Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yılın son meclis toplantısından geriye Deştinlilerin “Deştin çayı özgür akacak” ve “iptal et” sloganları ile AK Partili Kavaklıdere Belediye Başkanı Mehmet Demir’in son yazımda “çelişkili ifadeler” diye vurguladığım sözleri kaldı.
Başkan Demir geçen hafta Perşembe günü Büyükşehir Başkan Vekili Merve Fidem Barut başkanlığında yapılan Büyükşehir Meclis Toplantısında ilk söz aldığında “Bu konu daha önce de meclisimize geldiği zaman, meclisi ilgilendiren bir konu olmadığını söylemiştik. Ruhsatı hangi belediye verdiyse onu ilgilendiren bir konu.” derken, kendisinin “Seçim öncesinde bazı siyasilerimiz Deştin ve Bayır da köylülerimizi de maalesef kullanarak, ‘Biz kesinlikle çimento fabrikasına ruhsat vermeyeceğiz’ diye beyanatlarda bulundu.” ifadesinde geçen “kullanarak” sözcüğüne Deştinliler ile yaşam savunucularının tepkileri karşısında yeniden söz alıp şöyle demişti:
“Ben sanayici bir insan olarak çimento fabrikası yapılmasına karşı değildim. Son zamanlarda yapılan şeylerden sonra, burada farklı bir anlayış var. Burada sıkıntı şu; vatandaşa, ‘Çimento fabrikası yapılmasın’ deniliyor ama perde arkasında ruhsat vermenin hazırlıkları yapılıyor. Biz bundan rahatsızız. İmar değişikliği ile ilgili bir hazırlık varsa, çevrecilerimiz ve köylülerimiz ile birlikte hareket edeceğimizi belirtmek istiyorum”...
+
O toplantıda “Bölgemizin en büyük sorunlarından biri mermer atıkları, bunlarda çevre ve görüntü kirliliğine sebep oluyor. Hep birlikte buraya bertaraf geri dönüşüm tesisi yapalım, çevreci projeler yapalım. Bununla ilgili bir imar değişikliği olursa destek vereceğiz. Ama çimento fabrikası bölgeye yapılması lazımsa ona da bir şey demiyoruz, samimi bir şekilde karar alalım istiyoruz” ifadesinde de bulunan Kavaklıdere Belediye Başkanı Mehmet Demir yukarıdaki ifadeleri ile ilgili “çelişkili” yorumuma açıklamada bulundu. Büyükşehir Belediye Meclisinde sergilediği tutumunun yanlış algılandığını belirten Başkan Mehmet Demir şunları söyledi:
“Bilerek veya bilmeyerek yanlış anlayanlar var. Oysa ben o toplantıda bir samimiyet testi yapmaya çalıştım. Sözlerimin arkasındayım. ‘Kullanma’ derken, köylünün istismar edildiğini söylemek istedim. Toplantıda da belirttiğim gibi ben sanayiciyim. Çimento fabrikasının artıları da var eksileri de var. Artıları daha fazla ve olumsuz yanları ile gereken önlem alınır ve idare takipçisi olur. Ben çimento fabrikasına karşı değilim. Deştinlilerin istismar edilmesine karşıyım. Bu tesis bitme noktasına gelmiş ve eninde sonda üretime geçecek. Hal böyle iken köylüye tutulamayacak söz verilmemeli, boş vaatte bulunulmamalıydı. Ben de madem böyle getirin plan değişikliğini evet oyu vereceğim dedim. Samimilerse getirsinler evet oyu vereyim. Ancak bu konu bizim meclisin işi değil. Menteşe’nin işidir.”
+
Başkan Demir’in açıklamasında dört nokta dikkat çekici;
- “Bu konu daha önce de meclisimize geldiği zaman, meclisi ilgilendiren bir konu olmadığını söylemiştik. Ruhsatı hangi belediye verdiyse onu ilgilendiren bir konu.”
- “Bölgemizin en büyük sorunlarından biri mermer atıkları, bunlarda çevre ve görüntü kirliliğine sebep oluyor. Hep birlikte buraya bertaraf geri dönüşüm tesisi yapalım, çevreci projeler yapalım.”
- “Bu tesis bitme noktasına gelmiş ve eninde sonda üretime geçecek.”
