TOPTANCI ANLAYIŞLA ALLELACELE HAZIRLANMIŞ YÖNETMELİK
Her şey içinde çocuklarında bulunduğu 78 kişinin öldüğü ve 133 kişinin de yaralandığı Bolu Grand Kartal Otel yangını ile başladı. Kültür ve Turizm Bakanlığı yangının ardından hemen “alelacele” bir “Yangın Yönetmeliği” hazırladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla, “İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” Resmi Gazete de yayımlandı. O günden beri Muğla Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı konaklama tesisi sahiplerinin adeta canına okuyor.
Yeni yönetmeliğe göre, yangın güvenliği standartlarına uymayan konaklama tesisleri hemen faaliyetten menedilecek. 31 Mayıs’a kadar itfaiye raporunu almayanlar ruhsatlarını kaybedecek.
Muğla’da çok katlı konaklama tesisleri yönetmeliğin gereğini çoktan yerine getirdi. Ki Marmaris’te ünlü bir otelde çıkan yangın büyümeden söndürüldü. Can kaybı yaşanmadı. Otel odalarının kapılarının “yanmaz kapı” haline getirilmiş olması işe yaradı.
Ancak Bodrum, Akyaka, Dalyan ve Fethiye’de yatay mimariye göre yapılmış, iki katı geçmeyen otellerde sorun devam ediyor. Pek çok tesis 31 Mayıs’ta kapanmakla karşı karşıya…
*
YÖNETMELİĞİ DAHA ÖNCE ÇIKARMAYANIN SORUMLULUĞU YOK MU?
Konaklama tesislerinde “toptancı” bir anlayışla yapılmış bu yeni yönetmelik tartışılır, iki katlı yapılarla çok katlı yapıların aynı kefeye konulmasına isyan edilirken Ramazan Bayramı tatilinde Bodrum’da 8 lüks yatta yangın çıktı 7’si sulara gömüldü.
Bu yangın karada bir otelde çıkmış olsaydı sorumlu yeni yönetmeliğe göre “itfaiye” olacaktı. Zaten denizde çıkan yangında sorumluluk Sahil Güvenlik’te… Ancak marinada, kıyıda bağlı teknede çıkan yangına itfaiyenin müdahale etme sorumluluğu var. Bakarsınız şimdi 100 milyon doların Yalıkavak Marinasında sulara gömülmesinin ardından (Allah’tan can kaybı yok) marinalarda ve kıyıya bağlı teknelerde yangınla ilgili de bir yönetmelik çıkarılır!
Bu noktada insanın aklına “Yeni Yangın Yönetmeliği yıllar önce çıkarılmış olsaydı, Bolu Grand Kartal Otel yangını faciası yaşanmamış olacaktı. Öyleyse, bu yönetmeliği zamanında çıkarmamış olan Kültür ve Turizm Bakanlığı o facianın birinci derecede sorumlusu olması gerekmez mi?” sorusu geliyor.
Bu sorunun yanıtını da hukukçulara bırakıp devam edelim…
*
OTELCİLERE GÜCÜ YETEN İTFAİYE NEREDE? ÜSTELİK SIĞINAK YÖNETMELİĞİ DE GÜNDEMDE İKEN…
Bütün bunlar yaşanırken Yeniasır Gazetesi’nde 15 Mart’ta “Muğla'da faciaya davetiye!” başlığını taşıyan Osman Akça imzalı bir haber çıktı.
Haberinde, “Menteşe’de yangın sistemi çalışmadığı iddia edilen bir alışveriş merkezinin faaliyetini sürdürmesine izin verildiği gerekçesiyle CHP'li belediye hakkında önce CİMER'e ardından da Muğla Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu” belirten Osman Akça şöyle devam etmiş:
“Yangın güvenliği açısından faciaya davetiye çıkardığı ileri sürülen durumla ilgili itfaiyenin ‘yangın güvenliği bakımından yetersizdir’ raporuna rağmen CHP'li belediyenin herhangi bir işlem yapmadığı iddia edildi. Süreç hakkında bilgi veren Nihal Kolcuoğlu, 2008'de kentin ilk AVM'sini inşa ettiklerini belirterek, ‘AVM daha sonra başka bir şirkete geçti, ortakları değişti. Tapu ve devir işlemleri sırasında alışveriş merkezinin yangın sisteminin çalışmadığı ve bazı kısımlarının sökülmüş olduğu tespit edildi. Bu durumun ciddi bir kamu güvenliği riski oluşturduğunu düşünerek, gerekli yerlere şikayet dilekçelerini sundum. Bir gün sonra rapor hazırlandı. Raporla birlikte Menteşe Belediye Başkanlığı'na gittim. Önce Zabıta Müdürü ile daha sonra da Menteşe Belediye Başkanı ve Başkan Yardımcısı ile görüştüm’ dedi.”
