Önce bir düzeltme yapalım. Dünkü yazımda “Fethiye Belediye Başkanı Alim Karaca dışındaki başkanların ve Büyükşehir Başkanının rağbet göstermemesi gözlerden kaçmazken, Menteşe’deki festivale katılmayan CHP İl Başkanı Nail Kızıl’ın Datça’da da görülmemesi ile kortejde 27. Dönem Muğla Milletvekili Süleyman Girgin’i görenlere ‘Acaba CHP İl Başkanlığına Süleyman Girgin seçilse daha mı iyi olacakmış’ dedirtiyordu… Sonra konuşuruz…” diye ifadem olmuştu.
Dün uyaranlar oldu, Osman Gürün ve Bahattin Gümüş Başkanlar gibi Nail Kızıl Başkan da Hamsi Festivali’nde varmış. Neden birlikte oturmamışlar anlamadım… Hemen o ifadeyi kaldırdık, ama buradan da bir düzeltme yapmış olalım…
Tabii Nail Kızıl Başkan ‘Hamsi Festivali’ne katılmış olsa da kendisinin İl Başkanlığı’nda Muğla’da “CHP örgütü” var mı yok mu o da tartışılır…
AK Parti kurmayları sosyal medya hesaplarından Özgür Özel’in ‘Milas Zeytin Mitingi’ için “Kaç kişiyle yürüdünüz Sayın Özel? Milas'ın nüfusu 152 bin, siz 2 binini anca topladınız. Onların çoğu da diğer illerden geldi. İl örgütünüze, milletvekillerinize, belediye başkanlarınıza videolar çektirdiniz de ne oldu? Mahallelerde araçlar gezdirip mikrofonla milleti davet ettiniz de ne oldu? Siz Muğlalıları fotoğraf algılarıyla kandırabileceğinizi mi sanıyorsunuz? Güldürüyorsunuz.” diye paylaşımlar yapıyorlar. Bu paylaşımlar ile beni de bir gülmek alıyor…
Bir kere ‘Milas mitingi’ heyecanı yüksek ve kalabalık bir mitingdi. Elbette orada bir CHP İl Yöneticisi yazarın yazdığı gibi 50-60 bin kişi de yoktu, adama “O 50-60 bin kişiyi taşıyan araçlar nerede park etti?” diye sorarlar!
Yapay zekaya sorduk; miting alanı Atapark 6.941 m²… Fotoğraflar analiz edildiğinde m2’ye 2,5–3 kişi düştüğünde orada 17.000 kişi mevcudiyeti görülüyor. Kişilerin m2’ye omuz omuza 4 kişi sığdırılması halinde o mevcudiyet 21.000 kişi oluyor ki, bu Muğla’da önemli bir rakamdır.
O meydana CHP’nin “bindirilmiş kıtalar” getirdiğini sanmıyorum. Bu miting CHP’nin 89’ncu ‘İmamoğlu’nu Kurtarma Mitingi’ olmakla birlikte Akbelen merkezli Zeytin temalı bir mitingidir. Bu bakımdan en büyük Ege Bölgesi CHP Çevre Politikaları Mitingi olabilirdi… Ben oraya gönüllü olarak Aydınlıların da gelmiş olabileceğini düşünüyorum. Ki Denizli İl Örgütünün tamamı oradaymış…
Eee sorarlar; peki az da olsa Milas’ın komşusu Aydınlılar da geldiyse Muğlalılar nerede? Sadece Muğla Büyükşehir Belediyesi’nde 6 bin 500 kişi çalışıyor. Üstelik 13 belediyenin 11’i CHP’li… Personelleri ne kadara CHP’li bilmiyoruz ama orada da 2 bin 500 kişi filan vardır, topla 9 bin kişi eder… Hısım akraba ile bu en az 20 bin demektir.
Hafta sonunda Milas’a belediye çalışanları ve aileleri gelip de Muğlalılar gelmemiş olabilir mi? Pazar günü o meydan CHP’ye dar gelmeliydi…
Gençlerin hakkını yemeyelim. Milas’ı mitinge gençlik kolları ve Milas İlçe örgütü hazırlamış. O 48 bin üyesi bulunan Muğla İl Örgütü neredeydi dersiniz…
*
Önceki gün mitingden sonra bir yaşlı CHP’li bana “Efem bu il yönetiminde Nail Bey kardeşimizden başka okur yazar yok mu?” diye soruyordu…
Her mitingde olduğu gibi bu mitingde de Ekrem İmamoğlu’nun mektubunu CHP İl Başkanı, yani Nail Kızıl okumuş. O yaşlı CHP’liye göre okuyamamış. Heyecandan olmalı Ekrem İmamoğlu yerine “Ekremoğlu” diye alıp vermiş… O yaşlı CHP’li bir de “Çok rüzgar vardı. Allah’tan İmamoğlu’nun mektubu konulduğu yerden uçup gitmedi” diyordu.
