Dünkü yazımı “Yarın devam ederiz. Daha ne kaldı diye soran olabilir; daha Eskişehir’e gidip gelmedik… Ha bir de CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi Remzi Kazmaz da meslektaşı Av. Emre Aykın’ın yaklaşımına tepki göstermiş. Kendisi Muğla İl Başkanı bile değil, Ona ne oluyor bir bakalım…” diye noktaladım. “İl başkanı bile değil” ifadem biraz sert olmuş, ama var bir sebebi. Remzi Bey kusura bakmasın artık…

Siz de basında yer aldığında görüyor musunuz bilemem, bana gönderdiği açıklamalarında CHP Genel Merkezi’ndeki görevi gereği “CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi” diye değil de duruma göre “CHP Çevre ve Hukuk Komisyonu Sözcüsü / CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi” imzasını da kullanıyor. O komisyon Muğla’da mı Ankara’da mı bilmiyoruz…

Tabii “CHP Muğla İl Başkanı” diye imza atmışlığı yok. Çünkü CHP İl Başkanı değil! Ancak CHP İl Başkanının olması gereken her yerde ve hatta olması gerekip de olamadığı yerlerde bile var… Bu yüzden “İl başkanı bile değil” demiş olabilirim.

Uzun uzun açıklamalarda bulunuyor. Bazılarını bana da gönderiyor, ama bugüne kadar kullanma gereği duymadım. İl Başkanı olmadığı için değil tabii…

Üstüne bir çift söz etme gereği duyduğum son açıklamasında ise “Muğla’yı kim yönetiyor?” sorusunu bahane ederek, Ahmet Aras Başkan’ın yönettiğini anlatırken, adını vermemiş olsa da özel danışman Levent Arkan’ı savunmuş…

*

CHP Yüksek Disiplin Kurulu (Muğla Disiplin Kurulu değil!) Üyesi Av. Remzi Kazmaz, özel danışman Levent Arkan’ı savunamaz mı? Elbette savunur, hatta alır vekaletini Vatan Partisi Muğla İl Başkanı Av. Emre Aykın’ın açtığı “vesayet davasında” da savunur. Bize ne…

CHP Yüksek Disiplin Kurulu Üyesi olarak partisinin Muğla Belediye Başkanını da “gerektiğinde” her yerde savunur. Sokaktaki sıradan bir CHP’li vatandaş da savunur belediye başkanını, bunda bir şey yok…

Sayın Remzi Kazmaz’ın değerlendirme gereği duyduğum bu açıklaması bana kendisinden geldiği gibi önceki gün saat 14.25 de CHP Muğla İl Başkanlığı’nın “CHP Muğla İl Başkanlığı Basın İletişim Yerel MedyaWhatsApp gurubundan da geldi. Bu konuda CHP İl Başkanı Nail Kızıl da bir açıklama yapmış mı diye sayfaya göz attım, yapmamıştı…

Bu noktada bu yazıma “CHP İl Başkanının Sahip Çıkmadığı Özel Danışmana YDK Üyesi Sahip Çıktı” diye başlık atsam acaba “Dezenformasyon Yasasını ihlal etmiş” olur muyum?

Vallahi ben Remzi Kazmaz Beyin yerinde olsam bana ve basına her yerden servis ettiği bu açıklamayı CHP İl Başkanı Nail Kızıl’a verir, “Al bu açıklamayı sen yap” derdim.

Ama partisinin Rize Belediye Başkanı Adayı ve Rize 1. Sıra Milletvekili Adayı, CHP YDK Üyesi Av. Remzi Kazmaz açıklaması ile partisinin İl Başkanı Kızıl’ı yanına alıp partisinin Belediye Başkanı Aras’ı ziyaretinden fotoğraf paylaşmayı yeğlemiş…

*

Sayın Remzi Kazmaz’ın açıklamasını olduğu gibi paylaşmam söz konusu olamaz. Zaten sayfamda yetmez! Açıklamanın tamamını merak edenler kendisinden isteyebilecekleri gibi benden de alabilirler.

