HAYIR BEN YAZMADIM…!
Kışla Parkı, Yalçın İnan parkı, Atatürk Stadı önündeki parktaki ağaçlar kıtır kıtır kesiliyor mu?
İl içi referandum yapılıp, bir de bu park yenileme işleri şehirde yaşayanlara sorulamaz mıydı?
Elbette sorulabilirdi.
Hele bu şehir “ortak akıl” ile yönetildiği iddia edilen bir şehirse…
Ruhsuz, duygusuz, beton parklara mı layık bu şehrin insanları… Kışla’ya bari sahip çıkabilmiş olsaydık.
Daha parklara sahip çıkamıyoruz, onları koruyamıyoruz. Gerisini siz düşünün diyeceğim, ama zaten bu “ben yaptım oldu” anlayışına karşı çıkmayanlar da biziz…
Desenize Muğla’nın parkı, bahçesi, rekreasyonu “Zevksiz Bir Proje Müdürünün” ellerine kaldı!
Muğlalılar bir de aydın geçinirler, Türkiye’de Muğla öyle bilinir. Parklarına bile sahip çıkamayan güzel Muğlalılar…
*
Dün de anılar da kalan KIŞLA PARKI'mız.
Kırmızı çizgimiz, silindi, yok artık...
KOSKOCAMAN BİR AFERİN...!
İYİ PAZARLAR.
Muğla'mızın parklarının projelerini kimler çiziyor?
Sert zemin beton beyazı yürüyüş yolları, havuzsuz, yeşilden yoksun, ruhsuz, topraksız, Yalçın İNAN Parkı'mız, Kışla Parkı'mız ve şimdi de benim mahallemdeki, havuzlu koyu gölgeli soluklandığım park, Goca Muğla'mın çehresi değişiyor.
Onca emeğe, onca paraya yazık… Bıraksanız da biraz toprak, küçücük sulu havuzlu kuşlarla, pisilerle günün keyfini çıkarsak… Bir bana mı yabancı bu projeler, bana mı yapay geliyor? Bunun siyasetle, suçlamakla ilgisi yok. Hizmet bizler içinse ben böyle ucube, yapay park projelerini, Muğla Mimarimizden uzak resmi ve özel binaların ‘modern’ projelerine hiç de alışamayacağım…
*
GOCA MOLA'mızın çehresi değişiyor ve ben doğduğum toprağımdan uzaklaşıyorum.
Güzel anılarım bir bir yok oluyor.
Tabii çözümü var, adım atarken gözlerimi kapatırım, bir daha sağa sola bakmam ve daha az sıklıkta çıkarım şehrime… Görmezden gelirim!
Peki Muğla'mızda yaşayan sizler benim gibi yapabilir misiniz? Bu yapaylıktan, hoyratlıktan memnun musunuz, giderek kimliksiz kişiliksiz hale gelmeye başlayan Muğla’da mutlu musunuz?
Belki de bu sessizliğiniz, tepkisizliğiniz, içinize atmanız seçimlerde bu belediye başkanlarımıza oy verdiğiniz içindir. Oysa oy verdiklerinizi yanlışlarında uyarmanız gerekmez mi?
Bu yönetimlere oy vermeyenlerin şehrin geleneksel kimliğinden uzaklaşmaya başlamış olması, park bahçe dertleri olmayabilir, toplumun “tepki gösterme alışkanlığı olmayan kesimi” olabilirler…
Ya siz?
Bu şehri ‘yandaşlığa’, tepkisizliğe ve sessizliğe kurban edemezsiniz…
*
Muğla Kışlası taburunu boşaltırken ve boşalttıktan sonra da şehrin kenarında çam ağaçları ile küçük bir ORMAN’dı. Orada piknik yapsak da yapmasak da bizim ormanımızdı. 1 Mayıs kortejleri bile oradan harekete geçerdi…
Bu küçük orman Muğla’nın insanlarına, çocuklarına çok görüldü.
Başka şehirlerde park bahçe yaratılmaya çalışılırken, Muğla gibi bir yerde bu değerlenin betona yenilmesi ne kadar acı…
Herkes layık olduğu gibi yönetilir, layık olduğu gibi yaşar.