O yaşlı CHP’liye katılım nasıldı diye sordum, “Örgütleri soruyorsan Datça, Dalaman hariç hepsi oradaydı. Ama belediyesi yok Kavaklıdere fark edilirken, çoğu fark edilmiyordu. Seçim otobüsünün üstünde fotoğraf çektirme yarışına girenlere bakılırsa baya kalabalık olması lazım” diye karşılık veriyordu.
“Ha bir de Mürsel Alban, Süleyman Girgin, Ali Arslan, Zeki Çakıroğlu, Sami Gökmen ve Fahrettin Üstün’den başka eski vekil yoktu” … diye ekledi… Galiba Bahattin Gümüş’ten başka eski belediye başkanı da yokmuş…
*
Haa bir de “Hakikat Susmaz! Susmayacağız!” başlıklı paylaşımları ilginçti AK Parti’nin Muğla’daki kurmaylarının… “Zeytin üzerinden iftira siyaseti yürütenlerin, perde arkasında nasıl ağaç katliamı yaptığını gözler önüne sermeye devam edeceğiz!” diye devam ediyorlardı…
Ne yaparsın, güldüm… Gülerken aklıma Muğlalıların “Boklu çamurluya gülermiş” sözü geldi…
Akbelen bölgesindeki “Termikzedelerin” mi, “Zeytinzedelerin” mi yoksa ikisi birden ‘zedelerin’ traktörleriyle konvoy halinde geldikleri Milas’ta, miting alanında en büyük ve en samimi, en azından CHP Milas İlçe Başkanından daha samimi direnişçi, “zeytin savaşçısı” İkizköy Muhtarı Nejla Işık ve zeytin yapraklarından tacı ile kızı Esra Işık da oralardaymış, ama seçim otobüsü üstünde fotoğraf yarışına girenlerden onlara yer kalmamış... Oysa orada otobüsün üstüne ve Özgür Özel ile fotoğraf çektirmeye en çok o ana-kız “IŞIK”lar yakışıyordu…
Mitinge Mahmut Tanal başta CHP Genel Merkezi’nden de çok kişi gelmiş. Onlardan İstanbul Milletvekili Evrim Rızvanoğlu’nun mitingden sonra “Muğla Milas’ta 89’uncu eylemimizi gerçekleştirdik. Doğayı, zeytinlikleri ve yaşam alanlarını korumak için bir kez daha Anayasa Mahkemesi’ne çağrıda bulunduk. Genel Başkanımız Özgür Özel’in ifade ettiği gibi: ‘Bu milletin sesini duyun. Bu ormanın, bu hayvanların, bu kuşların, bu ağaçların günahına girmeyin’... Akbelen’de verilen mücadele yaşam hakkının ve hukuk devletinin korunması mücadelesidir.” diye yaptığı paylaşım mitingi özetliyordu, ama yerel ve yaygın basında “Miting Yansımaları” çok daha başka oldu.
CHP İlçe Başkanı Ahmet Kılbey’in kestiği veya vekaletle Milas Belediyesi İmar’da Ruhsat ve Denetleme Müdürü damadına kestirdiği 27 zeytin ağacının artık olmayan gölgesinde kaldı…
Meğer bütün basından daha çevreciymiş Sabah Gazetesi “Önce Katliam Sonra Miting” başlığı atarken, Sedat Kaya ‘Datça’nın Sesi’nde “Cambaza Bak” başlıklı yazısının görseline “Akbelen'de Susanlar, Milas'ta Çevreci Oldular” ifadesini yerleştirirken, “Milas’taki zeytin kesimi üzerinden muhalefete yüklenenler, Akbelen başta olmak üzere ülkenin dört bir yanında yıllardır süren zeytin kıyımına sessiz kaldı. CHP, kendi içindeki hataya siyasi bedel öderken, iktidar cephesinin tekil bir olay üzerinden yürüttüğü algı kampanyası, zeytin meselesinin çevre değil siyaset konusu olarak ele alındığını bir kez daha gösterdi.” Diye ifade ediyordu…
Sedat Kaya bir başka yazısına “Şimdi Gözler O Arsada” başlığı atıp görselinde “Bu Zeytinler İnşaat İçin Mi Kesildi?” diye sorarken, Orhan Okutan’da “Fethiye Alternatif Bakış” da “AKP'lilerin Gürültüsü CHP'yi Etkisizleştirdi” başlıklı yazısının görselinde “Siyaset Gürültüye Boğuldu; CHP Etkisizleşti” diyordu…
*
Meslektaşlarım o kadar haklılar ki nihayet “gürültüye” Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı da katıldı. Bakan Yumaklı, “100 yıllık zeytin ağaçlarının kesilmesi CHP’lilere serbest mi?” diye sordu. Sosyal medya hesabından “Lafa geldiğinde ağacı, doğayı biz savunuruz diyerek sözü kimseye bırakmayanlar, onlarca zeytin ağacı Milas CHP İlçe Başkanı tarafından katledilirken suspus oluverdiler. Milletimize yalan söylemekte üstünüze yok. Bir de meydanlara çıkıp zeytin ağaçlarını korumaktan söz ediyorsunuz. Doğayı korumak; lafla değil, samimiyetle ve tutarlılıkla olur. Gerçek çevrecilik, günübirlik yaklaşımlarla değil; uzun vadeli, bütüncül ve sürdürülebilir politikalarla mümkündür. Milletimize çevre hassasiyeti deyip, arka planda rant oyunları oynayan bu çifte standardı aziz milletimizin takdirine bırakıyorum.” diye paylaşımda bulundu. Boşuna “Bari dinime söven Müslüman olsa” dememişler…
Ne Ahmet Kılbeymiş yahu… Akbelen’deki zeytinleri, çamları ve de doğayı O ortadan kaldırmış olmalı… Hatta Yatağan’daki zeytinlikleri de O yok etmiş olabilir…
*
Aslında ben dünkü yazıma “Gündemde CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in Milas Mitingi ve CHP Milas İlçe Başkanı Ahmet Kılbey’in Meşelik Mahallesinde zeytin ağaçlarını kesip kesmediği tartışması var. Sanki herkes AK Parti Muğla Milletvekili Kadem Mete’nin ‘gafının’ peşine takıldı…” diye başlamıştım.
