GÜNDEM HER ZAMANKİ GİBİ…

Gündemde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Milas Mitingi ve CHP Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey’in Meşelik Mahallesinde zeytin ağaçlarını kesip kesmediği tartışması var.

Görmezden geldiğim yok. Bu konuya başka bir pencereden bakarız.

Hafta sonunda bir de il merkezinde Muğla Karadenizliler Derneği’nin 8’inci Hamsi Festivali ve Datça’da “Badem Çiçeği Festivali” vardı. Her ikisi de şaşırtıcıydı. Afişinde Muğla Büyükşehir Belediyesi ile Menteşe Belediyesi’nin amblemleri olmakla birlikte Gonca Köksal Aras Başkan ile Ahmet Aras Başkan’ın görünmemeleri dikkati çekerken, asıl dikkat çekenin ise Op. Dr. Osman Gürün ve Bahattin Gümüş Başkanların adeta festivalin onur konukları gibi ağırlanmış olmasıydı… Datça’da Badem Çiçeği Festivali’ni CHP Muğla Milletvekillerinin üçü de onurlandırırken, “bandosuyla” festivali renklendiren Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca dışındaki başkanların ve Büyükşehir Başkanının rağbet göstermemesi gözlerden kaçmazken, Datça’da kortejde 27. Dönem Muğla Milletvekili Süleyman Girgin’i görenler “Acaba CHP İl Başkanlığına Süleyman Girgin seçilse daha mı iyi olacakmış” diyordu… Sonra konuşuruz…

Malum neredeyse bir haftadır da faturası “İklim Değişikliğine” kesilen taşkınlar ve sel baskınları gündemde. Akmayan dereler bile akıp taşarken, Muğlalılar kangrenleşen “içme suyu” sorununun “siyasi” mi “yönetim kifayetsizliği” mi tartışması üzerinden koparılan kıyametin ve kısır tartışmanın sona erip ermediğini merak ediyor…

İnşallah bu su bolluğunda Bodrumlular bu yazı da susuz geçirmezler…

*

VALİLİKTEN AÇIKLAMA

Muğla’da il genelinde 10.02.2026 Salı günü başlayıp 13.02.2026 Cuma günü saat 21.00’e kadar gerçekleşen aşırı yağışlar sonucu yaşananlarla ilgili Muğla Valiliği’nden bilgilendirme yapıldı.

Açıklamaya göre, 10-13 Şubat tarihleri arasında metrekareye sırasıyla Köyceğiz’de 158, Dalaman’da 140, Marmaris’te 134, Menteşe’de 127, Ula’da 123, Seydikemer’de 112 ve Bodrum’da 109 kg yağış düşmüştür.

Köyceğiz Gölü’nün taşması sonucu ilçenin sokaklarında kano ile gezenler dikkati çekerken, en az yağışın yaşandığı Bodrum’da denizin yer yer taşması sonucu karada balık avlayanlar veya toplayanlar görülmesi mizah konusu olurken, Seydikemer’de seraların sular altında kalması üzüntü verici oldu… Dalaman Çayı ile Yuvarlakçayın ve öteki derelerin taşması sonucu bu bölgedeki seracılar da büyük zarara uğradı. Hepsine geçmiş olsun diyoruz.

Yetkililere ne demeli bilemiyorum. Bu bölgelerdeki çiftçilere, seracılara “Tarım Sigortası diye bir güvencenin olduğunu” neden öğretemiyoruz veya zorlamıyoruz anlamıyorum…

*

Muğla Valiliği’nin bilgilendirmesinde şu ifadelere yer verildi:

Yağışların başladığı ilk andan itibaren, 759 personel, 499 araç, 126 iş makinası, 100 motopomp ve 36 dalgıç pompa ile meydana gelen olumsuzluklara anında müdahale edilmiştir. İlk tespitlere göre yaklaşık 5773 dekar tarım arazisinin ve 550 dekar seranın hasar görmüş olabileceği değerlendirilmektedir.

Aşırı yağış ile kuvvetli rüzgâr ve hortum neticesinde 44’ü ev ve işyeri, 3’ü alabalık çiftliği olmak üzere toplam 47 ev ve iş yeri su baskını ve selden etkilenmiş, 2 araç da hasar görmüştür. 20 ev ise tedbir amaçlı tahliye edilmiştir. Ayrıca, 3 ahırın hasar gördüğü ilimizde, 8 küçükbaş hayvan, 100 arı kovanı, 50 kanatlı hayvan, 35 ton çiftlik balığının telef olduğu belirlenmiştir.

İlimizde aşırı yağışlar nedeniyle 14 ayrı noktada köprü ve yollarda hasar meydana gelmiş, iki bölgede de toprak kayması oluşmuştur.

