" Merhabalar;
Gününde okuyamadığım yazılarınızıdaha sonraki haftalarda toptan okuduğum çok olmuştur. Bugün de aynı şeyi yaptımve okuyamadığım yazılarınızı bir çırpıda okudum.
' Sana Fikrini Soran Oldu mu? 'başlıklı yazınızla ilgili bir şeyler söylemek, biraz da içimi dökmek istedim.Kendimi geçen hafta üst yöneticimin karşısında buldum. Müdür bey beni üstyöneticimize şikâyet etmiş. Bu daha önceleri de birkaç kez olmuştu. Suçum,düşündüklerim ve yaptıklarımla müdür beyin önüne geçmem imiş! Yaşananlarınözeti ise şuydu: Bizim müdürün kapasitesi ve hızı iki birim olduğu içinyönetimindeki herkesin iki birimlik kapasiteyle görev yapması gerekiyordu.
Peki ama ben beş birimlik kapasitesiolan bir çalışan isem ne yapacağım? Müdürünün hızı iki birim diye çalışanlarınhızı da iki birim mi olmalı? Yıllar boyunca dirsek çürütüp, gecemizigündüzümüze katıp, yer yer bedel ödeyip beş birim haline getirdiğimizkapasitemizi nereye koyacağız?
Başımızdaki insan iki birimlikdüşünüyor diye bende mi öyle düşünmek zorundayım? Fikirlerimi, projelerimi,sistemi geliştirmek için geliştirdiğim düşüncelerimi çöpe mi atmalıyım?
Tabi ki hayır.
Üst yönetici de böyle bir bahane ileast çalışanlarını şikâyete gelen yöneticiye şu soruları hiç sormuyor: İşesenden sonra mı geliyor? Makam odanı ya da aracını o mu kullanıyor?Toplantılara senin yerine o mu başkanlık etmeye çalışıyor? Kendisinibaşkalarına kurumun yöneticisi olarak mı tanıtıyor?
Ben ve benim gibiler, hiçbir şekildesomut bir olay, söz veya durum ile desteklenemeyen 'Benim önüme geçiyor.'iddiasıyla kendimi bir anda ifade verirken buluyoruz. Bu yöneticilerimiz cesurve dürüst davranıp 'Ben kapasitesiz biriyim ve astlarımın benden dahakapasiteli olması beni rahatsız ediyor.' diyemiyor. 'Benim önüme geçiyor.'diyerek aslında kendi hızını ve kapasitesini de ele veriyor.
Hocam; koskoca devlet kurumlarınınhızı ile kendi kapasitesini denkleştirmeye çalışmanın, yüzlerce çalışanıyla birçarkı yavaşlatıp iş ve hizmet üretemez hale getirmenin adı nedir? Bu kurumunave Devlet'ine ihanet değil midir?
Ne yazık ki, bizim müdür ve onungibilerin sözlerine kulak veren ve ağlama duvarı olmaktan kurtulamayan üstyöneticiler yüzünden ülkemiz bu durumda.
Astlarının zenginliğini bir koroşefi gibi yöneterek ortaya muazzam bir eser çıkarmak yerine kapasiteyarıştırmaya çalışan bu idarecilere daha ne kadar tahammül edeceğiz? Korodakiher sanatçıyı kıskanan, kıskandığı her sanatçıya çamur atan bir şef olabilirmi? O zaman bütün enstrümanları tek başına şef çalsın; herkes insin sahneden,sahnede tek başına o kalsın.
Hocam, aklım almıyor.Beceriksizlikleri, liyakatsizlikleri ve neden bu hallerde olduğumuzu beş saatanlatabilirim. Ecnebiler; çalışana, farklı düşünene ve proje üretene bizim gibisavaş açmadıkları için her konuda başarıya ulaşabiliyorlar.
Bu kapasitesiz takozların hiçbirinehakkımı helal etmiyorum ."
Dertli okuyucumunyaşadıklarını beş yıl boyunca ben de bizzat yaşadım. Bu mesajı okuyuncaşaşırmadım değil. Çünkü ben de liyakatsiz bir yöneticinin koskoca bir kuruma veçalışanlarına yaşattıklarını yazmak istesem aynı cümleleri kurardım. Demek kisöz konusu liyakatsizlik olunca, eksiği kapatmak için aynı yöntemlerebaşvuruluyor.
Sahip oldukları meslekibilgi, deneyim ve temsil yeteneği sayesinde değil dayıları, amca oğulları vekirli ilişkileri sayesinde bir yerlere gelenler; beceriksizliklerini,çapsızlıklarını, bilgisizliklerini gizlemek için öncelikle kurumlarında kaosortamının oluşmasına zemin hazırlayıp çalışanlar arasında gizliden gizliye birayrışma ve çatışmayı körüklemeyi tercih ediyorlar. Daha sonra bu sorunların,dolayısıyla da personelin kötülüğünün arkasına sığınıyorlar. Çünkü "iş" üretmekapasitesi olmayan yönetici, "ilişki"ler üzerinden varlığını sürdürmeyeçalışıyor.
Bazen bu kendini gizlemeçabası istediği gibi sonuç vermiyor. Işığı daha güçlü olan bir ast, yöneticininzayıflığını ortaya çıkarıyor. Müdürümüzün tabiri ile "önüne geçiyor". Dahaaçıkçası, onun aydınlatamadığı alanı aydınlatıyor.
Bu ise büyük bir suçtur!Ast; haddini bilmeli, amirinin istediği kadar çalışmalı, amiri izin verdiğindekonuşmalı, amirinin duymak istediğini söylemeli ve asla göz önünde olmamalıdır!Bir şekilde susturulamayan, durdurulamayan ve odasına hapsedilemeyen astçalışan bir an önce kurumdan uzaklaştırılmalıdır. Bunun için hemen üstyöneticiye koşulur. Tıpkı oyuna alınmayan ve dayak yiyen çocuğun hemen annesinekoşması gibi.
Belki önümüzdeki haftalardakonuya buradan devam ederiz.
11.08.2021