Cumartesi gecesi kaleme aldığım yazımdan önceki gün “Sanki herkes AK Parti Muğla Milletvekili Kadem Mete’nin ‘gafının’ peşine takıldı…” ifademi kaldırdım. Bu ifadeyi kullanmama Ahmet Kılbey’in “satış belgesi” diye gösterdiği ve neredeyse herkesi inandırdığı belge nedeniyle kullanmıştım.
Meğer sadece zeytin ağacı canı almakla kalmamış bir de herkesi kandırmış…
Ahmet Kılbey noter onayı olmayan bir “satış sözleşmesi” paylaşıp, “Hukuk konuşuyor” demişti. CHP İl Başkanlığı ile CHP Milletvekilleri ve ben dahil herkes bu “dolmayı” yutarken, hukukçu ve de çevreci CHP YDK üyesi Remzi Kazmaz’ın “İki yaşlı ağaç kesilmiştir”, yine hukukçu Milletvekili Cumhur Uzun’un “Arazi ile Ahmet Kılbey’in fiili ve hukuki olarak ilişkisi kesilmiştir” demesi karşısında söylenecek söz kalmamıştı. “Kadem Mete yine gaf yaptı” demekten başka…
Meğer gafın büyüğü CHP İl Başkanlığı’ndaymış… Taki Muğla Valiliği soruşturma başlatıp, Kılbey’e 50 bin lira idari para cezası uygulanıncaya kadar ve hatta CHP Genel Başkanı Özgür Özel “İstifa etmezse görevden alırım” deyinceye kadar…
*
CHP Muğla örgütleri Ahmet Kılbey’in yanında dururken ve siyasi gerilim büyürken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel yapılması gerekeni yapıp, Muğla örgütüne bir ders verdi… Kılbey istifa etmek zorunda kaldı. Oysa CHP İl Başkanlığı en az kendileri kadar ve hatta bazılarından daha CHP’li (hala meclis üyesi) Niyazi Atare’yi üzerine atılı suç gerekçesiyle daha “tutuklanmadan” disipline vermişti. Ki Atare kaç ay geçti hala iddianamesi hazırlanıp hakim karşısına çıkmadı…
Ne garip o refleks 27 zeytin ağacını hem de Genel Başkanı Özgür Özel Milas’a “zeytin mitingi” yapmaya gelirken katleden ilçe başkanına gösterilmedi.
Oysa daha genel başkanları duymadan hem de “kesin ihraç” talebiyle disipline vermelilerdi… İstifasını genel başkan değil il başkanı istemeliydi…
Peki konu kapandı mı?
Hayır, mal bulmuş mağribi gibi bu olayın üzerinde tepinmeye devam edenler olacaktır. Ancak yaşanan CHP’nin “parti politikası” sonucu değildir. Üstelik bu vahim olay “Akbelen Katliamının” ve “Acele Kamulaştırma” denilen acele katliam fermanının üstünü örtmez. Ancak Sedat Kaya’nın dediği gibi, o zeytinleri katledilen arsa, Türkiye’de sıkça konuşulan ama nadiren bu kadar çıplak görünen “siyaset – belediye – rant” üçgeninin bir turnusol kâğıdı olabilir.
O nedenle “Kılbey Zeytin Dosyanın” kapandığını değil, yeni açıldığını söylemek daha doğru olacaktır…
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ; Aklın ve ilmin üç büyük düşmanı vardır: Kötülük, bilgisizlik ve tembellik. --Ernst Haeckel