Muğla Büyükşehir Belediyesi’nden de İtfaiyenin Milas’ta “koyun kurtarma operasyonu” ve Seydikemer’de bir balık çiftliğinde mahsur kalanlar için yapılan “kurtarma operasyonu” ile Köyceğiz’de tarım alanlarında yaşanan zarar ile ilgili inceleme ve tespitlere dair bilgilendirme yapıldı. Bilgilendirmede “Üreticimizin Emeği, Bu Kentin Geleceğidir” diyen Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın şu ifadelerine yer verildi:

Muğla bir tarım kenti. Üreticimizin emeği, bu kentin geleceğidir. Sel felaketinden etkilenen tüm üreticilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Teknik ekiplerimiz sahada gerekli incelemeleri yaptı ve üretimin yeniden sağlıklı şekilde devam edebilmesi için destek sürecini başlattı. Zor zamanlarda dayanışmayı büyütmeye, tarımı ve üreticimizi desteklemeye devam edeceğiz.

*

BARIŞ SAYLAK’IN YARATTIĞI GÜNDEM

Aslında Muğla gündeminde bir haftadır Veteriner Hekim Barış Saylak’ın “Hayırdır inşallah” veya “Düğün değil bayram değil, eniştem beni niye öptü?” dedirten ziyaretleri ve su sorunu üzerine açıklaması da bulunmakta.

Geçtiğimiz Aralık ayında Ankara’da Tarım Orman Bakanlığındaki ziyaretlerinin ardından Ocak ayında MHP İl Başkanı Burak Demirel’i, Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ı ve İl Emniyet Müdürü Süleyman Karadeniz’i ziyaret eden Barış Saylak son gülerde de Milas’ta AK Parti, MHP ve CHP İlçe Başkanlarını ziyaret etti.

Saylak’ın CHP’ye döneceğini sananlar mı yoksa CHP İlçe Başkanı Ahmet Kılbey’i itibarsızlaştırmak isteyenler mi oldu bilmiyorum, CHP ziyaretinden sonra kıyamet koptu! Arada 5 Şubat’ta açıkladığı su raporu ise kaynadı gitti… Gerçi o açıklamaya tepki gösterenlerde oldu…

Bence Barış Saylak CHP’ye dönmez. Muğla siyasi yaşamında unutulurken “Ben buradayım” dedi ve adını güncelleyerek başardı da…

*

BARIŞ SAYLAK’IN ÇAĞRISI

Kimse Barış Saylak’ın “Muğla’nın Su Gerçeği, Çözüm Masası ve Ortak Akıl Çağrısı” başlıklı bilgilendirme ve çağrısını görmezden gelmesin. Ben genellikle “Kimin söylediğine değil ne söylendiğine bakanlardan” olmuşumdur. Keşke Barış Saylak bu çağrıyı Tarım Orman İl Müdürlüğü yaparken ve DSİ’yi mahkemeye vererek görevini yaptığını sanan ve Bodrum’un su sorununun çözümünü patlakları yamamakta bulan Osman Gürün’ün Başkanlığı’nda yapmış olsaydı.

Suyumuz çalınıyor, gibi söylemlerle yürütülen tartışmaların meselenin teknik çözümünden uzaklaşılmasına ve Muğla'nın gerçek ihtiyacı olan ‘proje odaklı’ yaklaşımı gölgelemesine neden olduğunu” savunan Barış Saylak “Bu Bir ‘Siyasi Tercih’ Değil, ‘Kurumsal Takip’ Meselesidir” diyerek şunları söylüyor:

Aydın’a su tahsisi konusunu, siyasi manevralara bağlamak gerçeği ıskalamaktır. Gerçek şudur: Aydın, kurumlar arası iş birliğini ve takibi iyi yönetmiştir. 4 Haziran 2025’te Cumhurbaşkanlığı kararı ile Batı Akdeniz Havzası Su Tahsis Planı yürürlüğe girdiğinde, komşumuz Aydın; iktidarı, muhalefeti ve bürokrasisiyle masadaydı. Bizim eksiğimiz; Ankara'da bu masayı kuracak ‘Muğla Birlikteliğini’ sağlayamamış olmamızdır. Su siyaset üstüdür; Aydın bunu başardı, biz de başarabiliriz.

