“CHP ‘sarı öküzü mü verdi, sorumluluktan mı kaçtı?!” başlığını taşıyan dünkü yazımda “Hem askerlik meselesini 40’ında kurcalamak kimin aklına gelebilir? Galiba önceki günde Niyazi Atare’nin doğum günüydü...” şeklinde ifadem olmuştu.

CHP Bodrum Belediye Meclisi Üyesi Niyazi Atare’nin İbrahim Çırakoğlu ile birlikte tutuklanmasına neden olan olay ve CHP Muğla örgütlerinin bu olay karşısındaki tutumu tartışma konusu olmaya başladı. Hatta CHP’nin olay karşısındaki tutumu olayın önüne geçmiş bulunuyor.

Bilindiği gibi Niyazi Atare tutuklanmadan kısa bir süre önce Büyükşehir MUTTAŞ Yönetim Kurulu Üyeliği’nden ve Bodrum Belediyesi’ndeki “Koordinatörlük” görevinden istifa ederken, ‘sahte raporla askerlik yapmadığına’ dair de ihbar edilmişti.

O ihbarın sonucu ne oldu şimdilik bilmiyoruz, ama CHP Muğla İl Yönetimi Niyazi Atare’yi neden bunun için disipline sevk etmemiş anlayamadım! Bizimki gazetecilik merakı işte...

Bizim ‘Vatandaş Ahmet’, Ahmet Tan Karaosmanoğlu da meraklıdır. Dünkü yazımın altına yorum yaparken, “Efem, Bodrum da konser biletleri Dolarla mı satılıyor?” diye sormuş. Ben bilmiyorum, bilen Bodrumlular yorumlara yazabilir...

*

Dünkü yazımda geçen “önceki gün” 1 Kasım Cumartesi günüdür. Niyazi Atare’nin Bodrum Asliye Ceza Mahkemesi’nde tutuklandığı gün... Nasıl bir tesadüfse Niyazi Atare’nin dünyaya geldiği ve dünyasının karardığı gün...

İşte o gün CHP Muğla İl Yönetim Kurulu Üyesi Çetin Avcı sosyal medya hesabından ‘bıyık’ çizimli bir görseli “İyi ki doğdun Bay Bıyık” kutlaması ve “Biz bizi biliriz...” notuyla paylaşarak Niyazi Atare’nin doğum gününü kutladı...

CHP Bodrum Gençlik Kolları Başkanlığı yapan, ama Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın tarafından “İl Delegesi” yapılmayan Çetin Avcı’yı il yönetim kurulu üyeliğine kim getirmiş olabilir?

Niyazi Atare’yi Bodrum Belediye Meclisi Üyeliğine ve hem de Büyükşehir Meclis Üyeliğine de gelebilmesini sağlamak üzere sıralamada uygun yere koyarak kim getirmiş olabilir.

Niyazi Atare’yi Bodrum Belediyesi’nde “Koordinatörlük” görevine ve MUTTAŞ’ta Yönetim Kurulu Üyeliğine kim getirmiş olabilir? İl Yönetimi bir gün önce Niyazi Atare’yi disipline sevk ederken, bir gün sonra İl Yönetim Kurulu Üyesinin kutlamasının amacı ne olabilir? Çetin Avcı, Niyazi Atare ve O’nun etrafındakilerin kontenjanı ile yönetime girmiş olabilir mi?

Niyazi Atare ile birlikte tutuklanan CHP İl Yönetim Kurulu Yedek Üyesi Emlakçı İbrahim Çırakoğlu “aynı kontenjanla” listeye girmiş olabilir mi?

İl Yönetim Kurulu Üyesi Çetin Avcı’nın paylaşımına bakarken bu sorular aklıma geldi...

*

Savcılık Makamı gibi hareket eden CHP Muğla İl Başkanlığı ve disipline sevk talimatını verdiği öne sürülen CHP Genel Merkezi’nin bu doğum günü kutlaması paylaşımı dikkate almasında yarar olabilir.

Tabii başka bir dertleri yoksa...

Aklımda o kadar çok soru var ki, sorsam çoğunun yanıtı yok onu da biliyorum.