- “Çimento fabrikasının artıları da var eksileri de var. Artıları daha fazla ve olumsuz yanları ile gereken önlem alınır ve idare takipçisi olur.”
Başkan Demir’e katılmamak mümkün değil, bu konunun tartışılacağı yer Büyükşehrin değil Menteşe’nin meclisi... Yine Başkan Demir’in vurguladığı gibi çimentoculara yapı ruhsatı veren Menteşe Belediyesi... ÇED Olumlu kararının iptaline dayanarak ruhsatı iptal eden de...
Bence yeniden yapı ruhsatı vermekle karşı karşıya kalacak olan da Menteşe Belediyesi... Başkan Demir’in dediği gibi “Bu tesis bitme noktasına gelmiş ve eninde sonunda üretime geçecek.”...
Çünkü geçen hafta yapılan meclis toplantısında ortaya çıktığı gibi “İmar planlarının iptali” için açılan davanın istinaf sürecinden de “İptal edilemez” kararı çıktı.
+
Anımsanacağı gibi Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal 1 Kasım’da yapılan basın kahvaltısında “ÇED ve ruhsat iptal edildi. İmar planının iptali ile ilgili bir dava devam ediyor. Çimento Fabrikası sürecine yönelik şeffaf olacağız. Tüm gelişmeleri paylaşacağız. Yasal olarak yapılması gereken ne varsa yapacağız.” ifadesinde bulunmuştu.
Geçen haftaki meclis toplantısından Deştinliler “İptal et” sloganı atarak çıktı, ama artık ortada “iptal edilemez” şeklinde bir mahkeme kararı var... Yani dava sonuçlandı... İptal edilen ÇED’de revize edilmiş ve “ÇED olumlu kararı”nın yeni yılın ilk ayında yazılıp ilan edileceği duyumunu aldık.
Bu, Muğla Çimento A.Ş. yetkilileri önümüzdeki bir iki ay içinde yapı ruhsatı almak için Menteşe Belediyesi kapısına dayanır anlamına gelir. Başkan Köksal’a da dediği gibi, “Yasal olarak yapılması gereken ne varsa” onu yapmak gerekir...
Başkan Köksal ruhsatı birkaç ay geciktirebilir, ama Muğla Çimento A.Ş. beklemeyip ruhsatı daha az harçla ilgili bakanlıktan da alabilir!
Tabii bu arada istinaf mahkemesinin “İmar Planı iptal edilemez” kararına itiraz edilip, revize ÇED için yeniden “iptal davası” açılabilir, ama bunlar sonuçlanıncaya kadar Başkan Demir’in “Bu tesis bitme noktasına gelmiş ve eninde sonda üretime geçecek.” sözü gerçekleşir.
Doğrusu ben çok merak ediyorum, çevreciler “İmar planlarının iptali” için dava açma aklını kimden aldılar acaba?!
+
Kavaklıdere Belediye Başkanı Mehmet Demir’in “Bölgemizin en büyük sorunlarından biri mermer atıkları, bunlarda çevre ve görüntü kirliliğine sebep oluyor. Hep birlikte buraya bertaraf geri dönüşüm tesisi yapalım, çevreci projeler yapalım.” ve “Çimento fabrikasının artıları da var eksileri de var. Artıları daha fazla ve olumsuz yanları ile gereken önlem alınır ve idare takipçisi olur.” diyen sözlerine gelince...
Tevafuk mu desek, ben bu ifadeleri de aşağı yukarı içeren bir yazıyı “Çimentocular ÇED bekliyor, çevreciler meclise katılıyor” başlığı ile 9 Aralık 2024 tarihinde kaleme almıştım. “Oysa bir yatırımcı ile şehrin eminleri yarın “yasal uygulamalarda” birbirlerinin yüzüne bakabilmeliler...” diyerek özetle şu ifadelerim olmuştu:
“..belediye başkanları ‘duygularını, dünya görüşlerini’ özgürce dile getirmekle birlikte ‘duyguları ve dünya görüşleri’ ile değil, ‘yasalar, yönetmelikler ve meclis kararları’ çerçevesinde ‘şehrin ve şehirde yaşayanların çıkarları’ doğrultusunda hareket ederler... Eğer ‘Swot Analizi’ masası kurulabilirse ben o masada Cemal Karakurt’un söyleyeceklerini merak ediyorum. Siz merak etmiyor musunuz?”
