"Asar'ınzirvesinde rüzgar, notalar eşliğinde hüzzam besteler dinletiyor. Bir dilektutuyorum şehir bu güzelliğinde sonsuzlansın. Gelecek nesiller şehri ovanınsarışınlığında tanısın. Göz göz oluyor evlerin pencerelerinden sarkan ışıklar.Göz göz oluyor içimde hüzün. Her yitişte geriye gelmeyecek güzellikleriuğurluyoruz aslında."
Şehriminüzerine güneş batmak üzere. Ç ırpınıyor.Bayrağım rüzgarların eşliğinde Muğla'nın semalarında dalgalanıyor. Muğla'yıAsar'ın gözünden temaşa eylerken dalıp gidiyorum. Bir kuş olsam bir Hamursuz'auçsam, bir Kızıldağ'a, bir Karadağ'a. Asar şehrin gözleri değil mi? İnsan biryüze baktığında gözlerde efsunlanır. Muğla'ya baktığımızda Muğla'nın gözü Asardeğil midir. Şehre nereden bakarsak bakalım Asar, dalgalanan bayrağıylaselamlar her bizi; nereye gitsek sanki gözü üzerimizdedir.
Buakşam vakti Asar'a nasıl çıktım, nereden geldim bilmiyorum. Nasıl tırmandım,nasıl buraya kadar geldim; Asar'ın zirvesinden şehrimi gördüğüm an hepsiniunuttum. Efsunlanıyorum, gözümde her şey sırlanıyor. Asar'ın ufkunda şimdikizaman unutuluyor, geniş zamanları yaşıyorsunuz.
Şehirbütün güzelliklerini yavaş yavaş deriyor önüme. Önüm arkam, sağım solumsobeleniyorum. Hamursuz'a bakıyorum Karabağlar'a Kötekli'ye, Toki Evleri'negiden yollar ve ışıklar şehrin gerdanlığını takıyor, gözlerim kamaşıyor şehrinbu pırırltılı güzelliği karşısında.
Veağaçların yeşili sırlanmış bahçeler arasında Muğla evleri sırt sırta vermişbeyaz badanalı duvarlar, evlerin çatısını kaplayan kiremitlerin kızıllığındaMuğla bacaları göz göz insanlara dönüşüyor. Şehir bu gözlerden Saburhane'ye,Saatli Kule'ye, Kurşunlu'ya Heykel'e derken Akyol'un güzergahında yüzünütamamlıyor.
Nekadar da sırlı bir güzellik bu. Bir bakışta aşka teslim olan bir güzellik. VeMuğla ovası zamanla yitip gitse de enginliği; çevre yolunun sınırındademleniyor. Renkler şehri bir tabloda betimlerken ovanın sarısı yaşadığımızhüzne ortak oluyor. Asar'ın zirvesinde rüzgar, notalar eşliğinde hüzzambesteler dinletiyor. Bir dilek tutuyorum şehir bu güzelliğinde sonsuzlansın.Gelecek nesiller şehri ovanın sarışınlığında tanısın. Göz göz oluyor evlerinpencerelerinden sarkan ışıklar. Göz göz oluyor içimde hüzün. Her yitişte geriyegelmeyecek güzellikleri uğurluyoruz aslında.
Asar'dazaman sırlanıyor. Kırlangıçlar kanatlanıyor şehrin semalarında. Sanki el eleverip şehri selamlıyorlar. Bir sağa bir sola kanat çırpıyorlar. Şehrin günevedasına eşlik ediyorlar. Sonra Kızıldağ'da güvercinler bu gösteriye eşlikediyor. Şehrin kuşları şehri selamlıyor. Ve Karabağlar'dan gelen bülbülsesleri ile an sonsuzlanıyor.