Birileri bu sözleri gazete köşelerinde tartışacağına, Başkan Aras bir yanıt verse yararlı olabilirdi…

*

BARAJ OLMUYORSA, ALTERNATİF NEREDE? VE 19 YILDIR BEKLEYEN ÇEVRECİ ÇÖZÜM: EKİNAMBARI…

Akköprü suyu kaçırılıyor” iddiasının teknik olarak doğru olmadığını belirterek, “Transfer edilen suyun, Akköprü Barajının rezervinden değil, barajın yaklaşık 50 km akış yukarısında yer alan Yukarı Dalaman Havzası’ndan ve kış döneminde barajda depolanamayıp denize akan suların Büyük Menderes Havzası’na yönlendirilmesi suretiyle yapılması planlanmaktadır. Devletimiz, suyun bir damlasını bile ziyan etmeme, ekonomiye ve doğaya kazandırma bilinciyle hareket etmektedir.” ifadesinde bulunan Barış Saylak şöyle devam ediyor:

Bodrum Barajı projesiyle ilgili yaşanan hukuki süreçler ve sivil toplum kuruluşlarımızın (STK) çevresel hassasiyetleri elbette saygındır ve dikkate alınmalıdır. Ancak yerel yöneticilik; ‘Baraj olmadı, elimiz kolumuz bağlandı’ deyip kenara çekilmek değildir. Eğer bir projede çevresel çekinceler nedeniyle uzlaşı sağlanamadıysa, yerel yönetimin görevi hızla çevresel etkisi en az olan diğer alternatifleri devreye sokmaktır. İşte tam bu noktada sormamız gereken soru şudur: Baraj projesi hukuki sürece takıldıysa, neden çevresel etkisi olmayan diğer formüller (Denizden Arıtma, Ekinambarı) için yıllarca beklendi? Hatırlayın yerel basınımız ve sivil toplumumuz 19 yıl önce, Ekinambarı sularının arıtılarak kullanılması gerektiğini gündeme getirmiştir. DSİ Ekinambarı kaynaklarını tahsis ederek bu çözümün önünü açmıştır. Çözüm 20 yıldır burnumuzun dibindeyken, su sorununu çözmek yerine ertelemek, yönetimsel bir tercihtir.

*

ÇÖZÜM: ÇATIŞMA DEĞİL, "MUĞLA MASASI"

Barış Saylak, Devletin Muğla’yı susuz bırakmasının söz konusu olamayacağını belirterek DSİ’nin önerilerinin “Yuvarlakçay Formülü… Ekinambarı ve Denizden Arıtma (Desalinasyon)” olduğuna dikkat çekerek noktayı şöyle koyuyor: “DSİ resmi yazısında ‘Gerekli çalışmaların MUSKİ tarafından yapılması halinde’ desteğe hazır olduğunu belirtmiştir. Yani devlet, ‘Gelin, projeyi yapın, suyu verelim’ demektedir. Artık suçlama değil, iş yapma vaktidir. Muğla'nın suya değil, suyu yönetecek ortak akla, çevreye duyarlı projelere ve Ankara ile doğru diyalog kuracak bir vizyona ihtiyacı vardır. Mazeret üretmek yerine, çevresel hassasiyetleri de gözeten, sürdürülebilir su projelerini hayata geçirmek için tüm kurumlarımızla iş birliğine hazırız.”…

*

NE BEKLENİYOR?!!!

Ben Barış Saylak’a katılıyorum.

Ki Muğla’nın suyunun Aydın’a verildiği filan yok. Üstelik DSİ yıllar önce Akköprü Barajı’ndan su alın demiş, alınmamış!...

DSİ şimdi yine “Akköprü Barajı’ndan boşa çıkan suyu MUSKİ alabilir, ayrıca MUSKİ tarafından Yuvarlakçay Kaynağından Milas ve Bodrum yörelerine içme suyu temini için gerekli çalışmaların yapılması halinde ilave içme suyu verilebilecektir” diyor. Ekinambarı kaynağı da tahsis edildiği gibi, daha önce de Bodrum Barajı yapılıncaya kadar Kayaderesi Çayı’ndaki suyun tahsisi de yapılmış bulunuyor. Bunların yanında sorunun çözümü için MUSKİ’nin hazırladığı iki projenin 2026 Yılı Kamu Yatırımları Programına alınmasına onay veren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu projelerin kaynağı 6 milyar 129 milyon 341 bin TL dış kaynaklı krediyi de onayladı.

Yani un, şeker, yağ hazır, ne bekleniyor?

Üstelik Bodrum’u suya kavuşturmak için Büyükşehir bütçesinden MUSKİ’ye aktardığınız 1 milyar TL’yi ve bu para ile sorunun neden çözülemediğini de soran yok!

Ve üstelik Prof. Dr. Aydın Ayaydın’ın girişimleri ile yatırım programına alınan Bodrum Barajını da mahkeme kararı ile ben durdurmadım…

--------------- ---------------

GÜNÜN SÖZÜ: Toplum; aptal kafaların sığ ve yavan gevezeliklerini, büyük beyinlerin düşüncelerinden daha ikna edici bulur. --Arthur Schopenhauer