Mesela Bodrum İlçe Başkanı Tuna Işın’ın otoparkında çalıştığı belirtilen CHP Muğla İl Yönetim Kurulu Üyesi Çetin Avcı’nın nişanlısı Bodrum Belediyesi’nde mi Büyükşehir Belediyesi’nde mi çalışıyor? Her iki belediyedeki görevlerinden istifa eden (veya ettirilen) Niyazi Atare, bu işlerin dışında ne iş yapıyordu?

Herkes soruyor, ben onların elçisi olayım, Bodrum Gençlik Kollarının eski başkanlarından CHP Parti Meclisi Üyesi Alkım Denizaslanı bir belediyede çalışıyor mu? Bodrum Kadın Kolu Başkanı Umut Anıl Özdoğan Büyükşehir Belediyesi’nde “kadın meseleleri” ile ilgileneceği işe başladı mı?

CHP İl Gençlik Kolu Başkanlarından Bekir Perçin kimin kontenjanından Milas Belediyesi Özel Kalem Müdürü oldu?

Evet yerel yönetimlerimizin her yerinden liyakat akıyor... Elbette “Artık siyaset yerel yönetimler üzerinden finansman sağlamak için mi yapılıyor?” sorusu da aklımdan geçmiyor değil...

*

Ben bu sorularla beynimi yakarken Bodrum’un Gazeteci Yazarlarından Ayhan Ongun da dün “Vurun Abalı’ya” başlığı altında “Siyaset kurumunun gençlerle ilgili politikalarını yeniden gözden geçirmesi gerekir. Aksi halde yazıktır, günahtır; doğru yönlendirilseler her biri çok iyi bir yönetici, başarılı birer siyaset insanı olabilecek gençleri kurban ediyoruz.” derken, “Niyazi Atare’yle birlikte tutuklanan diğer kişi de emlakçı ve CHP Muğla İl Yönetim Kurulu Yedek Üyesi. Bu kişilere güvenmeseniz, bu görevlere getirmezdiniz. O zaman niye bu telaş?” sorusunu sorarak Niyazi Atare ile ilgili şu ifadelerde bulunmuş:

Üç dönem Belediye Meclis üyesi yapacaksınız. Yetmedi, en genç meclis üyesi sıfatıyla başkana vekalet edecek. Hatta Belediye Başkan Yardımcısı olarak atayacaksınız. O da yetmedi, son dönemde Muğla Büyükşehir Belediyesi iştiraki bir şirkete yönetim kurulu üyesi yapacaksınız. Tutuklanmadan üç gün öncesine kadar Bodrum Belediyesinde koordinatör olarak görevlendireceksiniz. Bodrum Belediye Meclisi içinde de CHP’nin parti sözcüsü olarak siyasi sorumluluk vereceksiniz. Sonra; ayağı kaydı düştü. Bir tekme de sen at!.. Bu uygulama yalnızca gençler için yapılmıyor. CHP, bir taraftan iktidarı liyakatsiz kadrolarla ülkeyi yönettiği için suçluyor ama kendisi de hiçbir liyakati olmayan, mesleksiz ya da mesleğinde görünür tek bir başarısı olmayan kişilerle yol yürümeye devam ediyor. Öyle olmasa hiçbir özel yeteneği olmamasına karşın, parti zor durumda kaldığında kayyım olmayı kabul edebilen birileri dört dönem vekillik yapabilir miydi?

*

Bizim Vatandaş Ahmet de her zaman olduğu gibi “Şeytanın gör dediğini” görmüş.

Efem, Bodrum da konser biletleri Dolarla mı satılıyor?” sorusunu soran Vatandaş Ahmet dünkü yazıma  yaptığı yorumda “Böyle bir ticaret de suç” diyerek sorusunu şöyle sürdürmüş:

Bir de merak ediyorum. Masumiyet karinesi varken bu iki kişi disipline sevk ediliyor. Başkan Ahmet Aras için de bakanlıktan soruşturma izni istenmiş. Soruşturma izni verilirse onu da disipline verecekler mi?

Vatandaş Ahmet yine de insaflı davranmış.

Aslında Bodrum Cumhuriyet Savcılığı’nın Ahmet Aras’ın Bodrum Belediye Başkanlığı’ndaki bir uygulaması nedeniyle soruşturma başlatılabilmesi için İçişleri Bakanlığı’ndan izin istemiş olması bile CHP Muğla İl Yönetim Kurulu’na göre bir “disipline sevk gerekçesi” olması gerekir!