+
Çağrıma çimentoculardan yanıt geldi. Nedense bu yanıt bana gelmedi, basında verildi. Yanıt Muğla Çimento A.Ş. adına şirket Avukatı Cenk Özen tarafından verilmiş. “Yatırımın gerçekleştirileceği bölgenin yerel yöneticileri ile ön koşulsuz olarak bir araya gelmek konusunda, en küçük bir çekincemiz yoktur” diyen Avukat Cenk Özen şu ifadelerde bulunmuş:
“Muğla’nın yerel yayın organlarından; ‘Hamle’ adlı yayın kuruluşunun, 09.12. 2024 tarihli yayınında Özcan Özgür imzalı; Çimentocular ÇED bekliyor, çevreciler meclise katılıyor başlıklı makalede yer verilen görüşler üzerine, konu ile ilgili düşüncelerimizi paylaşmak isteriz.
Sayın Özgür’ün söz konusu makalesinde;
‘Benim anlayamadığım Ankara’da Bakanlıkta İDK (İnceleme Değerlendirme Komisyon) toplantısında bir araya gelebilenler, Muğla’da da neden bir araya gelmezler, Cemal Karakurt, Gonca Köksal ve Ahmet Aras yanlarına ‘bilirkişilerini’ alarak kurulmak istenen bu tesisin ‘Swot Analizini’, kar ve zararını irdelemezler?’
Öncelikle, bahse konu makaleyi kaleme alan Sayın Özgür’ü önyargısız, objektif ve rasyonel bakış açısından dolayı hakikaten tebrik ettiğimizi belirtmek isteriz. Bilinmesini isteriz ki; sürecin en başından bu yana, yatırım projemizin detaylarını ve çevrenin korunması adına aldığımız tedbirlerin neler olduğunu, diğer yandan; projenin Muğla ili ve yaşayanları için ne türden faydalar sağlayacağını paylaşmak adına, her kesimle görüşmeye açık olduğumuzu her platformda ifade etmiş bulunmaktayız. Bu kapsamda; özellikle, yatırımın gerçekleştirileceği bölgenin yerel yöneticileri ile ön koşulsuz olarak bir araya gelmek konusunda, en küçük bir çekincemiz olmadığı gibi, bilakis en baştan bu yana samimi arzumuzun bu yönde olduğunu da açıkça ifade etmek isteriz.
Takdir olunacağı üzere, hakikaten oldukça ciddi bir yatırım tutarı ile gerçekleştirilen bu büyüklükte bir projenin, yerel yöneticiler tarafından detaylı olarak bilinmesi son derece zaruridir. Netice itibarı ile; Muğla Çimento A.Ş. olarak, sayın Özgür’ün tarafların bir araya gelmesi gerektiği yönündeki çağrısına samimiyetle katıldığımızı, sayın Aras ve sayın Köksal’la randevu verdikleri tarihte bir araya gelmeye hazır olduğumuzu tüm kamuoyu huzurunda ifade ediyoruz.”
+
Bakalım Başkan Aras ve Başkan Köksal’dan da olumlu bir yanıt gelir mi?
Gelirse ben bu buluşmanın moderatörlüğüne varım...
VE BİR DÜZELTME; “CHP’li belediye TOGG filosu kuruyor” başlıklı son yazımda “Mesela AK Parti Milletvekili Kadem Mete’nin otomobili neden yerli ve milli TOGG değil? Şimdi CHP’li Muğla Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın tam da Yerli Malı Haftası’nda sergilediği bu davranıştan (Belediyeye TOGG satın almaları) sonra bakalım Milletvekili Mete’de altına bir TOGG çeker mi...?” ifadem olmuştu.
Sertaç Soğancı uyardı. Meğer Milletvekili Mete geçen sene TOGG sahibi olmuş ve seçimlerde kullanmış. Yazımda düzeltme yaptık, ama düzeltmeden önce okuyanlar için paylaşmak istedim...
----------- -----------
GÜNÜN SÖZÜ; Adı, soyadı Açılır parantez Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti Kapanır parantez. --Behçet Necatigil