Dünkü yazım büyük ilgi gördü. İlginç sorular aldım;
- “Borçlu belediyeler yolsuzluk yapılan belediyeler midir?”
- “Borçsuz belediyeler yolsuzluk yapılmayan, çalışkan belediyeler midir?”
- “Borçlu belediyeler iş yapan belediyeler midir?”
Daha pek çok benzer sorular geldi. Hepsine de cevabım “Hayır” oldu...
Geçmişte Muğla Belediyesi’nde basın danışmanlığım olduğu için şunu söyleyebilirim:
- Bir belediye hesaplı bir belediye olabilir; Çalışanları ile yapabileceği işlerde hizmet satın almaz; akraba hatır gönül ilişkileri ile işe alım yapmadığı gibi, işe alımlarda partizanlık yapmadan işe adam alır, adama iş yaratmaz; kişilere değil, belediyeye rant yaratır; kişilere özel hizmet üretmez, toplumsal kamusal hizmet üretir; borçlanmaktan çekinmez, ödeyebileceği kadar borçlanır; gösterişten kaçınır; kaynak yaratır; vatandaşın pahalı olmayan sağlıklı ürün tüketmesini sağlar; üreteni de tüketeni de korur; en azından sigortaya maliyeye borcu olabileceği gibi kasasında para da olmayabilir...
Örnek; Erman Şahin...
xx xx xx
“Erman Şahin Belediyeciliği” diye bir şey var.
Kim mi söylemiş?
Bir “Yaşayan efsane” diyebileceğimiz Erman Şahin’in belediyeciliğini bilenler bilir... “Erman Şahin Belediyeciliği” tanımlamasını ya da adlandırmasını şimdi ben yapmış oluyorum. Muğla’da, Ege Bölgesi’nde de de olabilir, belediye olarak ilk “ekmek fabrikasını” açan Erman Şahin, fabrikada oluşan bir zarar üzerine kendisini savcılığa şikayet etmişti... Tabii zarara yol açan neden bulunmuş ve Erman Şahin kendi şikayeti sonucu aklanmıştı...
Bu arada Erman Şahin’de dönemin Adalet Partisi’nden Muğla Belediyesi’ni borçlu devralmıştı.
Bizim Muğlalıların “Eski Muğla”ya dair en çok paylaştığındaki Şehir Kulübü fotoğraflarını paylaşırlar. O fotoğraflardan en güzeli Şehir Kulübü binasını Ziraat Bankası’na satan Erman Şahin’dir. Üzüntüsünü “Belediyeyi devraldığımızda kazma kürek satın alacak para yoktu. O yıllarda çevre koruma diye de bir şey yoktu, çaresizlikten sattık.” diye anlatırdı...
Sonra da “Eski Muğla” ile Karabağlar Yaylası’nı korumak için elinden geleni yaptı. O kazma kürek sapını alamayacak belediyeye yaylada Keyfoturağı Kahvesi ile Narlı Kahve’yi, Konakaltı Hanı’nı ve kira geliri getiren dükkanları kazandırdı. Belediye Başkanlığını partidaşı rahmetli Orhan Çakır’a devrederken Konakaltı Kültür Merkezi ve iki yayla kahvesi ile birlikte Mustafa Muğlalı İşhanı’nı, sözüm ona restore edilen tarihi Yağ Hali’ni, Zahire Pazarı’nı, tarihi hanlardan esinlenerek Akyol’da Muğla mimarisiyle içinde fırını ile inşa edilen, ama şimdi yerinde yeller esen “Orta Avlulu Çarşı”yı, Zihni Derin İş Merkezi yerindeki kasap, balıkçı, manav ve zeytin-peynirci esnafından oluşan “Belediye Halini”, Arasta’da ve Perşembe Pazarı’nda onlarca dükkanı, yanıp yerine otopark dikilen Belediye Sinemasını devretti.
Muğla Belediyesi o yıllarda “Kira gelirleriyle Ankara’ya muhtaçlığı olmayan belediye” olarak anılırdı...
xx xx xx
Erman Şahin tarihi arasta girişinde “Kocahan Geçidi” denilen yerde sokak başında Belediye Fırını ile eski Küçük Sanayi Bölgesi yokuşunda (Perşembe Pazarı sonu) Ekmek Fabrikası da bıraktı.
