Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından dostum Erdinç Utku paylaştı. Türkiye’de adeta “cinnet yaşar” gibi davranış sergileyen, kin ve nefret duyguları ile hareket etmekle kalmayıp, kendileri gibi düşünmeyenleri dışlayan, ötekileştiren “anlayış” içindeki CHP’liler ile İsviçre’deki CHP’lilerin farkını görünce şaşırdım.

The Walking Dead” diye bir diziye denk gelmiş veya izlemiş olabilirsiniz. Walkers (yürüyenler)… Başka versiyonları da var. Isırılıp enfekte olan “sürüye” katılıyor…

Erdinç Utku’nun paylaşımını okurken aklıma o diziler geldi, aklımdan “İsviçre’dekiler enfekte olmamış” diye geçirdim. İşte o paylaşım:

Değerli üyelerimiz ve Arkadaşlarımız,

CHP İsviçre Birliği olarak, CHP yönetimi için Özgür Özel'i destekliyoruz ancak sayın Kemal Kılıçdaroğlu'na yönelik mezhepsel, kişisel ve ayrıştırıcı hakaretleri kesinlikle kabul etmiyoruz. Kemal Kılıçdaroğlu'nun mutlak butlan konusundaki yaklaşımını yanlış buluyoruz. Ancak siyasi eleştiri ile kişisel saldırıyı birbirine karıştırmamak gerektiğini özellikle belirtmek istiyoruz. Bizim mücadelemiz kişilerle değil, antidemokratik uygulamalarla ve hukuksuzlukladır.

CHP’nin gücü, demokrasiye, çoğulculuğa ve birbirine saygı duyan üyelerinin birliğinden gelmektedir. Bu nedenle siyasi eleştirilerimizi kararlılıkla sürdürürken, kişisel hakaretlere ve mezhepsel ayrımcılığa da aynı kararlılıkla karşı çıkıyoruz. Üyelerimizin de bu konuda dikkatli olmalarını ve yorumlarını saygı çerçevesinde yapmalarını rica ediyoruz.

Sevgi ve saygılarımızla

CHP İsviçre Birliği Başkanı Ersoy Orak ve Yönetim Kurulu

*

İsviçre’den bu anlamlı ses yükselirken, İsviçre’nin de içinde bulunduğu “batıya açılan kapıMuğla’da neler oluyor?

Önce şunu belirteyim, geçen Cumartesi günü Facebook sayfamda paylaştığım CHP İsviçre Birliği çağrısının altına anında iki yorum geldi:

Amerikan Emperyalizminin ve Kaçak Saray'ın Aparatı Muhteristir.

Sadece bu çerçevede mi! KK tarafının yaptığı saldırı az değildir.

Okuduklarını anlayamayacak veya anlamak istemeyen hale gelmişler!

Hafta sonunda CHP Muğla İl Başkanlığı’nın bulunduğu binaya “Çorum, Maraş olaylarını” anımsatan bir pankart asıldı. Üzerine çarpı işareti atılmış Kılıçdaroğlu posteri…

CHP Muğla İl Başkanı Nail Kızıl’ın astığı söyleniyor. O asmadığını söylemiş. Gerçi ben ne CHP Basın Gurubunda, CHP Facebook sayfasında ne de sayın Kızıl’ın hesabında bir açıklama göremedim, ama… Sonradan pankartı kendisinin kaldırttığını yazanlar da oldu.

Zaten sayın il başkanın şahsının ve partisinin sayfalarında “CHP İsviçre Birliği” açıklamasına benzer bir açıklamada göremedim…

*

Yeri gelmişken Gazeteci Yazar Levent Gültekin’in paylaşımından söz etmek isterim.

Gültekin YouTube’daki programlarından birinde Kılıçdaroğlu’nun Sözcü TV’de katıldığı programdan sonra olanları değerlendirmiş. “Şu an aldığı tutuma bakarak siyasetçiyi eleştiriyorsak Özgür Özel'in de payını alması gerekiyor.” demiş, özetle şunları söylemiş;

Kılıçdaroğlu’nu en çok dikkat ettim programdan sonra Demirtaş ile ilgi sözü nedeniyle, Demirtaş'ın dokunulmazlığının kaldırılması konusunda ‘Pişman değilim’ deyince, yerden yere vurdular. Peki 20 milletvekilinin iknasında kimin çabası var? Özgür Özel'in. Aynı tepki Özgür Özel’e gösteriliyor mu? Hayır… Peki bir Genel Başkan bir belediye başkanından arabasının dizaynı için para istiyor, bu kabul edilebilir bir şey mi? Bu normal bir şey mi bu konuşuluyor mu? Bunu birimiz Özgür Özel’e ‘Sen nasıl bir genel başkansın, bir belediye başkanından araban için para istiyorsun o parayı nereden bulacak? Bu belediye başkanının belediye kasasından verme ihtimali yok. Yasal olarak veremez. Sende biliyorsun gidip bir iş adamından alacak. Buna neden tevessül ettin?’ diyebiliyor muyuz? Veyahut, bunu Özgür Bey de teyit etti zaten, almadım demedi. ‘Devletin kasasından geleceğine belediyenin kasasından geldi’ diye saçma sapan bir açıklama yaptı. ‘Ha oradan ha oradan’ dedi. Olabilir mi böyle bir şey?