*
Osman Akça’nın haberine göre, Nihal Kolcuoğlu, yetkililerle görüşmeleri sonucunda “iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarına ilişkin yönetmelik gereği yangın sistemini düzeltmek üzere 15 gün süre verileceğini” öğrenmiş. Bunun üzerine avukatından “Ek-3 maddesinin bu durumda uygulanmasının mümkün olmadığı” yönünde bilgi alan Kolcuoğlu, Osman Akça’ya “Bolu Kartalkaya otel yangınının asla unutulmaması gerektiğini, bu tür faciaların ihmallerden kaynaklandığını, bir daha bu acıların yaşanmaması için sorumluluk almalarını rica ettim. 9 Mart'ta da Muğla Cumhuriyet Başsavcılığı'na giderek görevini yapmayan belediyeden davacı ve şikayetçi oldum” demiş.
Muğla’da 20 yıldır adliye koridorlarında adalet için mücadele ettiğini, memleketine yatırım yapan bir Muğlalı kadın olarak, tüm yetkili kurumların görevlerini zamanında ve adil olarak yerine getirmelerini beklediğini belirten Nihal Kolcuoğlu, son olarak “Orada oluşabilecek felaketin sorumlusu kim olacak? Yangın Kamu Güvenliği gibi insan hayatını ilgilendiren bu kadar önemli olayda, Menteşe Belediyesi neden bu kadar büyük bir sorumluluğu üzerine almıştır? İş merkezi sahibi şirketin ortaklarının, CHP Muğla Milletvekilinin eşi ve kayınpederi olması mı belediyenin karar almasını geciktiriyor?” sorularını sıralamış.
Oldukça ilginç bir olay ve dikkat çekici sorular. Yanıt veren olursa köşemiz herkese açık…
*
BİREYSEL YANMAYI ANLAMADIĞIMIZ GİBİ KOLLEKTİF TEPKİ DE GÖSTEREMİYORUZ!
Nazım Hikmet’in “… Ben yanmasam / Sen yanmasan / Biz yanmasak / Nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa...” dizesini bilirsiniz. Bu dize, Nazım’ın “Kerem Gibi” şiirinden alınan, toplumsal sorumluluğu, fedakarlığı ve mücadeleyi vurgulayan ikonik bir ifadedir. Aydınlık bir gelecek için bireysel yanmayı (bedel ödemeyi) göze almanın şart olduğunu, karanlığın ancak birlikte çabalayarak aşılabileceğini anlatır Usta…
İşte o “bireysel yanmayı” herkes birbirinden bekliyor!
Elbette Nazım’ın muradı toplumun içinde bulunduğu karanlıktan kurtulup aydınlığa kavuşması, demokrasiyi, eşitlik ve özgürlüğü solumasıdır. Ancak biz Kerem gibi yanmayı göze alamadığımızdan Bolu Grand Kartal Otel’de topluca yanıyoruz, toplam 100 milyon dolarlık her biri 30-35 metrelik 8 yatı yangına maruz bırakıp, 7’sinden oluşan bir serveti denize gömüyoruz…
Elbette alakasız oldu, ama benim yaptığım bir metafor…
Can kaybı yaşanmamasının teselli olduğu,100 milyon dolar olarak ifade edilen servetin saniyeler içinde küle döndüğü Yalıkavak Marina yangının “sabotaj” ve “sigorta için kundaklama” iddiaları dahil kesin çıkış nedenine yönelik incelemeler ise tüm hızıyla devam ediyor…
*
“ANKARA SESİMİZİ DUYSUN”
Bu arada Tandoğan Uysal arkadaşımız da bayram tatilinde “Yangın Yönetmeliği” ile ilgili Bodrum Ticaret Odası (BODTO) Başkanı Mahmut Kocadon’un isyanını kaleme aldı. Bodrum Gündem de çıkan yazıda Kocadon “Ankara sesimizi duysun” diyor. Duyar mı?