İlginçtir ikisini de kapatmak ve Zihni Derin İş Merkezi’nin yarısı (Maliyeye) ile Mustafa Muğlalı İşhanı’nın yarısını (SSK’ya) satmak Osman Gürün’e nasip oldu...
Çok gariptir, 31 Mart Yerel Seçimi’ne az bir zaman kala Menteşe Belediyesi tarafından Perşembe Pazarı girişinde belediyenin çalışanları tarafından yapılabileceği halde hizmet satın alınarak yeniden düzenlenen ve zemin “tesviyesiz” yapıldığı için orada bulunan ayakkabı boyacısının yakınındaki dalgalanmada her gün “düşeni bol” ve hala “havuzu var, içinde suyu yok”, “Güvecin yuvası var, güvercini yok”, vatandaşların “Lokmacı Parkı” demeye başladığı parkçık’a “Orhan Çakır Parkı” adı vermeyi oldukça geç akıl edenler için “Allah razı olsun” demek gerekir mi (!) bilmiyorum... “Yaşıyor diye mi” onu da bilmiyorum, ama bildiğim hala Erman Şahin’in adının adam gibi bir yere verilmemiş olmasıdır...
Ondan öğrenecekleri o kadar çok şey var ki... Ama bunlar ne feyiz almayı ne de öğrenmeyi sevmezler!
Kaç kişi biliyor, bilen kaldı mı bilmiyorum, sonradan adı “TANSAŞ” olan Tanzim Satış Mağazalarının (TANSA) ilkini Muğla’da, Perşembe Pazarı’nın girişinde, şimdi Orhan Çakır adının verildiği yerde İzmir Belediye Başkanı İhsan Alyanak ile birlikte Erman Şahin açmıştı...
xx xx xx
Ben o zaman lise öğrencisiydim. Muğlalılar, TANSA’ya TARİŞ ve benzeri birliklerden gelen sıvı yağ ve margarin yanında pirinç, şeker, bakliyat ile belediyenin kendi mandırasında ürettiği peyniri, kendi besi damında beslediği dananın etini piyasadan çok ucuza satın alabiliyordu.
Enflasyon o zamanda vardı, ama vatandaşın evine belediye sayesinde ucuz et girmeye başlamıştı...
Kısaca ekmek fabrikasından söz edeyim... Yine 70’li yıllar... Fırıncılar belediyeden istedikleri zammı (O yıllar fiyatı belediye belirliyordu) alamayınca “greve” gitmişlerdi. Erman Şahin’de en yakın Çine’den fırınlardan traktör römorkuna ekmek doldurup getirip mahallelerde satıyordu... Fırıncılar pes etmişti, ama yine yapabilirlerdi. Erman Şahin işte o Ekmek Fabrikasını da o zaman kurmuştu.
31 Mart Yerel Seçimlerinde sanırım bu konuda “Menteşe Ekmek, Menteşe Et” diye tek söz veren AK Parti adayı Şadi Ballı olmuştu. Bence bunu “Halk Ekmek”, “Halk Et” olarak Büyükşehir Belediyesi yapabilir, kuracağı Ekmek Fabrikası ile ihtiyaç duyulan ilçelerde “Halk Ekmek” satışı yapabilir.
Ben Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın yerinde olsam gider Erman Şahin’in elini öperdim.
Hatta hafta sonunda yapılan “İktidar Yolunda CHP Belediyeciliği Çalıştayı” öncesinde Özgür Özel’i Muğla’ya davet eder Erman Şahin’e götürürdüm. Özgür Özel “Sosyal Belediyecilik”, “Halkçı Belediyecilik” konularında çok yararlanırdı.
Böyle bir ziyaret veya buluşma için çok geç kalınmış sayılmaz.
Geçmişte TARİŞ ve benzeri birlikler ile CHP’li Belediyelerin TANSA’larının yaptığını bugün İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir, Aydın ve Muğla Büyükşehir Belediyeleri başta CHP’li belediyeler yapabilir...
xx xx xx
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in belediye başkanlarına “rol model” olarak gördüğü veya göstermek istediği Osman Gürün seçime bir iki gün kala Büyükşehir Başkanlığı’nda “10 yılının hesabını” verdi.
