Değerli dostlarım, Davut (AS) Peygambere ait olduğu söylenen iki beyit hakkında bilgim ve düşüncelerimi son iki haftadaki yazım ile huzurunuza çıkmıştım. Yazılarımı takip eden okurlarımdan almış olduğum yapıcı tenkitler çerçevesinde neden güncel olaylara ait yorum ve tahlil etmiyorsun ve benzeri talepler karşısında bugün “Aile ve biz” başlıklı yazım ile huzurunuzdayım.

Bilindiği üzere aile kavramı bizim Türk kültür ve anane, örf ve adetlerimize uygun birlikte yaşama biçimidir. Ancak bu birliktelik Yüce Allah’ımızın belirlediği kural, inanç ve iman meselesidir. Bir kişi kız olsun oğlan olsun evlenme çağına geldiklerinde “hayırlısı” cümleciği ile eş aranmaya başlanır. Oğlan tarafı bir kıza teklif götüreceği zaman tespit ettiği o aile içinde görüşebilecek konuşabilecek kabiliyetli, kin ve hasedden uzak bir aracı bulur o aileye teklifi götürür.

Büyüklerimiz dualarında kız için de oğlan için de “Helal süt emmiş” bir şahsiyet isterler. Helal süt emme fiilini biraz açarsak bilhassa gençlerimize örnek olur düşüncemi saklı tutuyorum. Kız olsun erkek olsun anne karnındaki zamanını doldurup dünyaya geldikten sonra “Anne sütü” ile beslenir. Zira aAnne sütü çocuğun tüm gıda ve diğer ihtiyaçlarını gidermeye yarayan Yüce Allah’ımız tarafından anne ve çocuğuna verilen en büyük nimet olduğu ve anne sütünden üstün daha bir gıdanın bulunamadığını bilim insanları tarafından makaleler ile paylaşılıyor. Çocuk dünyaya geldikten sonra eksiksiz olarak “2” iki yıl annesini emecektir. Anne sütü ile beslenecektir. Bu hüküm Kur’an-ı Kerim’de biz insanlara emredilmiş bir eylemdir. Daha açık ifadeyle çocuk anne sütü ile beslenmesi şarttır. Anne sütü muadilinde olan ve günümüzde çok bol tüketilen “Mama” adı altında nelerin ihtiva ettiğini bilemediğimiz asla anne sütünün muadili olamayacak gıdalar ile beslemeye başladık çocuklarımızı. Durun durun hemen heyacanlanmayın, nasıl yani diye mırıldandığınızı duyar gibiyim. Evet çocuğumuz veya çocuklarımız anne sütüyle beslenmesi Yüce Yaradan’ımızın bizlere emridir.  Hemen itiraz etmeyin. Efendim çocuk dünyaya geldi, geldi ama annenin sütü yok. Çok nadir biçimde görülen bir hadisedir.  Yüce Yaradan rızkına kefil olduğu insanın sütünü anneye neden vermesin. Süt konusunu daha çok uzatmak isterim ama hem yerim dar hem de daha fazla ileri gitmem yanlış yorum ve düşüncelere yol açabilir.

Helal süt emmiş, bir kız veya oğlan tespit edilip görücü yöntem dediğimiz bizim kültür ve ananemizde yer alan evlilik öncesi kız isteme ve nişan merasimlerini burada uzun uzun anlatacak izah edecek değilim. Kız isteme “Kız evine” gidileceğine elimizde bir hediye götürülür. Aileni büyükleri birlikte olmak şartıyla kız evine küçük bir merasim yapılır. Belli sohbetler edildikten sonra oğlan tarafındaki en yaşlı ve tecrübeli olan büyük baba söz alır ve derki; Allah’ın emri, Peygamberin kavli, İmam Azam efendimizin (Mezhep İmamımız İmam-Azam Ebu Hanife) içtihadı ile oğlumuz Ahmed’e kızınız Emel’i münasip görüyoruz, siz ne dersiniz. Kız tarafının büyüğü de muhatap olarak bu sözü alır ve kızın babasına dönerek bak oğlum kızımızı istiyorlar sen bu işe ne diyorsun diye söz açar. Baba da der ki “Madem uygun görmüşler, münasip görmüşler İnşaallah hayırlı olur” sözü ile kız isteme merasimi başlamış olur. Aynı anda da kadınların oturduğu  odadada oğlan tarafından gelen büyükanne  ile kız tarafından hazır olan büyük anne de bu istemeyi yaparlar. Nasıl başlarlar söze Allah’ımızın emri diye söze başlanır.

