imar planına” göre verilir. Uygulama imar planlarının temelini ise Nazım İmar Planları oluşturmaktadır. Nazım İmar Planı büyükşehir belediyesi tarafından yapılır ve bu plan “1/5000’lik plan” diye anılır.
“1/1000’lik” diye anılan Uygulama İmar Planları 1/1000 ölçeğinde hazırlanırlar. İlçe belediyeleri bu planları yaparak büyükşehir belediyelerinin meclisine onaya gönderirler. Uygulama imar planları arsa üzerinde nelerin yapılacağını belli eder.
Bir de Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planı vardır. Nazım İmar Planları da bu plana göre düzenlenir.
Muğla’nın “Deştin-Bayır-Tekağaç Mevkii”, Bakanlığın 1/100000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda “Sanayi Bölgesi” olarak işaretlenmiş. Ancak “Nasıl bir Sanayi?” sorusuna cevap verilmemiş.
Bu soruya Muğla Büyükşehir Belediyesi Nazım İmar Planı’nda ve Menteşe Belediyesi Uygulama İmar Planı’nda da yanıt verilmemiş.
Oysa Menteşe Belediyesi’nin, daha doğrusu dönemin Muğla Belediyesi’nin Uygulama İmar Planı’nda söz konusu ‘mevki’ için “Burada Çimento Fabrikası’ veya ‘Bacalı sanayi tesisi’ kurulamaz” diye bir plan notu düşülmüş olsaydı, bu gün yaşanmakta olan davalar, tartışmalar, protestolar yaşanmazdı.
Muğla Çimento A.Ş. de milyon dolarlarını toprağa gömmemiş olurdu...
+
Bölge halkı ve çevreciler Muğla Çimento A.Ş.’nin Çimento Entegre Tesisine bakanlıkça verilen “ÇED olumlu kararı” ile Menteşe Belediyesi’nce verilen “Yapı Ruhsatı''nın iptali için Muğla 2. İdare Mahkemesinde dava açmıştı. Muğla 2. İdare Mahkemesi, “ÇED olumlu kararını” iptal etmişti. Kararda, “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararında (ÇED) hukuka uyarlık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline oy birliğiyle karar verildi” ifadeleri yer almıştı. Mahkemenin kararının ardından da Menteşe Belediyesi “Yapı Ruhsatını” iptal etmiş ve inşaat mühürlenmişti.
Çimento fabrikası kurmak isteyen Muğla Çimento A.Ş. ise mahkemenin kararını temyiz etmişti. Danıştay 4. Dairesi de geçen ocak ayında “ÇED Olumlu kararının” iptalini onamıştı. Danıştay kararında “Temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir” denilmişti.
Danıştay kararının ardından Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Menteşe Meclisi, Deştin Çevre Platformu, Bayır Çevre Komitesi ve bölge sakinleri, 4 Mart 2023’te Muğla 2. İdare Mahkemesi’nde fabrika alanının 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni İmar Planından 'Sanayi Alanı' kullanım kararının iptal edilmesi için Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na dava açmıştı.
Aynı şekilde Menteşe ve Büyükşehir Belediyelerine de dava açılmış bulunuyor...
+
Açılan davada henüz bir karar çıkmazken, proje hakkında yeni bir gelişme yaşandı. 6 Kasım’da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı sayfasında yapılan duyuruya göre, Muğla Çimento A.Ş.’nin Entegre Çimento Fabrikası ve Hammadde Ocakları Projesi için süreç yeniden başlatıldı. Buna göre, proje ile ilgili olarak 28 Kasım’da İDK (İnceleme Değerlendirme Komisyon) toplantısı gerçekleştirilecekti.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Muğla‘nın Deştin-Bayır-Tekağaç Mevkii‘nde yapılmak istenen çimento tesisi projesi için iptal edilen ikinci Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) sürecini “eksikleri giderilmek üzere” tekrar değerlendirme kapsamına alınmıştı.
Revize 2. ÇED, Entegre Çimento Fabrikası ve altı Hammadde Ocağını kapsıyor ve 4 bin 456 dönümlük orman alanını ve bu proje içinde kalan tarım alanlarını etkileyip etkilemeyeceğini irdeliyordu.
