Dünyakurulduğundan beri insanoğlu, devamlı kavga ederek yaşıyor.

İnsanlarbir türlü birbirlerini sevemediler.

İnsanoğlukavga etmek için, öteki insanı hep yarata gelmiştir.

Ötekiolmadan kavga olmaz, olamaz..

1789Fransız devrimi "Özgürlük, Eşitlik ve Kardeşlik" sloganı ileyapılmıştı.

Fransızdevriminin öne sürdüğü bu sloganlar ilk bakışta kulağa hoş geliyordu.

Busloganlar, Jön Türkler vasıtası ile İstanbul'a ulaşınca, beğenmediğimiz Osmanlıyönetimi bu sloganları, noksan buldu.

Birşeyler eksik idi.

Avrupainsanının atladığı ne idi?

Osmanlıyönetimi bu üç slogana "Adalet" kavramını ilave ederek,"Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik ve Adalet" olarak yürürlüğe sokmak istedi.

İlaveedilen "Adalet" ilkesi Avrupa için ötekini yaratmıştı.

Avrupaiçin özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik ilkeleri yalnızca Hıristiyan ve beyazAvrupalılar için geçerli idi.

Afrikalılar,Asyalılar ve yeni buldukları kıtalarda yaşayan insanlar için bu ilkeler geçerlideğildi.

1789yılından sonra beyaz Avrupalıların, diğer insanlara, nasıl davrandığınıdikkatlice bakınca, Avrupa'nın gerçek yüzünü görebiliyoruz.

Avrupakökenli devletler, kapitalizm yöntemi ile büyük şirketlerin oluşmasına nedenoldular.

Günümüzegelirsek..

Yenibir yıla girdik.

Günümüzdekikavga, küreselciler ile ulusalcılar arasında yaşanıyor.

Küreselliğisavunanların liderliğini, dev şirketler yapıyor.

Ekonomi,enerji, ilaç sanayi, savunma sanayi, bilişim ve medya gibi kurumlar bu devşirketlerin elinde bulunuyor.

Parabu dev şirketlerin elinde toplandı ve bu şirketler zaman içinde devletlerdendaha zengin bir hale geldiler.

Günümüzdebirçok devlet bu dev şirketlere borçlu durumda.

Hattabu devletlerin arasında ABD de bulunuyor.

Holywood başta olmak üzere sinema, medya, sosyal medya da, bu dev şirketlerin elinde veyönetiminde.

Devşirketler ellerindeki bu imkânlar ile kamu oyu da oluşturabiliyorlar.

Hatta,insan düşüncesine yön verebiliyorlar.

Devşirketler, Holywood , Nobel, Oskar ve gizli kulüpler ile istedikleripolitikacıları, insanları öne çıkarıyorlar.

Dünyayı yönetmek isteyen bu dev şirketler, ellerindeki ekonomi, medya ve sosyal medyaile, istedikleri ülkelerin başına istedikleri politikacıların geçmesini desağlayabiliyorlar.

Yaşananlarin kısaca tarifi böyledir.

Doğalolarak, büyük kavganın ülkemize yansımaması da mümkün değildir.

Türkiye'de2023 yılındaki Cumhurbaşkanlığı ve milletvekilliği seçimlerinde de, küreselcive ulusalcı partiler ve politikacılar mücadele edeceklerdir.

Devşirketler, Türkiye'de de istedikleri politikacıların yönetime gelmesiniistiyorlar.

Bizedüşen de, hangi partinin, hangi adayın ulusalcı veya küreselci olduğuna dikkatederek oy kullanmaktır.

Devşirketlerin Dünyamızı yönetmesini isteyenler, küreselci politikacılara oyverebilirler.

Ancak,küreselcilerin, dünya nüfusunun 8 milyardan 500 milyona indirme gibi iddialıbir projelerinin sahibi olduğunu da gözden ırak tutmamak gerekiyor.

500milyon yaşamaya hak eden insanların da hizmetlerini yapay zekalı robotlaryapacaklardır.

Yapayzekalı robotlar için büyük masraflar edildi, büyük emekler harcandı.

Yani,yapay zekalı robotlar ile büyük iletişim kurumları boşu boşuna yapılmadılar.

Teknolojiyibu noktaya taşıyan Küreselcileri hiç hafife almamalıyız.

Bakalım,2023 yılında neler olacak ?

Bunu,hep birlikte yaşayıp göreceğiz.