Çünkü Niyazi Atare disipline sevk edildiğinde daha tutuklanmamıştı bile... Gözaltına alındıktan sonra sevk edildiği savcılıkta “Kovuşturmaya gerek yoktur” diye serbest de bırakılabilirdi. Ki Bodrum Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek ilk duruşmada tutuksuz yargılanmak üzere salıverilebilir de...

Vatandaş Ahmet kitabın orta yerinden yorumlamış, “Başkan Ahmet Aras için de bakanlıktan soruşturma izni istenmiş. Soruşturma izni verilirse onu da disipline verecekler mi?” diye sormuş...

*

CHP Muğla İl Başkanı Nail Kızıl, İl Başkan Yardımcısı Egemen Balaban tarafından basına ve kamuoyuna iletilmek üzere (!) Vatandaş Ahmet’e nasıl bir yanıt verebilir çok merak ediyorum.

Muğlalılar da merak ediyor olmalılar.

Ben asıl onca davada tutuklu yargılanırken Ekrem İmamoğlu’nu İstanbul CHP İl Başkanlığı Disiplin Kurulu’na sevk etmemişken, CHP Muğla İl Başkanlığı acaba Niyazi Atare ile ilgili neden aceleci davrandı?

Veya böyle bir durumda Niyazi Atare “ihraç talebiyle” disipline sevk edilirken İmamoğlu neden sevk edilmedi? Basında ve kamuoyunda onca tepkiye ve Gazeteci-Yazar Ayhan Ongun’un “Niye bu telaş?” sorusuna neden neden oldu?

*

Bodrum’dan Ahmet Değirmeci de dünkü yazımın altındaki “Herkes hata yapma özgürlüğüne sahiptir.” başlıklı yorumunda “Niyazi Atare suç işlemiş olabilir, Adalet önüne çıkar yargılanır gider cezasını da çeker. Bu çocuk neden bu duruma düştü? Bu çocuğu kim ve kimler kullandı? Bu çocuk yıllardan beri neden hep para ilişkileri ile anıldı, sınandı kullanıldı? Kimlere Yardım yaptı?” sorularını sorarken, Atare’nin tutuklandığı gece Cumhuriyet Balosu’nda olanlara şöyle seslenmiş:

Niyazi Atare hanginize iyilik yapmadı ki.. Neden görünmek istemediniz ki.. Kendinizle yüzleşmekten mi korktunuz? O suç işlediyse, kabahatte sizin arkadaşlar hiç kusura bakmayın.

Milas’tan CHP Parti Eğitmeni Raşit Cengiz’in “Bu olay tam bir turnusol. Çürümüşlüğü değil, ne kadar çürünüldüğünü gösteriyor.” dediği yorumunda şu ifadelerini dikkat çekici buldum:

Eğer tutanağa geçen paraların tamamı seri numarası alınmış paralar ise iki seçenek var. Birisi, rüşvet alınmıştır ve tutuklanan kişi ve kişiler çürümüş, ona gösterilen ilk tepkiler övülesidir. İkincisi, paraların hepsi rüşvet verdiğini iddia eden şirket tarafından satın alınmış çok sayıdaki etkinlik davetiye parasıdır ki, (olmayan birey değil) bu durumda tutuklanan kişi Kahraman, şirket ve alelacele disiplin soruşturması açan parti çürümüştür.

Eğer seri numarası alınan paralardan bir tanesi bile satın alınan davetiyenin parası ise, sistem çürümüştür ki, bu toplumun toptan çürümüşlüğünün sonucudur. Kısacası kralın çıplak olması gibi herkes suçludur. Siyasi parti kendisi için davetiye satan ve karşılığında muhasebe kayıtlarına işlenemeyen paraları toplayan üyelerine ‘yakalanırsan seni tanımam’ peşin tavrı ile yol yürümektedir ki, bu durum sürdürülebilir değildir.

Lütfen Raşit Cengiz Hocanın dünkü yazımın altındaki yorumunun tamamını okuyun...

---------------                 ---------------

GÜNÜN SÖZÜ; Zenginliği üretmeden tüketemeyeceğimiz gibi mutluluğu da üretmeden tüketmeye hakkımız yoktur. --George Bernard Shaw