Yuva kurmak için aile oluşturmak için ilk söz Allah’ımızın emri diye başlanır ve devam ederse arzu edilen güzel ve özel aile kuruluşuna başlanmış olur.  Ah ah ah diye mırıldandığınız da öyle şeyler tarihte kaldı diye hayıflandığınızı biliyorum. Toplumumuzun temel taşı olan ailenin kurulması böyle başlamalıdır. Bir de buna maddi manevi bilgi ile birlikte ibadet eylemi girdi mi Allah’ımızın murad ettiği aile kurulmuş olur. Böyle evlilik öncesi merasimlere “Görücü Usulü” derler. Kimin kimlerin aramıza girerek 1000 yıllık bu aile geleneğimizi rafa kaldırtıp, adına da güya ilericilik, sosyalleşme, daha fazla özgürlük adları altında sokulan soyut adımlarla aile kavramımız şu andaki ne olduğu belirsiz bir hale sokuldu maalesef. Kızlarımız ve oğlanlarımız bilhassa üniversitelere adım attıklarında  adına birlikte yaşama, dost hayatı, geçici nikah gibi tamamen uydurma olan ailemizin temeline dinamik koyan bu olgu ve davranışlarla karşı karşıyayız. Durum böyleyken başta Fransa devleti olmak şartıyla cinsiyet eşitliği, daha fazla özgürlük maskesi altında LGBT (Lüt kavminin helakine sebep olan hadise) erkek erkek ile kadın kadın ile evlilik adı altında tamamen nesli bozan akımlarla karşı karşıyayız. Önce “Aile” kavramımızı rafa kaldırttılar. Sonra da bu bahsettiğim ve bilhassa Avrupa ülkelerinde çokça rastlamaya başladığımız tamamen nesli bozmaya akımlar ülkemizde de görünmeye başladı.

Yüce yaratıcımız Kur’an-ı Kerim’de buyurduğu gibi, biz Azimüşşan İnsanoğlunu en güzel biçimde yarattık mealindeki ayetde olduğu gibi insan eksiksiz %100 hatasız olan bir varlıktır. 1000 yıldır bu coğrafyada medeniyetler kuran necip Türk Milleti an itibariyle ciddi bir saldırı içerisindedir. Bu gizli yürütülen, özellikle yazılı ve görsel medya aracılığı ile özendirilen, bilhassa genç yaşlardaki yavrularımızı hedef alan bu kirli akımlara hep birlikte dur demeliyiz.  Bir işe başlarken, mealen esirgeyen bağışlayan Allah’ın adı ile dememiz gerekirken genç nesillerimize bu küçük besmele okumasını da öğretemez hale geldik. Söyle oğlum söyle kızım dediğimizde internete sorayım diyor. Bismillahirrahmenirrahim diyerek başlanan işlerden şer gelmez hayır gelir. Ne demek besmele “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” demek.

Hep birlikte neslimizi ve nesebimizi koruyucu adımlara destek vermek hem insanî hem de vicdanî bir görevdir. Bana ne,bize ne diyemeyiz. Hepimiz bu gemide yolculuk yapıyoruz. İnsanoğlu elbette hata yapar, mühim olan hatadan dönmektir. Ahir zaman Nebisi Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (SAV) efendimiz bir hadisinde, kim günah/hata işledi. Hatasından ve günahtan döndü bir daha işlememeye yapmamaya söz verdiyse hiç günah hata işlememiş gibidir sözü ne kadar manidardır. Hepimizin yapacağı mutlaka bir iş bir eylem vardır.

Hoşçakalınız. Sağlıcakla kalınız…