Eski SGK Başmüfettişi Kurt yayımladığı köşe yazısında personellerin yakından takip ettiği tazminat hesaplama yöntemlerini anlattı. İşçi ile işveren arasındaki fesih süreçlerinde belirleyici olan ödeme kalemleri Hazine ve Maliye Bakanlığının genelgesiyle yeniden şekillendi.
HESAPLAMA YÖNTEMİ VE GÜNCEL TAVAN ÜCRETİ
Aynı işverene bağlı en az 1 yıl çalışan işçiler mülga 1475 sayılı kanunun 14'üncü maddesine uygun biçimde işten ayrılmaları halinde bu hakkı kazanıyor. İşverenler ödeme miktarını hesaplarken personelin son giydirilmiş brüt ücretini temel alıyor. Süreklilik arz eden tüm parasal yan haklar doğrudan bu hesaba katılıyor.
Kanunlar gereği devlet kıdem tazminatından yalnızca damga vergisi kesiyor.
İşçiye ödenen tutarın sosyal güvenlik primi ve gelir vergisinden muaf tutulması için belirlenen yasal tavanı aşmaması gerekiyor. Hükümet 1 Temmuz tarihinden itibaren yıl sonuna kadar geçerli olacak brüt tavanı 73.729,87 TL olarak belirledi. Damga vergisinin düşülmesiyle birlikte işçiye ödenebilecek net tavan tutar 73.170,26 TL'ye ulaştı.
İSTİSNAİ MESLEKLERDE FARKLI UYGULAMALAR
Mevzuat işverenleri resmi tavanın üzerinde ödeme yapmaya zorlamıyor. Kendi inisiyatifiyle limiti aşan bir ödeme yapan işverenin kasasından çıkan bu ek tutar tazminat sayılmıyor. Maliye bu fazla ödemeyi normal prim kabul ederek bütünüyle vergilendiriyor.
Ev hizmetlerinde çalışanların statüsü 4857 sayılı İş Kanunu kapsamı dışında kalarak diğer işçilerden ayrılıyor.
Türk Borçlar Kanununa tabi olan bu gruba fesih sonrası yapılan ödemeler tazminat yerine doğrudan ek gelir sayılıyor. Resmi kurumlar bu tutarların tamamından SGK primi ile vergi kesintisi yapıyor. Gazetecilerin çalışma esaslarını düzenleyen 5953 sayılı kanuna tabi basın mensuplarının kıdem tazminatlarında ise herhangi bir üst sınır bulunmuyo