Remzi Kazmaz BeyMuğla Hepimizindir; Basın Özgürlüğü De Hukuk Devleti De Hepimiz İçindir” başlığını taşıyan açıklamasında söze şöyle başlamış:

Son günlerde, ‘Muğla’yı kim yönetiyor?’ başlığı altında, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’ı ve belediye yönetimini hedef alan; olayları çarpıtan, eksik ve yönlendirilmiş bilgilerle kamuoyunda kuşku yaratmaya çalışan bazı açıklama ve yayınlar nedeniyle, Cumhuriyet Halk Partisi’nin bir merkez yöneticisi olarak bu açıklamayı yapma zorunluluğu doğmuştur.

Sayın Kazmaz’a sormadan geçemeyeceğim; CHP’nin bir başka merkez yöneticisi, mesela Parti Meclisi Üyesi Süreyya Öneş Derici veya “HukukçuMuğla Milletvekilleri, hatta Merkez Başkanı Özgür Özel ‘in değil de sizin için bu “zorunluluk” neden doğdu?

Gerçekten merak ediyorum, Sayın Özgür Özel burada yaşanan “Muğla’yı Kim Yönetiyor?” tartışmasından haberi olsa nasıl bir açıklama yapardı? “Bu Özel Danışman ilişkisinin dimdik arkasında duruyoruz.” da der miydi?

*

Sayın Remzi Kazmaz sözlerini şöyle sürdürmüş:

Muğla Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras, halkın özgür iradesi ve çoğunluk oyuyla seçilmiş bir yerel yöneticidir. Yürüttüğü belediye hizmetleri hem hukukun denetimine hem kamuoyunun denetimine hem de demokratik eleştiriye açıktır. Belediyemizin yaptığı çalışmalar da aldığı kararlar da kullandığı kamu yetkisi de Anayasa ve yasalar çerçevesinde yürümektedir.

Başka türlü yönetildiğini iddia eden mi var diye sormayacağım… Açıklamasında “Hukuk devletinde özgürlük vardır; ama özgürlük, sorumluluktan bağımsız değildir.” ifadesini de kullanan Kazmaz Bey’e “Yerel yönetimlerde danışmanlıklar vardır, ama sorumluluktan bağımsızlar mıdır?” diye sormak isterim.

Yemin ediyorum, yazılarım nedeniyle başıma bir şey gelirse 12 Eylül Askeri Cuntası karşısında ünlü hukukçular Birdal Ertuğrul ve Erol Temelkuran’a verdiğimden başka bir daha hiçbir avukata vermediğim vekaletimi vereceğim… Topu müthiş taca atıyor…

Danışman Vesayeti” ile ilgili hukuk dersi vereceğine, biz gazetecilere “hukuk çerçevesinde” ne yapıp yapamayacağımızın dersini vermiş!

Remzi Bey hukukçu değilim, ama “basına dair” hak ve özgürler ile ilgili yasalar üzerine eksiğiniz varsa seve seve tamamlarım…

*

Nitekim Sayın Kazmaz meslektaşı Av. Emre Aykın’a değilse biz gazetecilere adeta parmak sallarcasına şu ifadelerde bulunuyor:

Anayasal güvence altındaki ifade ve basın özgürlüğü kadar, kişilik hakları, şeref ve itibarın korunması, doğru haber alma hakkı ve cevap-düzeltme hakkı da hukuk düzenimizin koruması altındadır. Gerçeğe aykırı yayın yapılması, kişilerin veya kurumların haysiyet ve saygınlığını zedeleyen isnatlarda bulunulması halinde, hukuk düzeni buna karşı açık koruma mekanizmaları öngörmektedir.