BİZ MUĞLALILARIN HAK ETTİÜİ DE BU PARK… YENİLENMİŞ KIŞLA PARKI MUĞLA 'MIZA HAYIRLI ve UĞURLU OLSUN…
Sanırım benden başka, bu acıdan, kahrolan ambulanslık olan yok… Bu derin acıyı 1 Saat bile AĞAÇ NÖBETİ tutmayan, hissedemez, anlayamaz, hele o ağaç kesme motorunun sesi;
EN KÖTÜ, EN KAHREDİCİ SES... BİR TEK AĞAÇ KESİLDİYSE EĞER, HAKKIMI HELAL ETMİYORUM...!
ÇOK ÇOOOOK ÜZGÜNÜM... ÖZÜR DİLERİM ÇOCUKLUĞUMUN, GENÇLİĞİMİN KIŞLASI.
Bu meydanlarla uğraşma meselesi neden başladı acaba? Bari Beton Abidesi Kent Meydanını bir hal yola koysalardı önce.
Para çok geldi gibi…
*
Bu satırlar bana ait değil.
Bu köşenin sıkı takipçilerinden birine ait.
Şu kadar söyleyeyim, CHP’li biri değil, ama yerel seçimlerde oyunu CHP’li adaylara vermiş iyi bir Sosyalisttir.
Kötü olan yanı da dertleşircesine kaleme aldığı satırlardan da anlaşılacağı gibi aşırı duygusal olmasıdır.
Adı bende…
*
Bu okurum benden çok genç.
Benim çocukluğumda bu şehirde “bahçeler” vardı. Muğlalıları doyururdu. Şehrin orta yerinde koruluğumuz vardı. Bunlardan haberi olsa ağıt yakardı…!
O bahçelerin varlıkları korunabilseydi bugünkü nüfusa da yeterlerdi. Mal sahiplerince betona teslim edildiler. Elbette “belediye onayı” ile… Benim çocukluğumda, Turgutreis Lisesi’nin bir tarafında sık çamlarla kaplı “Koruluk” öbür tarafında “Tavuk Bahçesi” vardı…
Muğla Ovası’nda “Bademlik” … Karabağlar Yaylası’nı hiç sormayın.
Koruluğu Milli Eğitim Müdürlüğü’ne teslim ettik. Nasıl bir talihsizlikse, Koruluğu çocuklarımıza ağaç sevgisini, çevreciliği, korumacılığı aşılaması, “kimlikli şehirlerde yaşamayı” öğretmesi gereken Milli Eğitimin elinde yok ettik.
Kışla Parkı’nı da maalesef yerel yönetimlerimizin elinde mahvettik. Şehrin çeperlerinde hazine arazisi yokmuş gibi, kapalı spor salonu, kapalı yüzme havuzu için Kışla Parkı’nın neredeyse yarısını Gençlik Spor İl Müdürlüğü’ne hediye ettik... Hadi Huzurevi oraya yakışırdı diyelim, Sağlık Ocağı da neyse, kalanın yarısına da yerel yönetim başka yer yokmuş gibi “Çağdaş Yaşam Merkezi” kondurdu...
Çağdaşlık her yanımızdan akıyor…
Son “rötuş” da yeni yerel yöneticilerimizden geldi…
Bu şehirde o kadar çok cinayet işlendi ki hiçbirimiz masum değiliz… Ben de…
*
O değil de önceki gün Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras büyük bir doğa ve hukuk kıyımı yaşanan Akbelen’de CHP Heyeti ile köylülerle bir araya geldi.
Ahmet Aras Başkan o gün Akbelen Nöbetçileri ile bilmem kaç yüzüncü kere “Havama, Suyuma, Toprağıma, Ağacıma Dokunma” diye haykırdı.
Kaç gündür de CHP Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökan Zeybek Muğla’da… CHP’li Belediyelerin açılışları için ilçe ilçe dolaştırılıyor. Akbelen’e neden götürülmedi, oradan Ankara’ya daha güçlü bir ses yükseltilmedi anlamakta zorlanıyorum.
Asıl zorlandığım ise, Akbelen’de bir tek ağacın dahi kesilmesine tahammüllerinin olmadığını ortaya koyan Ahmet Aras Başkan’ın Muğla il merkezinde park-bahçelerde “düzenleme, yenileme” diye yapılanlara tepki gösterenleri dikkate almamasıdır…
Neyse…
-------------- --------------
GÜNÜN SÖZÜ: O kadar cahilsiniz ki; dininiz var diye ahlaka ihtiyacınız kalmadığını sanıyorsunuz. --Nikola Tesla