Yaşam,iletişim demek...

İnsan;kendisiyle, başkalarıyla, doğayla ve Yaratıcı ile kurduğu ilişkilerle var olanve anlamını bulan bir varlık.

Peki,bu iletişim nasıl olmalı ki insan hoş geçinebilsin ve huzurlu bir yaşamsürebilsin?

Sorununcevabı Yüce Allah'ın ilk hitabında gizli: " Oku! "

Buemrin muhtevasının salt metin/kitap okuması olmadığı malum. Diploma ve kariyermerkezli bir okuma olmadığı da malum. Burada emredilen okumaktan kasıtöncelikle farkında olmaktır. İnsanın önce kendisinin, sonra da evrenin farkındaolması... Nihayetinde ise varoluşunun anlamını ve değerini kavraması... Devamındakibütün mesajlar, insanı bu farkındalığa yönelten mesajlar...

Farkındalığınyolu da büyük oranda bilgiden geçiyor. Bu bilgi, ilk insan Hz. Adem'e " eşyanınisimlerinin öğretilmesi " ile akmaya başlayan bilgidir.

İnsan;evvel emirde ilahi kaynaktan akmaya başlayan bilgiyi kullanıp, bu bilgisayesinde nesneler arasında ilişki kurup, mevcut bilgiyi geliştirmek ve yenibilgiler üretmekle yükümlüdür. Yani insan bilgiye ulaştıkça fark edecek, farkettikçe de öğrenecektir.

Yol-yöntemböyle iken kutsal kitabının ilk emri "Oku!" olan bir ümmetin kitapla ilişkisiise malum.

Okumadankonuşmak, yönetmek, yazmak, yaşamak ise tatsız tuzsuz/yavan bir yemek gibi.Belki açlığı gideriyor ama mideyi de bozuyor.

Sosyalyaşamda ve iş hayatında yaşadığımız iletişim problemlerinin altında yatan temelnedenlerden biri de okumadan konuşmak, yönetmek, yaşamak değil midir?

Okumayıncave doğru bilgiyle yollarımız kesişmeyince duygularımız, zihnimiz, ilişkilerimizkirlendi.

Pekiokumadan yani tanışmadan, fark etmeden, bilmeden, öğrenmeden, kendimiziyenilemeden ruhumuzu ve zihnimizi nasıl temizleyeceğiz? İşimizi veilişkilerimizi nasıl güzelleştireceğiz?

Unutmamalıki, okuma alışkanlığı edinmek bir insanın sosyal yaşamında ve iş hayatındabaşarı ve mutluluk için sahip olabileceği en önemli beceri, en güzelalışkanlıktır.

Okuyarakhayatın en güzel yolculuklarına çıkabiliriz. Ancak bu arada Mark Twain'in " İyikitaplar okumayan kimsenin, okumuş olmasıyla cahil kalması arasında fark yoktur ."sözünü de unutmamak lazım.

Geçenlerdeönemli bir işletmenin yöneticiliğini yapan bir arkadaşımla sohbetimiz esnasındaanlattıkları bu konuda duymaya alışık olmadığımız türden şeyler.

Yönettiğiişletmenin el değiştirdiği süreçte gece yarılarını bulan yoğun mesai günleriuzayınca patronuna şöyle sitem etmiş: "Artık kitap okuyamaz oldum. Bu iş çokuzadı. Bir an önce kadromuzu kurup normale dönelim."

Patron,hiç beklemediği belki de hayatı boyunca hiç duymadığı "Artık kitap okuyamazoldum." sitemi üzerine bir süre sessizce yöneticisine bakmış. Verecek bir cevapbulamayınca iş konuşmaya devam etmiş.

Patron,bu kısa sessizlikte sizce neler düşünmüş olabilir?

Toplumungeneline göre kitap okuma faaliyeti bir boş zaman etkinliği olsa da aslında birihtiyaç. Bazıları için zorunlu ve temel bir ihtiyaç...

İşteonun için acıkan, yorulan, uykusu gelen birinin bu ihtiyacını dile getirencümleleri ile kitap okumayı temel bir ihtiyaç olarak gören kişinin "Artık kitapokuyamaz oldum." sitemi arasında bir fark yok.

Patron,yöneticisinin bu temel ihtiyacını önemsemiş midir bilinmez ama okumak temel birihtiyaç...

Geçenlerdebir Gençlik Merkezinde gençlerle sohbet etme fırsatı buldum. 18 yaşındakiZeynep, "Az kitap okuyor olmak beni çok rahatsız etmeye başladı. Kendime birplan ve liste yaptım. Dünya klasiklerinden okumaya başladım." dedi.

"Şimdineler hissediyorsun?" dediğimde ise "Kendimi daha iyi hissediyorum vemutluyum." dedi.

Negüzel...

Gençlerimizinbu yaşlarda okumanın temel bir ihtiyaç olduğunu, yöneticilerimizin kitapsız biryaşamın eksiklik olduğunu hissetmeleri umut verici.

Annelerimiz,babalarımız, esnafımız, işçimiz, memurumuz, eğitimcilerimiz, yöneticilerimiz... Herkes okusun. Gelin, bu okuma halkasını genişletelim.

03.05.2023