Levent Gültekin daha önce KK’yi eleştirirken kendisine tepki duyan, ama bugün ÖÖ’cü olan dostundan söz ederek şöyle devam ediyordu:

Özgür Özel tamam sen haklısında Kemal Beyin yanında 15 yıldır sen vardın. Bütün projelerde sen varsın, senin elin var. Ekmeleddin İhsanoğlu’ndan tut Muharrem İnce’ye, Muharrem İnce’den tut Kılıçdaroğlu’nun adaylığına... Referanduma yeterli tepki gösterilmemiş. Çok basit, referandumda mühürsüz oyların kabulünü teşkilatlara ilk mesaj atan Bülent Tezcan senin yanında ekibinden biri…

Peki abi senin hiçbir sorumluluğun yok mu? Özgür Özel’e de benzeri yapılsın demiyorum, en azından bunlarda konuşulabilsin. Özgür Özelin araba meselesini kaç kişi konuştu? Herkes nefret ettiği insanın yanlışına açık hale geliyor. Eğer birinden nefret etmiyorsa onun yanlışını hiç görmüyor. Veyahut zihin algılamıyor. Geçmişte Kılıçdaroğlu’nu eleştirmeme tepki gösteren, şimdi Özgür Özelci olan dostuma söylüyorum; ‘Belediye başkanından para alıyor.’ diyorum, ‘Yapmasa iyi olur’, diyor. Kanıksıyor zihin. Aynı şeyi Kemal bey için yapmıyorlar. Nefretimiz bizi biriyle ilgili adaletsiz davranmaya sevk etmemeli.

Ediyor ama… Dediğim gibi adeta cinnet hali yaşanıyor…

*

Levent Gültekin şöyle sürdürmüş:

AK Partinin hazırlığı var, programda Kılıçdaroğlu’na ‘Bir anayasa değişikliğine destek olur musunuz?’ diye soruluyor. Adamın (Kılıçdaroğlu) dediği çok basit. ‘Biz oturduk bir parlamenter sisteme dönüş planı hazırladık, 6'lı masa olarak.’ diyor. ‘Biz hala oradayız’ diyor. ‘Türkiye’nin parlamenter sisteme dönmesi lazım iktidar parlamenter sisteme dönüş ile ilgili bir anayasa değişikliği getirirse oturur konuşur destekleriz’ diye devam ediyor. Burayı atmışlar ‘Bir anayasa değişikliği gelirse destekleriz’ dolaşıma girmiş. Olmaz ki bu kadar nefretle, bu kadar yalan, bu kadar manipülasyonla hiçbir siyasi mücadelenin sonuç getireceğine inanmıyorum. Kemal Kılıçdaroğlu yeteri kadar acınacak durumda. Ben öfke duygusunu geçtim acıma noktasına geldim.

Adama soruyorlar kongreden sonra genel başkanlığa devam edecek misin? ‘Hayır ben işleri yoluna koyacağım kongreden sonra çoluğumla çocuğumla bir, ailemle oturmak yaşamak istiyorum.’ diyor, ‘çoluğumla çocuğumla ailemle’yi atıyorlar. ‘Ben kongreden sonra bu koltukta oturmak istiyorum dedi’ diye haber yapıyorlar. Bu ahlaksızlıkla baş edilemez ki yeterince rezillik var.

Kılıçdaroğlu, bu ifadeyi kullanmak istemem ama zavallı bir figüre dönüşmüş durumda…

*

Hafta sonunda bir de ortaya bir iddia atıldı. İddia Anadolu Birliği Partisi (ABP) Genel Başkanı Bedri Yalçın'dan geldi. Yalçın, CHP'de yürütülen görüşmeler sonucunda 86 milletvekili ile yaklaşık 74 il başkanının partilerine katılacağını öne sürdü. Milletvekilliği ya da para pazarlığı yapıldığı yönündeki iddiaları reddeden Yalçın, sürecin tamamen siyasi görüşmeler çerçevesinde ilerlediğini savundu. Yalçın hedefte “Mecliste gurup kurmak” olduğunu da kaydetmiş.

Bu iddia değil, düpedüz malumun ilanı.

Yukarıdaki satırlarıma bakınca başka ne olabilir ki?

Doğrusu ben de pek çoğunuz gibi “mücadeleye CHP içinde devam ederler” diye düşünüyordum, ama içeriden çıkıp çıkamayacağı, çıksa bile adaylığı kabul edilir mi edilmez mi belli olmayan İmamoğlu’nun acelesi var!

Bunlar acaba hep birlikte Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çalıştıklarının farkındalar mı acaba?

Sanırım farkında değiller. Gözlerinde perde var… Bunlar mutlak butlanı tartışırlarken atı alan Üsküdar’ı geçmiş olacak... Demedi demeyin, önce 2027’de “erken yerel seçim” yapılabilir.

AK Parti hafta sonunda Sapanca’da “İstişare ve Değerlendirme Toplantılarının33'sünü yaptı. Toplantıda “25. Yıl Şarkısı” da tanıtıldı.

AK Parti, 14 Ağustos'ta da 25. kuruluş yıl dönümü kutluyor. Şarkı tanıtımından belli hazırlıklar başlamış. “Huzur” ve “İstikrar” ana tema olacakmış.

CHP’lilerin “mutlak butlan” kavgasından, şeytan taşlamaktan etraflarını gördükleri yok. Oysa erken seçim çanları çalıyor…

Tabii Anadolu Birliği Partisi yanında başka partilerle de konuşuluyor. Yarın o partilere ve “erken yerel seçime” bakalım…

--------------- ---------------

GÜNÜN SÖZÜ: Nefretimiz bizi biriyle ilgili adaletsiz davranmaya sevk etmemeli. –Levent Gültekin