Elbette duyar, ama yönetmelik çıkalı aylar oldu. Büyük oteller de yönetmeliğin gereğini yapalı çok oldu, tabii büyüklükten kastım kat yükseklikleri… İki katlı oteller ızdırap içindeler…
Gelinen nokta, hani “yumurta ağzına gelmiş” derler ya o nokta… 31 Mayıs’a kadar gereğini yapmayanların ruhsatı itfaiye tarafından yenilenmeyecek ve kapanacaklar!
Mahmut Kocadon Başkan elinden geleni yaptı, yapmaya da çalışıyor. Benim bildiğim Muğla İtfaiyesi’nin de katıldığı iki toplantı düzenledi. Öteki Ticaret ve Sanayi Odaları ne yaptı? GETOB’un, BODER’in, FODER’in sesi nerede? Bugüne kadar bir tek DOKTOB’un feryadını duyabildik. DOKTOB Başkanı Yücel Okutur, aylardır “Yönetmelikte yatay mimariye göre yapılmış tesislerin çok katlı tesislerle bir tutulmamasını” savunuyor, yetkililere anlatmaya çalışılıyor.
Aylardır herkes söyleniyor… Muğlalıların hastalıklarından biri de bu; söylenme hastalığı…
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, iktidar milletvekilleri Kadem Mete ve Yakup Otgöz ile Bodrum Marmaris Ticaret Odaları, Muğla, Milas ve Fethiye Ticaret ve Sanayi Odaları ile FODER, BODER, GETOB ve DOKTOB Başkanları bir araya gelip Muğla’da da otelleri olan Kültür Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un kapısını çaldınız mı?
*
YANGIN YÖNETMELİĞİ UYGULAMA SÜRESİ SEZON SONUNA UZATILMALI
Tandoğan Uysal yazısında “Türkiye’de yine bildik bir tablo… Felaket olur… Sonra apar topar yönetmelik çıkar. Kartalkaya’daki acının ardından kimse yangın önlemlerine karşı değil. Ama mesele şu: Bu önlemler akılla mı hazırlanıyor, yoksa panikle mi? 31 Mayıs 2026 gibi bir tarih koyuyorsunuz. Üstelik yaz sezonuna sadece 1,5 ay kala… Bu bir plan değil. Bu, ‘yapmış olmak için yapılmış’ bir düzenlemedir.” diyor.
BODTO Başkanı Mahmut Kocadon da şunları söylüyor:
“Yanmaz kapıdan, yangın merdivenine, su fıskiyelerinden diğer sistemlere kadar… Türkiye genelinde bu işlerin 1,5 ayda tamamlanması mümkün mü? Bugün ‘yanmaz kapı” diye satılan bir ürünün gerçekten güvenli olup olmadığını kim denetleyecek? Yarın 15 dakikada yanan kapılarla karşılaşırsak bunun hesabını kim verecek? Yönetmelik çıkar çıkmaz piyasada ‘yangın uzmanları’ türedi. Kim bunlar? Ne kadar denetleniyorlar? Belli değil. Ama herkes bir anda sistem satıcısı… Bugün ‘yanmaz kapı’ diye satılan bir ürünün gerçekten güvenli olup olmadığını kim denetleyecek? Yarın 15 dakikada yanan kapılarla karşılaşırsak bunun hesabını kim verecek?
En büyük yanlışlardan biri de şu: Bodrum’daki 1-2 katlı oteller ile yüksek katlı şehir otelleri aynı kefeye konuyor. Oysa gerçek ortada: Yönetmelik ne diyor? ‘Yangın merdiveni zorunlu.’ Sonuç? 12 odalı bir işletme 2 odasını kaybediyor. Gelir düşüyor. İşletme zarar görüyor. Bu mudur çözüm? Bu yönetmelik sahadan değil, masa başından hazırlanmış. Kartalkaya’daki yüksek katlı otellerde yaşanan facianın faturası, Bodrum’daki küçük işletmelere kesiliyor. Bu adalet değil.”
Peki ne istiyorlar?
Ankara’nın seslerini duymasını, sürenin uzatılmasını ve yönetmeliğin sektörle tartışılıp yenilenmesini…
--------------- ---------------
GÜNÜN SÖZÜ; Kapitalizm, insan gibi davranan makineler ve makine gibi davranan insanlar üreten bir sistemdir. --Erich Fromm