Başkan Gürün, hesabını verirken “10 yılda 7 Milyar 152 Milyon TL yatırım yaptık ve bir kamu kuruluşu olarak en fazla yatırım yapan kurum olduk. Şuanda hala 2 Milyar 289 Milyon TL’lik yatırım devam ediyor ve bunun finansmanı hazır. Hiçbir ihaleye parası hazır olmadan çıkmadık. Paramızı hazırlayıp ihale yaptık” dedi.
Tabii bu her belediye başkanının yapması gereken bir şey... “Yapması gerekeni yapmayanlar” eleştirilir de “yapması gerekeni yapanlar” alkışlanır mı?
Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezinde gerçekleştirilen toplantıda yaptığı sunumda “Biz her dönemimizin sonunda hesap verme toplantıları yaptık. Bir yöneticinin mutlak hesap vermesi gerektiğini düşündüğümüz için bunu gerçekleştirdik.” diyen Osman Gürün’ün “Kasada para var dedik. Neden harcamadın yatırım yapmadın dendi. Ancak o paralar hazırlanan projeler için ayrıldı.” ifadesi çok şaşırtıcı ve dikkat çekici olmuş...
Peki bu bir meziyet midir?
xx xx xx
Kimseye nasip olmayacak şekilde 25 yıl başkanlık yapınca insan unutuyor tabii... Başkanlık serüveninin ilk yılında (Muğla Belediye Başkanı) Osman Gürün ile basın danışmanı olarak beraberdik. Üç ayda bir hesap verirdik... Bu Türkiye’de bir ilkti... Ben belediyeden ayrıldıktan sonra da bu uygulama devem etti ve bir süre sonra başka örnek uygulamalarla “Beyaz Masa” ve “Dilek Kutuları” ile birlikte unutuldu...
Her dönemin sonunda “hesap vermeye” gelince, o toplantılar da giderek ben ve benim gibi soran, sorgulayan gazetecilerin davet edilmediği basın toplantıları haline geldi...
“10 yılda 7 Milyar 152 Milyon TL yatırım yapılmış” olmasına gelince, bir bakmak lazım... Mesela Menteşe’de Kent Meydanı inşaatında batan şirket, kaçan şirket oldu mu? Kaç dava açıldı, nasıl sonuçlandı? Kent Meydanı’ndan Menteşeliler memnun mu? Onların istediği bu kimliksiz, kişiliksiz, kullanışsız beton yığını mıydı?
Ya Uğur Mumcu Bulvarı’nda yapılan ve hala neden yapıldığı, nasıl kullanılacağı da belli olmayan yapıya ne demeli?!
Ben bu “hesap verme” toplantısına da davet edilmedim...! Sorgulanmayan her şey kulağa hoş gelir...
xx xx xx
O soruyu bende sormak isterim; Kasada para varsa neden harcamadın? Kasada para olması marifet mi?
Osman Gürün, Muğla Belediye Başkanı olduğunda ilk işi Orhan Çakır’dan kalma vergi-sigorta borçlarını ödemek olmuştu. O borçları kapatmak aylar sürmüş ve pek çok taşınmazı da satmıştı...
Osman Gürün o satışları yaparken, Orhan Çakır dost sohbetlerinde “İş yapan belediye başkanı vergi-sigorta borcu ödemez. Çünkü ülkemizde kamu borçlarının sık sık affedildiği bilinir” diyordu.
Osman Gürün vergi-sigorta borçlarını tasfiye ettikten sonra gelen af bugün yarın yine gelebilir...
Tekrar başa dönersek, borçsuz belediye olmak elbette övgüye değer, ama bu hiçbir iş yapmadan oturmak da olmadığı gibi, çok borçlu olmakta “yolsuzluk yapmış olmak” anlamına gelmemelidir.
Savurganlığa, lükse, gösterişe, hizmet satın almaya ve 22 b ihaleye, rantiyeye uzak, liyakatten ödün vermeyen, hem üreticiyi hem tüketiciyi koruyan, olmazsa olmaz belediye hizmetlerinin yanında yatırım yapan ve kaynak yaratan, kültürel sosyal aktiviteleri olan belediyeleri, gerektiğinde “karşılığı olan borçlanmalarda bulunsa” da alkışlayalım...
-------------------
GÜNÜN SÖZÜ; Suçlar insanların yüzünde görünseydi aynalar satılmazdı.--Peter Ustinov