Muğla Çimento A.Ş.’ye ait ÇED Olumlu Kararını iptal eden Muğla 2. İdare Mahkemesi kararındaki “gerekçeleri” ortadan kaldırmak üzere bir yılı kapsayan “Revize ÇED” çalışması tamamlandı ve bu “Revize ÇED” Muğla Valiliği, Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Menteşe Belediyesi ile ilgili kurumların görüşleri de alınarak 28 Kasım’da Ankara’da Bakanlıkta İDK (İnceleme Değerlendirme Komisyon) toplantısı gerçekleştirildi...
+
Şimdi herkes İDK toplantısının sonucunu merak ediyor.
Revize ÇED dosyasının sahibi Muğla Çimento A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Karakurt’a sordum. “Karar Ocak ayında açıklanacak. Eksiklerimizi gideren bir çalışma yaparak, bu doğrultuda bir rapor sunduk. Biz ÇED olumlu Kararı çıkmasını bekliyoruz.” demekle yetindi.
Doğrusu ben de ÇED Olumlu Kararı çıkmasını bekliyorum.
Bu noktada Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal’ın açıklamasına bakılırsa, ÇED önüne geldiğinde söz konusu “imar planı iptal” davası da hala sonuçlanmamışsa “Yapı Ruhsatını” verir... Vermezse, Muğla Çimento A.Ş. yapı ruhsatını gider Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan alır ve üstelik kasasından Menteşe Belediyesi’ne ödeyeceği “yapı ruhsat harcından” daha az para çıkar...
Bu arada bir önemli nokta daha var; “imar planı iptal” davasının nasıl sonuçlanacağını bilmiyoruz. “İmar planı iptal edilebilir” diye çıkabileceği gibi “iptal edilemez” diye de çıkabilir.
Tabii başka önemli noktalar da var; ÇED Olumlu kararı da çıkmayabilir. Çıkmazsa bu konu kapanır... Çıkarsa dediğim gibi yapı ruhsatı da çıkar, Muğla Çimento A.Ş. inşaatına kaldığı yerden başlar ve mahkeme kararı çıkmadan çimento üretimi başlar... Sonra ne olur? Üretime geçmiş bir tesis kapatılabilir mi bilemem, hukukçu değilim...
Bildiğim bir şey varsa Perşembe günü meclis toplantısında imar planları ile ilgili bir karar alınamaz...
+
Benim anlayamadığım Ankara’da Bakanlıkta İDK (İnceleme Değerlendirme Komisyon) toplantısında bir araya gelebilenler, Muğla’da da neden bir araya gelmezler, Cemal Karakurt, Gonca Köksal ve Ahmet Aras yanlarına “bilir kişilerini” alarak kurulmak istenen bu tesisin “Swot Analizini”, kar ve zararını irdelemezler?
Ben bir gazeteci olarak baştan beri çevrecileri, çimento tesisi karşıtlarını dinliyorum... Hiç çimentocuları dinlemedim... Bir kere “tatmin edici olmayan” basın toplantısı düzenlediler, bir daha da “dertlerini anlatan” bir çaba içinde görmedik. Çevrecilerle, belediye başkanlarıyla “yayın yoluyla kavgayı” tercih ettiler. Karşılıklı tahrikkar davrandılar...
Oysa bir yatırımcı ile şehrin eminleri yarın “yasal uygulamalarda” birbirlerinin yüzüne bakabilmeliler...
Bir yatırımcının “kendine taraf” olmasından daha doğal bir şey olamaz. Bir çevrecinin de derdini en sert dille anlatması ve mücadelesini en sert şekilde vermesi çevreciliğin doğasında vardır...
Ancak belediye başkanları “duygularını, dünya görüşlerini” özgürce dile getirmekle birlikte “duyguları ve dünya görüşleri” ile değil, “yasalar, yönetmelikler ve meclis kararları” çerçevesinde “şehrin ve şehirde yaşayanların çıkarları” doğrultusunda hareket ederler...
Eğer “Swot Analizi” masası kurulabilirse ben o masada Cemal Karakurt’un söyleyeceklerini merak ediyorum. Siz merak etmiyor musunuz?
25 Kasım 2024 tarihli yazımda “Çevreciler mi ‘cukkacı’, çimentocular mı 'iftiracı'?” diye sormuştum. Hala yanıt veren yok. Bakarsınız bu sorumun yanıtını da belki bu masadan alırız...
---------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; Ya sırtımıza alıp taşıyoruz, ya ayağımızın altına alıp çiğniyoruz, öğrenemedik bir türlü yan yana yürümeyi. --Ömer Hayyam