Abbasi hanedanından Halife Harun Reşid'in kardeşi Behlül Dânâ bir gün kardeşinin tahtına oturur. Daha yeni oturmuştur ki onu gören sarayın hizmetçileri Behlül Dânâ'yı tahttan indirdikleri gibi bir güzel de dayak atarlar.
Dayağı yiyen Behlül Dânâ ağlamaya başlar. O sırada sarayına gelen Harun Reşit, etrafındakilere kardeşi Behlül'ün neden ağladığını sorar.
Hizmetçiler Behlül'ün çıkıp tahta oturduğunu, onu tahttan indirip bu affedilmez hatası nedeniyle de dövdüklerini söylerler. Onun ağlamasına üzülen Harun Reşit; "Böyle bir hatadan dolayı insan dövülür mü?" diye hizmetçilerine kızar ve kardeşinden özür diler.
Kardeşi Harun Reşid'in şaşalı yaşamına karşın son derece mütevazı bir yaşam süren Behlül Dânâ kardeşine; "Kardeşim, ben sopalar canımı yaktığı için ağlamıyorum. Ben senin için ağlıyorum. Ben birkaç dakika tahta çıkmakla bu kadar dayak yedim. Bunca zaman bu tahta oturan sen, yarın ne kadar dayak yiyeceksin? Benim üzüntüm bundandır." der.
Bu sözler karşısında gözleri yaşaran Harun Reşit, "O halde söyle kardeşim, ben bu tahtta nasıl oturursam dayaktan kurtulurum?" diye sorar. Behlül Dânâ, kardeşine şu nasihatte bulunur:
"Adaletle hükmet, kimseyi incitme, millet senden memnun olup sana dua etsin. Ancak o zaman kurtulursun."
Alabilen için müthiş bir mesaj. Dünyalık makam ve mevkileri emaneten meşgul edenler için ciddi bir uyarı. Oysa siyasetten ticarete, bürokrasiden akademiye makam ve mevkiyi emaneten meşgul edenlerin çoğunun kulağı ve kalbi bu mesaja ve uyarıya kapalı.
Onlar, odalarının duvarlarına asılan ve süslü çerçevelerle kaplanan anlamlı sözlerin/beyitlerin anlamını çok çabuk unutmuş görünüyorlar.
Onlar, bu pozisyona gelmiş/getirilmiş olmanın verdiği rahatlıkla bulunduğu makamın sorumluluklarından uzaklaşabiliyor; sorunlara karşı umarsız, insanlara karşı hoyrat olabiliyorlar. Kendisinden daha yetenekli astlarına karşı tahammülsüzlük edebiliyorlar. Öyle ki sırf onların şahsi çıkarlarına uygun hareket etmediği için ast yöneticileri görevden alabiliyorlar, maiyetindeki çalışanlara mobbing uygulayabiliyorlar.
Onlar, makam ve mevkilerinden aldıkları cesaretle hoyratlaşabiliyorlar. İsimlerinin önüne eklenen güçlü unvanlara yaslanarak astları/vatandaş hakkında her türlü tasarrufta bulunma hakkını kendilerinde görebiliyorlar. Daha da acı olanı, hiçbir unvanı olmayan insanlara karşı ilgisiz, saygısız ve nobran olabiliyorlar.
İbrahim Gülşenî, onların bu acınası durumunu ne güzel ifade etmiş: " Dünya ve suret aleminin alaca renkleri ile basiret gözleri perdelenmiş olanlar, renk ve suretten arınmış olanları nasıl görürler?"
Burada müşahede edilen bir başka garip durum ise şu: Bu kişilerin, özellikle de unvan ve makam sevgisinden arınmış olanlara karşı kendisini gösterme, gücünü hissettirme gayreti içerisine girmesi.
Hele ki bu kimseler o makama birilerin desteği ile gelen kimseler ise vay halimize. Kendisini ispatlamak, o pozisyonu hak ettiğini göstermek için öyle basitlikler yapabiliyor ki.
Kime, neyi ispatlamaya çalışıyorsun? Otur işini yap. Yap ki biz seni işinde görelim; biz seni çalışmalarınla, eserinle, projelerinle, yeniliklerinle tanıyalım.
Kiminle tanıştığından, daha önce nerede görev yaptığından, daha önce yaptıklarından bize ne. Sen bize kendini anlatma. Seni biz tanıyalım. Liyakatini ve başarını biz takdir edelim. Edelim de biz seni başkalarına anlatalım.
Var git, sen o koltuğun hakkını vermeye bak. Sen o makamda geçirdiğin dakikaların bile hesabını vereceğin gerçeğiyle kendini hesaba hazırla. Çünkü bugün ne kadar güçlü olursan ol, kendini ne kadar güçlü hissedersen hisset; hesap günü tek başına, boynu bükük, çaresiz ve büyük bir endişeyle sorguya çekileceğini unutma.
İşte onlar için o azametli günde Behlül Dânâ'nın tavsiyesinden başka bir umut yok. " Adaletle hükmet, kimseyi incitme, millet senden memnun olup sana dua etsin. Ancak o zaman kurtulursun ."
Ha sen bunu unutur da hoyratlığa devam edersen, birileri de karşına geçer acınası haline güler. Unutma ki Allah'tan başka dayanağı olmayan o garip insan, öyle derin ve içten bir "ah" çeker de sen tüm gücünü kullansan da onun altından kalkamazsın.
İster Behlül Dânâ'nın tavsiyesini kulağına küpe et ister güç sarhoşu olup ortada aylaklık et. Tercih senin.
19.10.2022