Sayın Kazmaz, dikkat çektiğiniz o öngörülen mekanizmalar “Muğla’yı Kim Yönetiyor?” sorusu sorulamaz mı diyor? Böyle bir soru “kişilerin veya kurumların haysiyet ve saygınlığını zedeleyen isnatlarda bulunmak” mı oluyor? Anlamaya çalışıyorum…

Sayın Kazmaz sonra da “Nitekim son dönemde, Sayın Ahmet Aras’ı doğrudan hedef alacak şekilde kurulan dil ve yapılan yorumlar; eğer belirli bir kişi ya da belli bir işlem üzerinden tartışılıyorsa, o tartışmanın muhatabı kim ise onun üzerinden yürütülmelidir. Bir danışmanla, bir çalışanla ya da münferit bir olayla ilgili iddia varsa, bundan hareketle seçilmiş belediye başkanını ve tüm belediye yönetimini töhmet altında bırakmak ne hukuken isabetlidir ne vicdanen doğrudur ne de gazetecilik etiğiyle bağdaşır.” demişsiniz.

İlginç… Farkında mısınız bu ifadelerinizin sonunda bir de “Ben Ahmet Aras ve Levent Arkan’ın yerinde olsam ‘Muğla’yı Kim Yönetiyor?’ sorusunu soranların hepsini mahkemeye veririm” demediğiniz kalmış… Çok korktum!

*

CHP YDK Üyesi Av. Remzi Kazmaz uzun açıklamasında yukarıdaki “aba altından sopa gösteren” ifadelerinin bizler tarafından nasıl algılanabileceğinin de farkında olmalı ki “Kimse kusura bakmasın:” demeyi de ihmal etmemiş ve ardından “Çamur at, izi kalsın anlayışı; gazetecilik değildir.” demiş. Bunu derken bizlere “çamur attığının” farkında değil sanırım. Sayın Kazmaz Muğla’yı Kim Yönetiyor?” tartışmasında “çamur atanı” gösterin onu birlikte mahkûm edelim…

Sayın Kazmaz sonra da “Gazetecilik; doğrulama ister. Gazetecilik; denge ister. Gazetecilik; muhatabına söz hakkı tanımayı gerektirir. Gazetecilik; kişisel husumetle değil, kamusal sorumlulukla yapılır.” diye devam etmişsiniz! Bu sorumlulukları yerine getirmeyen kim? Bu soruya “Kim alınırsa o” diye kaçamak yanıt veremezsiniz. “Gazeteci” olan alınır… Ben alınıyorum (!) ve benim bu sözlerinize aykırı gelen eylemimi merak ediyorum. Lütfen söyleyin…

Üstelik o sorunun muhatapları yanıtlarını verdiler, söz haklarını kullandılar. Gazeteciler o hakkın kullanılmasına saygılarını gösterdiler ki konunun muhatabı olmadığınız halde sizin açıklamanızı da değerlendirdiler…

*

Sayın Kazmaz açıklamanızın sonuna doğru da “Denetim elbette olacaktır. Soru da sorulacaktır, hesap da istenecektir. Ama bunların hepsi hukuk içinde, dürüstlük içinde, iyi niyet içinde ve kamu yararı gözetilerek yapılmalıdır.” ifadesinde bulunmuşsunuz.

İşte bu olmuş... Bizim yaptığımız işte tam da budur… Basın “gücü” denetler…

Yazınızın sonunda da “Eleştiri elbette olacaktır.” da diyerek noktayı şöyle koymuşsunuz:

Bu vesileyle bir kez daha ifade ediyoruz: Basın özgürlüğünün de yanındayız, hukuk devletinin de yanındayız, Muğla halkının iradesinin de yanındayız.” diyerek noktayı koymuşsunuz.

Keşke inanabilsem…

Ben de Ahmet Aras Başkan’a notla noktayı koyayım: “Sevgili Başkan Remzi Kazmaz’ı kaçırmayın. Size çok iyi hukuk danışmanı olur.

Ha bir de Sayın Kazmaz’ın açıklamasının başındaki “Muğla Hepimizindir” sözüne takıldım. Neden bunu söyleme gereği duydu acaba?

---------- -----------

GÜNÜN SÖZÜ: Ukalâ takımı öylesine becerikli olmaya alışmıştır ki cahillerin bile gördükleri apaçık şeyleri görmemenin bir yolunu bulur. --René Descartes