Hayalleniyorum. Asar'ın doruklarında seyreylerken şehri,şehre iniyorum Asar'ın seyrine giriyorum. Bir kartal kanatlanıyor Asar'dan.Şehrin semalarında şehri süzüyor, bir sevgiliye bakar gibi. Kartalın keskinbakışlarında şehir bütün güzelliğiyle karşımızda vücut buluyor. Şaçlarınırüzgara salıyor, nazlı ve edalı. Her zamanki munisliğinde ve yumuşaklığında.Havasından suyuna içime huzur doluyor. Şehrin sakini olmak demek Muğla'dahuzura eşlik etmek demek. Bu sebepten midir ki; Muğla'ya bir gelen bir dahaayrılamıyor.
Asar'dangün batımını izlemek, Muğla'yı güneşin kızıllığında seyre dalmak rüya içinde rüya görmek gibi.
Hamursuz'uneteklerine yansıyan güneşin kızıllığı dağın ikiye ayırdığı Karabağlar'ı veDüğerek'i farklı cepheleren kucaklıyor. Hamursuz, gurup vaktini bir yanıylaselamlarken bir yanıyla uğurluyor sanki. Karabağlar'da gurup vakti hüzzamhüznünde iken Düğerek'te bir yangının feryadına dönüşüyor. Ve Kızıldağ'daAkyol'a uzanan gurup vaktinde sevgiliyi gurbete uğurlamanın hüznü yaşanıyor.Karadağ'ın eteklerinden ovaya yansıyan gurupta ise gam yükünü almış biryolcunun biçareliği var. Asar'da fecirden guruba şehir farklı hikayelere vasıloluyor.
Benbu güzelliğin deminde kaybolmuşken keçi sesleri duyuyorum. Asar'ın tepesindebir sürü dolaşıyor. Tayy-ı zamandan çıkıyorum. Burada izi kalmış medeniyetlerinhatıraları gözüme çarpıyor. Acaba bu taşlar kale surlarından mı kaldı? Burasıbir Roma karakolu olarak kullanılırken nelere şahitlik etti? Menteşe Beyliğidöneminde neler gördü, neler geçirdi? Osmanlı döneminde bir sancak merkezi ikenneler yaşadı? Cumhuriyet'i nasıl kucakladı? İnsanların hikayeleri Asar'da birresmi geçide katılıyor. Destanlar, efsaneler, masallar, türküler eşlik ediyor.Muğla'nın gözlerinden geçmişten bugüne hikaye üstüne hikaye ekleniyor.
Asar'danSaburhane'yi seyrediyorum karşımda Yaka mahallesi. Ve ince, zarif kıvrımlıyollarıyla bir kanyonu takip ettiğiniz Değirmendere. Bu zarafete tanıklıkedenler Değirmendere güzergahında mutlaka bir yürüyüş yapmalı. Yol üzerindekideğirmen kalıntılar, mağaralar ve derenin eşlik ettiği apayrı bir temaşa zevki yaşarlar. Asar'dan Saburhane'yebaktığımda Saburhane deresini Pazar yerini de takip ederek ovaya kadar uzananyolunda üzerinin yolla kapanmadığı zamanlara erişiyorum. Büyüklerim ne zaman"Saburhane"ye dair bir şey anlatacak olsalar söz bir yerde Saburhane deresiyle veüzerindeki zarif köprüyle buluşurdu. Hiç görmediğim bu köprünün üzerindenhayalimde kaç kere geçmişimdir, bilmiyorum.
Ve,daha da karanlığa kalmadan yola revan olma, Asar'a veda vakti geldi. Gurupvakti yerini gecenin sessiz dinginliğine bırakıyor. Asar'dan geceye tanıklıketmek için son bir kez bakıyorum. Yollar, evler ışıklar içerisinde bir şehir.Camilerin minarelerinde yeşil ışıklar yanıyor. İlk Şahidi Cami'ni farkediyorum. Yatsı ezanı okunuyor. Sanki silüetler eşliğinde kuşlar yuvalarınadönüyor. Rüzgarın esişi tatlı okşamalara dönüşüyor. Bir su sesi duyar gibioluyorum. Sesler ve ışıklar eşliğinde şehre iniyorum. Tabakhane'ye uzanan yolagirmeden Asar'a son bir kez bakıyorum. Akşamın karanlığında grinin tonlarıeşliğinde bulutlar arasında kalan bayrağ ımızıson bir kez selamlıyorum.